Biliyoruz ki dünyadaki “fakir” kesim iklim değişikliklerinin etkilerini daha şiddetli hissediyor. Ancak bu kirlenmeden daha çok zarar görebilecek bir alt küme var: Kadınlar.

Uluslararası sivil toplum örgütü International Union for Conservation of Nature‘ın (IUCN) küresel cinsiyet ofisinde uzman danışman olarak görev yapan Lorena Aguilar, kadınlar ve erkeklerin iklim değişikliklerini aynı yolla tecrübe etmediklerini belirtiyor.

Aguilar; sonuçları her ne kadar boşuna olsa da iklim değişikliği konusunda çalışan her kesimden kadın ve Paris sözleşmesi ile manda altına alınarak saklanan insan hak ve eşitliğini savunan bazı sivil toplum örgütleri ve diplomatlardan birisi. United Nations Framework Convention on Climate Change‘in (UNFCCC) 8 Aralık “Cinsiyet Günü” adı altında düzenlemiş olduğu konferansta bilinçlendirme adına yapılan konuşmalarda ve sunulan raporlara rağmen sonuç, iklimin eşit olmayan etkisi üzerine anlamlı bir anlaşmaya ulaşamadı.

UNFCCC’de Kadın ve Cinsiyet Koordinatörü Bridget Burns “Bu anlaşma, ne yazık ki ihtiyacı olan savunmasız ülkelere, topluluklara ve insanlara ulaşmak yerine iklim krizine sebep olacak adaletsizliğe ve eşitsizliğe sebep olmaktadır” diyor.

iklim 1

Dünya genelinde kadınlar ve iklimin kesiştiği birçok yol var. İklim değişikliğinin kadınlar üzerindeki en belirgin özeliklerinden birisi, özellikle de gelişmiş ülkelerde, onların eşit olmayan finans ve eğitim haklarına maruz bırakılmaları.

Örneğin; kadınlar, dünyadaki çiftçi kesimin büyük bir bölümünü oluşturuyor ve erkekler gibi iş bulabilmek için giderek daha fazla kırsal alandan göç ediyorlar. Ancak ne yazık ki erkeklere sunulan imkânlara sahip değiller. IUCN’nin raporuna göre eğer kadın çiftçilere tarımsal kaynaklar kapatılırsa dünyadaki açlık sınırı yüzde 12’den yüzde 17’ye çıkacaktır.

İklim değişiklikleri dünyanın birçok yerinde giderek daha fazla doğal afete sebep oluyor ve kadınlar vatandaşlık belgesi ve tapu gibi felaketten sonra ailelerine destek olabilecekleri belgeleri içeren birçok kaynaktan mahrumlar.

iklim 2

Su ve odun kaynakları gün geçtikçe azalıyor ve fakir olan kadın ve çocuklar ailelerinin ihtiyaçlarını karşılamak için, bazı yerlerde giderek artan cinsel saldırıyı bile göze alarak, daha uzak mesafelere gitmek zorunda kalıyorlar. Kadınlar dünyada su bulmak ve getirmek için günde ortalama 140 milyon saat harcıyorlar, bu zaman okula gitmek için veya para kazanmak için kullanılabilirdi diye de devam ediyor Alam.

İklim değişikliğinin savunmasız kadınlar üzerinde daha az belirgin olan etkileri de var. 2004 yılında Hint Okyanusu tsunamisinde ölen insanların yüzde 70’i kadın. Yükselen deniz seviyesi içme suyundaki tuzluluk oranının artmasına sebep olmuş, bu da hamile kadınlar için son derece tehlike teşkil etmiştir. 2011’de Bangladeş’te yapılan bir araştırma gösteriyor ki hamile kadınlardaki hipertansiyon bunun bir sebebidir.

