Dün gece senin evinden, havai fişek gördüğüme yemin edebilirim. Gidilemeyen bir ülkenin icatlarını halen kullanıyoruz. Barutun icadı diyerek bir çocuğun gelişim sürecine dahil edilen entelektüel bilginin burada işi ne? Çocuk bilgelik arıyor buralarda? Sokrates’in okuluna mı kayıt olsak, kontenjan var mıdır acaba neo-platoncularda? Evet, puddin sevdalıları hanginiz Joker gibi tanka atlar? Atlayanlar gelsin, bedeni bırakıyoruz bir köşeye.

Madem tankın içine atladık, yaşamaya devam ettik o zaman yaşayalım dostlar. Tek merkezli hayvan realitesinde yaşamayı kastetmiyorum. Konuşan seviyeye gelin, şarkıların söylendiği, kapıda bekleyen pesah bayramı için ateşin yandığı zamanları söylüyorum.

Bu akşam gidememe haline toplandık çünkü gitmenin hemen öncesindeki hal bu, taşı hava bıraktığında ilk olarak madde ile aynı halde? Hadi puddinler buna cevap versin? Cevap Sör’den geliyor, hareketsiz kalıyor sonrasında başlıyor ivmelenmeye. Harika! Bilim gibisi yok gerçekten, florürsüz ve köpürmeyen diş macunu arkasındaki bilinmezlik bana zarar vermiyor ancak sabah özlemle kalkıp dans ettiğimde ahşaplar ve salon bitkileriyle birlikte değişik anlar yaşıyoruz. An’ın değişiği mi olur demeyin dostlar, ateş elementini farklı amaçlarla kullanan insanlar dolu etraf.

Duyguların etrafında dönüyorum entelektüel olarak ve kelime yapıyorum. Kalp manyetizmasının içinde dolaşıyorum ve hüzün gibi bir hal ancak mutluluk yatağında. Bu yatağında kavramı bana hayal kahvesinden, bir takım mimarların dilinden söylemek gerekirse, “hayal”in mutfağından kaldı. Şöyle açalım an’ı; açlık hali içindeki Avni Onur, 400-550 gram arasında değişen bir şeyler sipariş etmek istedi, menüye baktı ve “ıspak yatağında bla bla” gördü. Yatağında? Bu ne terbiyesizlik? Biz bdsm dediğimizde, daddy/little one dediğimizde böyle olmuyor ancak? Olmasın, bir an’ın hayali bizi buradaki kelimeye getirdi işte kötü mü?

Değil.

Kötü olan dostlar, -ki buna kötü demek çok saçma -kalbimde dolaşan bu duygular. İllüzyon içinde dolaşıp dolaşıp duruyoruz hep birlikte ve ha pranamaya yapmışsın ha kabalabati. Bu ha kebap yemişsin ya ekmek yemişsin gibi, an’ın içine biraz daha haz vermekten başka ne işe arıyor? Birçok şeye yarıyor elbette. Bu sürecin en güzel gözlemlerinden birisi de, içimde böyle yaparsan böyle olur diyen bir benliği keşfetmek oldu. Aaa, bir önceki yaşanmışlığa baktı, şimdikine baktı ve dedi “bunları sen istedin dostum” Heyy, ben senin dostun nereden oluyorum. Efendi var masada! Tıkış!

Karma denilen hal gibi bir şey bu ya da dinlerdeki cennet-cehennem isteme hali gibi. Böyle olursa böyle olur, olan bir şeyler var elbet ancak bu senin realiten ve ihtiyacın olan madden ki bu da varlığın hayatı cezbetmesiyle alakalı bir şey. Cennete mi ihtiyacın var? Çok mu iyisin? Cehenneme mi ihtiyacın var? Çok mu “kötülük” ettin. Ettin de bulacak mısın? O zaman bulursun dostum çünkü evrende işler yasalara tabi. Her tarafımız yasa; fizik yasaları, termodinamik yasaları, kozmik yasalar.


Dostlar, hatırladığım ve şuurumun bir bölümünü aktif olarak projekte olduğu şu son dünya hayatında yaşadığım en güçlü karşılaşmalardan birine yazıyorum bunları. Muhakkak kökleri derine gidiyor, son zamanlarımızın olduğu şu an’larda bu kadar güçlü çarpışmalar, karşılaşmalar çok planlı programlı ve oldukça değerli sözlerle olacak işler. Peki, ne oldu? Gerçek bir şeye baktım, kalabalığa, kendime, sevince, sevgiye, kıpır kıpır hareket ettiğimiz kalplerimize, planlara, umuda, an’ların içindeki an’lara, an’dan içeri girdim feridüddin attar gibi. Küçük parmaklardan öğrendim ben şefkati. O küçük parmaklar besledi beni, sevdi, şefkat denilen ve lıkır kalbime dolan o an’ları hep o parmaklardan geldi. Şimdi, bir iki saniye görünmez olduğum mutlu oluyorum ve gözlerimden yaşlar geliyor.


Doğaya ve dürüstlüğe, birliğe. Dişiye ve erile. İlk anlardaki gibi ortak bilmeye, bir olmaya diyorum dostlar. Attar’ın 22 sırrı ile gidelim buradan.


Cihan seninle dolu, değilsin sen cihanda
Her şey kaybolmuş sende, sen yoksun ortada
Hem gizlisin hem aşikar
Ne bir yer içindesin, ne bir yerin üstünde
Konuşkanlığındır suskunluğunun sebebi
Görünürlüğündür gizliliğinin sebebi