Mükemmeliyetçi olmanın aslında kötü bir şey olmadığını düşünen çok sayıda insan vardır ama aynı zamanda bu özelliğinin olumsuz sonuçlarını da yaşayan birçok insan olduğunu söyleyebiliriz. Kendimizin bu tür bir özelliğini görmüyor olsak bile etrafımızda hayatını mükemmel olmaya adamış insanlarla çevrili bulabiliriz. Mükemmeliyetçi özellikler insanlara bireysel olarak zor tecrübeler yaşattığı kadar, bu standartta yaşayan insanlarla bir arada olmak da yorucu olmaktadır. Bu özellikler, günlük yaşamdaki rutinlerimizden hayata bakış açımıza kadar geniş bir alanı kapsayabiliyor. Sonuçları ise toplumumuzda sürekli karşılaştığımız; stresli, yoğun, mutsuz, baskıcı, ön yargılı, sorumluluktan kaçınan, eleştiri odaklı insanlar… Kendini Aş! tam da bunları kapsıyor…

Dr. Elizabeth Lombardo‘nun mükemmeliyetçi insanların, olumsuz yanlarından kurtularak seveceği bir hayat yaşaması için kılavuz niteliğinde 2014 yılında yazdığı Mükemmelden Daha İyi kitabı, geçtiğimiz günlerde Ezgi Kızmaz Ürgen’in çevirisi ile Yabancı Yayınları’ndan Kendini Aş! adıyla okuyucularla buluşturuldu. Lombardo Eleştirel İç Sesinizi yenerek seveceğiniz bir hayatı nasıl inşa edeceğiniz ile ilgili 7 strateji sunuyor. Kendisinin de bu konuya yönelmeden önce mükemmeliyetçi özellikler taşıdığını söyleyen Lombardo, danışanlarının mahremiyetlerini koruyarak, onların hikayelerine de yer veriyor. Kendini Aş! iki kısımdan oluşuyor. Birinci kısımda, okuyucuya mükemmeliyetçiliğin ne olduğunu, olumlu ve olumsuz yanlarını açıklıyor. Ayrıca bu kısımda öz değerlendirmenizi yapabileceğiniz bir test de bulunuyor. Buradaki sorulara verdiğiniz cevaplara göre, mükemmelliyetçi özelliklere ne kadar sahip olup olmadığınızı saptayıp devam etmenizi sağlıyor. İkinci kısımda ise hayatınızı zorlaştıran mükemmeliyetçi özelliklerden kurtulmak için 7 strateji sunuyor. Yukarıda bahsetmiş olduğum, etrafımızdaki çoğu kişinin bu özelliklere sahip olduğu gerçeği de bu aşamaya gelene kadar daha da netlik kazanmış oluyor. Çünkü mükemmeliyetçi insanların sergilediği davranışlar ve yaşam şekilleri onlarla iletişimimizi de şekillendirdiği için herkese yol gösterici bir kitap olduğunu anlıyoruz.

”Mükemmelden Daha İyi olmak demek, tam da budur: Kendimizi mükemmeliyetçilikle sınırladığımız eski yöntemlerimizi aşmak, olumsuz eleştirel iç sesimize karşı zafer kazanmak ve eleştiriden ziyade sevginin olduğu bir yere gitmek, anlamına gelir.”(s.316)

Lombardo, hayatında mükemmeliyetçi özelliklerinin yararını gördüğü fakat kendisi ve etrafındaki insanlar için gereksiz ve olumsuz birçok deneyime de sebep olduğunu söylüyor. Bu deneyimler bazen iş hayatındaki ilişkilerde, ebeveynlik görevleri yerine getirilirken, arkadaş ortamımızda, başarılı veya başarısız olduğumuz durumlarda, karar verme aşamasındayken yaşanabiliyor. Kitaptaki açıklamalara göre bu insanlarda görülebilecek özellikler ise kısaca şöyle:

Hayatı siyah ve beyaz olarak algılama

Bir işi tutku yerine korku ile gerçekleştirme

İnsanın kendisine ve çevresindeki insanlara birçok kural yaratması

Bir işte başarılı olunamayacaksa hiç başlamama

Karar aşamasında çarpık düşünme tarzı

Yüksek stres seviyesi

Mutluluğu son amaç olarak görme

İlişkilerden yeteri kadar keyif almama

Çalışmaya çok fazla vakit ayırma

Kendinden şüphe etme

Beklentilerin hiçbir zaman karşılanamayacağı hissi

Tüm bu özellikler bazen hepsi bir arada, bazen belli zamanlarda kendini gösterebiliyor. Bu yaşam şeklinin sonucunda ise insan, depresyon, stres, uykusuzluk, gergin ilişkiler, sağlık sorunları… gibi olumsuz şeylerle karşılaşıyor. Lombardo’ya göre eylemlerinin sonucunda bunları deneyimleyen insanlar hayattan keyif alamıyor ve hayatını sevmiyor. Genel olarak ‘başarı’ üzerine kurulan bu hayatlarda tam tersi yani başarısız olunan durumlar yaşanıyor. Ayrıca bu insanlar, kendilerine koydukları engeller ile potansiyellerini düşürüyor ve birçok güzel deneyimi de kaçırıyorlar.

