Kıyamet sonrasını beklerken karşımıza çıkan müzik grubu. Sade ve sakin ritmler, mavi geniş müzik dalgaları bize nasıl geliyor? Belli bir hareket şablonunu kullanıyorlar diyebiliriz sanki?

Gruba geri dönelim ve devam edelim. Dokuzların kulaklarını tıkamaları gibi, kendi sağırlıklarına yazalım bunları? Oradan belki akış/geliş/gidiş üzerine gideriz üçe doğru? Evet dostlar benim için bunu yapalım.
Aranızdan birileri “ali baba saatin kaç” diye sorabilir mi lütfen? Hırvat asıllı Tesla’nın da üzerinde durduğu 3-6-9 yazı ile yalnız üç, altı ve dokuz diyorum. Peki, basit hesap kahramanları size soruyorum yakındaki dokuz mu, uzaktaki üç mü? Siz bana bunun cevabını verin lütfen. Kalp çakrasındaki üç, ikinci çakradaki dokuzdan iyidir değil mi? Çok daha iyidir, kıyas edilemez.

Üçler, gelişler öncesi haşlanmış harikalar diyarında kızarmış timsah eti yemek istemiş? Aynı gemide yolculuk eden bendeniz üç, tuzlu su Timsahlarını severim. Çünkü bu üç, iki yaka arasını vapurla geçiyor şu anda. Çalışmalarda adamın iki yakası bir araya gelmez derler? Peki ya ben de ‘yaka’ kalmadıysa? Eski kolalı yakalarım sökülüp atıldıysa kardeşlerim? Omzundaki apoletler söküldüyse ve kalpteki üç hala uzaktaysa? Şimdi bu işin hem kabası hem de incesi var. Kabada (kaba maddede) uzakta ancak incede oldukça yakınız. Siz dünya insanları buna şiirler yazarsanız rüyalarımda benimlesin gibi şeyler… İncede benimle olması yetmiyor ama?


Şiir mi yazayım yani şimdi, anlayamadım? Nasıl yaniii? Hani yoga yapıp çakraları açıyorduk başkan efendi? O zaman gelsin biralar, glütensiz derseniz viski getirmem gerek size efendim. Neyse herkes siparişini versin mekanı kapatıyorum dostlar. Havucu topraktan söktük artık, o kadar da söyledim sana toprağım ol diye. Şimdi bu turuncu havuç yani eril ifade artık ‘HaVaDa’ belki yağmur olup biraz ilerideki toprağa yağacak sensiz? Gökyüzünden düşmek istemiyorum güzelim. Ben seni istiyorum, bunu biliyorsun. My Sweety. 


Peki Sweety, o zaman bu anların hakkını verelim ve gördüklerimiz kendi gerçeğini bize açsın olur mu? Şimdi gone with sin gibi bir şey oldu bu. Dinleyelim mi? Peki Sema, senin setine gidemedik Filistine bize kızmazsın değil mi? Suyum buharlaşıyor artık, özlediğim her şey ‘HaVaYa’ karışıyor. 


Bir sonraki an’ın içinde olalım. Bunun gerçek olmadığını kim söyler ki? Ne de olsa çabucak iyileş dedin değil mi Sweety? Beni çabucak iyileştir lütfen. Sanırım Avni Onur’un nadir anlarından birisi bu gerçekten bir şey istediği.


Güle güle gidelim dört element. 


Doğanın yeşiline ve sevgisine. Günlerin kadimine.
Aldığımız kitabı hala okuyorum, belki de bitirdim eğer yeni bir hikaye yazmayacaksan? Bitti mi hikayemiz, diyelim buna. Ama kimse değmesin ellerimiz diyemez.