Ana SayfaEkolojiÇevre haberciliği felaket haberciliği mi?

Çevre haberciliği felaket haberciliği mi?

-

Çevre gazeteciliğinin en güzel yanı dünyanın iyiliği için haber yapmaktır. Bu yüzden zor bir alandır. Çevre haberciliğinde “bağımsızlık” çok önemlidir. Çünkü çevre habercileri savunduklarını ispatlayabilecek durumda olmalıdır. Bu da kendine özgü, hassas bir duruş ister. Siyasetçileri, iktidarı utandırmak gereklidir.

Çevre gazeteciliği deneyim ve artalan bilgisi ister. Vurucu ve yeni olan bilgiyi bulmak için de, bulduktan sonra haberi geliştirmek için de bu konuda bilgiye gereksinim vardır. Dolayısıyla daha fazla çalışılmalıdır. Çevreyle ilgili haberleri düz mantıkla yapamazsınız. Çünkü tek bir gerçek yoktur. Birden fazla gerçek olabilir ve bu gerçekler çoğu zaman karmaşıktır. Ayrıca görüşler arasında denge kurmak gerekmektedir.

Günümüz habercilik anlayışı, daha çok okuyucunun hoşuna gidecek, popüler kültüre ayak uydurmuş, tam tabiriyle “topluma vermesi gerekeni değil, istediğini veren” bir anlayıştır. Medya insanlara belirli bir düşünceyi benimsetmek konusunda çok başarılı değilken, buna karşılık gündem oluşturmak konusunda daha etkili olduğu bilinmektedir. İnsanların haber alma aracı olan medyayı, ekoloji, çevre kirliliği, iklim değişliği gibi toplumu ilgilendiren konularda kullanmak gerekmektedir.

Başında “çevre” ya da “çevre sorunu” gibi kelimelerin geçtiği haberler okuyucuyu korkutan ve can sıkan haberlerdir. Görsel medyada gülen bir ifadeyle “orman yangını” haberi veren spikerler ya da gazetenin ara sayfalarında küçük bir “Türkiye tropikal kuşağa geçti” haberi görüp yalnızca endişelenen izleyici/okuyucu kitlesi bulunuyor. Dünyada 20 yıllık su kalmış diye yakınıp, “ben mi kurtaracağım dünyayı?” mantığı yanlıştır.

Herkes ekolojik yıkımdan, küresel ısınmadan ya da buna benzer sorunlardan bahsederken “20 yıl kaldı veya gelecek 10 yıl içinde…” gibi kalıplar kullanıyor. Bu kelime ve kalıpları kullanmaktansa onların gündelik hayatlarını etkileyecek, sebep-sonuç ilişkisine dayalı ifadeler kullanmak çevre haberciliğini, felaket haberciliği algısından kurtaracaktır.

Türkiye’de çevre gazeteciliği çok sorunludur. Bu, Türkiye’de “medyanın neresi sorunlu değil ki?” sorusunu akıllara getiriyor. Gazeteciler belli yayın politikası dışına çıkamamaktadırlar. Editörler insanların canını sıkacak ve birilerinin yaptıklarını ortaya çıkaracak haberleri yayınlamak istememektedirler. Bu sebeptendir ki, çevre haberciliği, Türkiye’de ve dünyada olması gereken yerde değildir. Ancak, güçlenen sivil toplum kuruluşlarının (STK) etkisiyle bilinçlenmeye başlayan toplumun çevreye ve sorunlarına olan ilgisi gün geçtikçe artmaktadır. Bu da çevre gazeteciliğinin gelişmesini ve medya içindeki yerini almasının önünü açmaktadır. Çevre haberleri “felaket haberi” algısından çıkarak, “bilgilendirme haberleri” algısını güçlendirmektedir.

Başlık Fotoğrafı: The Huffington Post

SON YAZILAR

Modern çağın jeolojik heykelleri: Dünyanın 70 çölünden doğan bir mimari arşiv

Apple Park’ın zeytin ağaçları arasında, dünyanın yetmiş farklı çölünden toplanan kumlarla üretilmiş dört yüzü aşkın cam sütun yükseliyor. Katie Paterson ve Zeller & Moye tasarımı "Mirage", malzemeyi jeolojik bir hafıza kartına dönüştürürken, sınırları eriten küresel bir iş birliğini simgeliyor.

Cephede enerji hasadı: Mimariyi canlı bir organizmaya dönüştürme manifestosu

Modern mimaride akıllı bina kavramı dijitalleşme ile anılırken, Hamburg’daki BIQ House bu zekayı biyolojiden alıyor. Dünyanın ilk biyoreaktif cepheli yapısı, cam panellerin içinde yaşayan mikro-alglerle hem enerji üretiyor hem de binaya dinamik bir gölge sağlıyor. Statik beton bloklardan, yaşayan organizmalara geçişin hikayesi.

Doğa kendi evini inşa ediyor: Karbon negatif bir yapı bloğu olarak “Kenevir Betonu”

İngiltere'deki Flat House, kenevir tarlasından doğan duvarlarıyla mimaride devrim yaratıyor. Karbon negatif, prefabrik ve nefes alan kenevir betonu (hempcrete) teknolojisini inceledik.

Bir sandalyeyi yetiştirmek: Nucleo’nun Terra projesi üzerinden ekolojik tasarımın yeni dili

Endüstriyel üretimin hakim olduğu bir çağda, tasarımın doğayla ilişkisi çoğu zaman "malzeme seçimi" düzeyinde kalır. Oysa bazı projeler, bu ilişkinin yalnızca yüzeysel bir tercih değil,...
Damla Ertürk
Damla Ertürk
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde Radyo Tv ve Sinema okuyor. Boş zamanlarını bisiklet sürerek ya da senaryo ve denemeler yazarak geçirmeyi seviyor. Sosyal sorumluluk projeleri, siyaset ve spor alanlarında çalışma yürütüyor.

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol