Bencil Bakışlar

Öylesine benim ki sen olmanın nasıl bir şey olduğunu bilemem. Öylesine benim ki başkaları hakkında fikir beyan edemem. Kendimle öyle çok yürüdüm ki senin adımlarına ayak uyduramam. İnsanın gözleri renkleri öyle aynı tondan görüyor ki gördüğümüz arasında büyük farklılıklar var. Böyle bir görüntünün içinde empati nasıl mümkün olabilir? Bizler boğulma refleksine sahip insanlarız. Mevzu bahis hayatta kalmak olunca yapamayacağımız hiçbir şey yok. Yalnızca varoluşumuz esas olan. Bu yüzden varlığımız etrafında şekilleniyor hayat. Her şey bizim çevremizde meydana geliyor, bilime saygı duymasak dünyanın ve güneşin yalnızca bizim etrafımızda döndüğüne dair şiddetli fikirler beyan ederdik. Neyse ki bilim bu işi çoktan çözdü. Bizler tekil yaratıklarız. Çoğul öznelerin içinde bile beni arama uğraşındayız. Bu gayet tabi bir durum. Yıllar boyunca tek bir gözden görmüş bizler onlara kanun gibi güvenir. Bu yüzden bencil olmak benmerkezci fikirlere kapılmak olması gerekendir.

Varlığımız, kıymetlimiz

Tüm bu fikirlerin eşliğinde diğer insanları anlama isteğinden vazgeçtim. Çünkü anlayamam. Fikirlerim, kendi süzgecimden geçerek oluşuyor. Bu da onların bozulmasına yol açıyor. Onları kendi zihnimin boyunduruğu altına alıyor. Bu yüzden karşımızdaki insanı ne kadar anlamaya çalışırsak çalışalım hep eksik bir taraf kalacaktır. Varoluşumuz bizim hazinemizdir. Ona hep en büyük değeri veririz. Hiç kıyamayız, üzülmesine dayanamayız. Çocuklukta her şey etrafımızda dönüyormuş hissine kapılırız. Zaman geçtikçe bu dönüş yavaşlar. Ve bizler etrafımızda olup bitenin farkına varmaya başlarız. Yalnız olmadığımızı, gözlerimizi kapattığımız zamanlarda dünyanın dönmeye devam ettiğini anlarız. Bu kanaatimce insanı üzer. Biricik olmadığını kavramak, dünyanın yalnızca kendi adına düzenlenmemiş olduğunu anlamak ruhumuzda ihtilal yaratır. Tüm bu yıkıma rağmen değişmeyen, değişime direnen şeyler vardır. Gözlerimiz gibi… Onlar hala bizim dünyanın lideri olduğumuzu düşünmeye devam eder. Bu yüzden kendi dışında gördüğü her şeye kendinden biraz karıştırır.

Gözlerimizin Tahakkümü Altındaki Bilinç

Gözler en büyük veri kaynağımız. Bazen, belki de çoğu zaman, dış dünya hakkında yanılgıya düştüğümüz olur. İç sesimiz o kadar çok bağırır ki kulakları sağır eder bu ses. Bu yüzden gerçekler, ne kadar gerçek olursa olsun bilincimize ulaşmakta zorluk çeker. Sonra elimizdeki tek veri kaynağı olan gözlerimiz ve iç sesimize kulak veririz. Ki zannımca bu normal olandır. Esen hafif bir meltem gemiyi oradan oraya sürükleseydi hiçbir limana varamazdık. Sanırım bu yüzden gözlerimiz, iç sesimiz; tüm duyularımız yanlış olsa da bizi limana ulaştırma uğraşındadır. Haddimi aşmış olabilirim yazarken, fakat kendimle o kadar çok ilgiliyim ki bu fikirlerin dünyanın en doğru fikri olduğu kanaatindeyim.