Yazarın altını çizdiği bir diğer nokta ise mükemmeliyetçiliğin ne olmadığıyla ilgili. Lombardo, mükemmeliyetçiliğin, manevi mükemmeliyetçilik ile aynı şey olmadığını; Obsesif Kompulsif Bozukluk, narsisizm ve mükemmellik olmadığını da vurguluyor.

Ayrıca kitaptaki her aşamada bir alıştırma da bulunuyor. Başlıklar örnek olaylarla pekiştirildikten sonra, okuyucunun önermeleri kendisinde uygulamasını kolaylaştıracak ya da kendi hayatında saptamasını yapmasına yarayacak alıştırmalara yer verilmiş. Burada başarılı olan nokta ise, bazı psikolojik ya da kişisel gelişim kitaplarının aksine ne yapmanız gerektiğini madde madde vermek yerine yol gösterici adımları belirleyip, uyarlama kısmını size bırakıyor olması. Kısacası kurallardan kurtulmayı öğütlerken, okuyucuyu kurallara boğmuyor oluşu rahatlık veriyor.

Kitapta kişilerin yaşadığı stres üzerinde fazlasıyla durulmuş. Neden sonuç ilişkisi içerisinde stresle başa çıkma yolları da açıklanmış. Bu aşamalardan sonra İkinci Kısım’da yer alan 7 strateji kapsamlı bir şekilde, yine örnek olaylar ve alıştırmalar ile açıklanıyor. Burada ”Başarma İhtiyacının Doğuşu” başlığı yer alıyor ve geçmişte yaşanılan olayların mükemmeliyetçi özellikler edinmemizdeki etkileri açıklanıyor. Bu aşamanın en temelden başlayarak, adım adım yeni bir hayatın yaratılmasında ilk adım olduğunu görüyoruz. 7 adım da her yönüyle, ayrıntılı bir şekilde açıklanıyor, hayatınızda benzer noktaları yakalamanızı sağlıyor, son olarak da eylem adımları ile uygulama aşamasına geçiriyor.

Kitabı okuduğunuz zaman en çok dikkatinizi çekecek şey, hayatı güzel yaşamayı zorlaştıran bu özelliklere ne kadar çok maruz kaldığımız ve bıraktığımız olacak. Çünkü aslında sandığımızdan daha kapsamlı ve bizlere çok yakın niteliklere sahip. Toplumda iletişim kurmanın zorlaştığı, insanları anlamamanın arttığı bu günlerde kendimizde olsun olmasın, bu özelliklerle doğru şekilde baş edebilmenin gerekliliğini ve önemini anlıyoruz. Kendini Aş! bunun için bizlere lazım olan bakış açısını geliştirmenin yollarını çok etkili bir şekilde bir araya getirmiş. Ele aldığı konulardan bir diğer güzel olanı ise, mükemmeliyetçi insanların kendi hayatlarına aşırı yoğunlaşmasından dolayı etrafına duyarsızlaşmaya başlaması, kendi başarısını elde etmek için başkaları üzerinden yükselmeyi tercih etmesi gibi günümüzde çok sık karşılaştığımız olumsuz hareketler. Maalesef mükemmeliyetçi özelliklerden masum olanlarını şu an sergileyen insanların kendilerine dur demezlerse nasıl bir hale geleceklerine de değiniyor.

Kendini Aş! mükemmeliyetçi bir hayattan sıyrılıp, gönüllü işlere yönelmek, hobiler edinmek, iyi niyetli düşünmek, karşımızdaki insanı anlamaya çalışmak gibi yönelimlerle bireysel hayatımızı güzelleştirecek eylemlere yer verirken toplumsal hayata da nasıl olumlu katkılar yapacağımızı vurguluyor.

”Şefkat, Mükemmelden Daha İyidir.

Sevgi, Mükemmelden Daha İyidir.

Tutku, Mükemmelden Daha İyidir.

Amaç dolu bir yaşam, Mükemmelden Daha İyidir.

Mutluluk, Mükemmelden Daha İyidir.” (s.363)

Kendimiz ve başkaları için mükemmelden daha iyi bir hayat inşa etme yolunda herkesin anlayacağı bir dille ve aynı zamanda profesyonellikle yazılmış bu kitabı okumakta fayda var.