Afrika kıtasının bir haritasını elinize alın ve inceleyin. Sınırların bir masanın başına oturmuş birkaç adam tarafından, ellerinde cetvellerle belirlediğini anlamanız birkaç saniyenizi almayacaktır.

Afrika’daki hemen her ülkenin “sömürge”den kurtuluşu sayılan bir savaşı olmuştur. Ancak bu haritayı incelemek, verilmiş bağımsızlık mücadelelerinin yalnızca birer temsilden ileri gidemediğini kanıtlar niteliktedir. Haritaya bakmayı saçma buluyorsanız, halihazırda bağımsız sayılan ülkelerin hepsinde neden bitmek bilmeyen bir savaş olduğunu da kendinize sorabilirsiniz.

Koordinatlar hesaplanırken insan hayatının hiçe sayıldığını anlamak içinse, etnik çatışmaları körükleyecek bazı unsurların nasıl göz ardı edildiğine bakabilirsiniz. Bu sınırlar çizilirken sınırın öte yanında “öteki” olmaya mahkum bir grup insanı bırakmak, bizzat haritacının çıkarı için olabilir mi?

Demokratik Kongo Cumhuriyet’i dünyanın maden, petrol ve doğal gaz bakımından en zengin ülkelerinden biri ve sosyal istikrar, insan hakları, ekonomik koşullar, eğitim açısından ise dünyanın en fakirlerinden. Ülkedeki iç savaş dünya tarihinin en kanlı ikinci savaşı sayılıyor. Kongo’nun ilk sıralardan girebildiği bir diğer liste bu maalesef. Ülkenin doğusunda kalan Ruanda ve Uganda ise haritacının marifetinden nasibini almış diğer iki ülke. Birbirlerinin sınırlarında insanlarını bırakan bu ülkeler birbirleriyle çatışmanın yanında etnik iç çatışmalara sahne olmayı sürdürüyorlar senelerdir.

(Görsel: NPR)
(Görsel: NPR)

“Etnik çatışma” Kongo’yla ilgili haberlerde duymaya alışkın olduğumuz bir tanım. Bu tanım bize şöyle düşündürmek için var; “Afrika’nın aç insanları tek dertleri etnik kökenmiş gibi birbirini öldürüyorlar.” Gerçek bundan bir hayli uzakta. Sınırların tek ayırdığı insanlar değil çünkü. Madenler savaşı yöneten el için etnik köken yalnızca bir araç, bizim Afrika’ya bakınca gördüğümüz bir maske.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti dünyadaki en büyük kolumbit-tantalit minerali tedarikçisi. Yerel dilde “koltan” olarak anılan bu mineral ülkenin Ruanda ve Uganda’ya sınır olan doğusunda bulunan madenlerden çıkarılıyor. Ülkenin en büyük gelir kaynağı bu minerallerken, ülkedeki savaşın gerçek sebebi yine bu minerallerin ta kendisi. Bölgedeki azınlıkların isyancı gruplar oluşturması, madenleri ele geçirmesi, yerel halkı madenlerde zorla ve “masrafsız” çalıştırması ve mineralleri illegal yollarla müşterisine ucuza satması, tabii ki burada müşteri konumunda olan büyük şirketleri pek rahatsız etmiş görünmüyor.

(Fotoğraf: Lucas Oleniuk)
(Fotoğraf: Lucas Oleniuk)

Peki 4 milyon insanın ölmesine, ülkedeki kadınların yüzde 39’unun, erkeklerinse yüzde 24’ün tecavüz kurbanı olmasına, okuma yazma oranının 10 senede yüzde 10 düşmesine, çocukların madenlerde köle olarak çalışmasına, bazı goril türlerinin neslinin tükenmesine sebep olan “koltan”ın müşterisi kim? Biz.

İleri teknoloji gerektiren tüm elektronik cihazlarda, özellikle de akıllı telefonlarda, laptop ve tabletlerde olmazsa olmaz minerallerden biri koltan. Hayatımızın vazgeçilmezi oldurulan bu teknolojik cihazlara talep arttıkça bu ticaretin gücü de artıyor. Her modelinde yeni bir özellik eklenen cep telefonlarımızla kaç kişi öldürebiliriz? 4 milyondan fazla. Yapılan araştırmalar hiçbir büyük telekomünikasyon şirketinin bu mineralleri kullanmadan üretim yapmadığını kanıtlıyor.

Kongo Mineral Savaş

Peki buna bir alternatif üretilebilir mi? Elbette. İşe üzerinde “conflict material free” yazan cihazları tercih ederek başlayabiliriz mesela. Ya da her cihaz satın alımınızda bunu sorgulayarak, satıcıyı buna mecbur bırakarak ve gerekirse boykot ederek. Aksi takdirde savaşa sebep olmuş laptopumla yazdığım bu yazıyı, yine kana bulanmış cep telefonundan, tabletinden okurken hissedeceğimiz vicdan azabıyla başa çıkmaya çalışacağız. İnsanlar ise ölmeye devam edecek.

Hazırlayan: Duygu Sezer
Başlık Fotoğrafı: © Marcus Bleasdale/National Geographic