Ancak bu konuyu savunanlar, kadınların iklim değişikliğinde kurbandan daha fazlası olduklarını belirtiyorlar. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği iletişim görevlisi Sarah Marchildon “Onları savunmasız kılan şeyin aynı zamanda onların iklim değişikliği konusunda aksiyon alınması için en önemli konu olduklarını belirterek, kadınlar iklim değişikliğine açılan savaşta su, yiyecek enerji sağlayarak, iş dünyasında liderlik ederek, topluluklarda ve politikada yer alarak en ön sırada yer alıyorlar” diyor.

Alam ise kadınların aynı soruna farklı yollarla yaklaştıklarını belirtiyor: “Araştırma ve deneyimler gösteriyor ki iklim değişikliğine maruz kalan erkekler teknik çözümler ile destekleyip çözmeye yönelirken kadınlar risklerin farkında olup alışkanlıklarını değiştirmeye yönelik çözümler üretiyor” diyor.

iklim 3

İklim değişikliklerinde, dünya çapında ekonomik ve eğitim haklarının geliştirilmesi gibi kadın odaklı çalışmaların yapılması diğer kuruluşların hedefleri arasındadır. Örneğin; kadınların yakıt aramaktaki zamanlarından tasarruf etmeleri ve ocakların karbon emilimini azaltmak için güneş enerjisi veya biyoyakıt kullanılarak kullanılması gibi.

Ancak iklim değişimlerinde uyum ve adaptasyon gibi iki önemli konuyu ele alan bazı üst düzey iklim çalışmalarını sürdüren müdafiler ise kadınların potansiyel liderler ve karar mercileri olmaları yerine, adaptasyonu öğrenmek zorunda olan kurbanlar olarak portre edildiklerini belirtiyorlar.

Tarım ve Doğa Kaynaklarındaki Değişiklikler için Organize Kadınlar adlı organizasyonun direktörü Jeanette Gurung “Adaptasyon yaşanması gereken her yere kadınlar koyulmak isteniyor” diyor ve “Kadınlar için en iyi projeler solar lamba veya fırınlar olurken erkekler hafifletilmiş işler ve para kazanmaya layık görülebiliniyor” diye ekliyor.

Gurung; kadın liderlerin küçük projelerle oyalanmaları yerine iklim çalışmalarına ayrılan bütçe için agresif bir tutum sergileyerek daha büyük bir pay alabileceklerini savunuyor. Dünyadaki her sevideki kadının –çiftçiden bakanlara kadar- finansal ve politik erişim istiyorlarsa iklim değişikliği konusunun üzerinde durmaları gerektiğinin altını çiziyor.

Kadın çiftçiler ve kaynak sağlayan karar mercileri arasında çok büyük bir ara bulucunun bulunması gerekiyor ve bu kimsenin düşünmek istemediği bir seviye diye devam ediyor. İş insanının yer almasına geldiğinde, yaptığımız işlerin değerinden çok gönüllü olmamız bekleniyor diyor.

Ulusal ve uluslararası yönetimlerde çok dikkat çekici seviyede cinsiyet farklılığı gözetilmektedir. Yaklaşık 900 Birleşmiş Milletler üyesi ülkenin yalnızca yüzde 12’sini kadın yönetici oluşturuyor ve Paris’te de yapılmış olan toplantılardaki gibi katılımcıların yalnızca üçte biri kadınlar oluşuyor.

Green Climate Fund (Yeşil İklim Fonu / GCF) gibi yeni finansal kaynaklar kadınların iklimsel çalışmalara yönelebilmelerinde yeni bir nefes olacak. 2010 yılında kurulmuş olan GCF, hükûmet ve bazı özel bağışçılar sayesinde şu an 10 milyon dolarlık bütçeye sahip; amacı ise 100 milyon dolara ulaşabilmek. Bu kuruluş iklim çalışmaları için para toplayan ve cinsiyetler arası eşitlik politikasını benimseyip bunun üzerine çalışmalarını yürüten ilk kuruluş.

iklim 4

Gurung ise bunun artık bir vizyon değişimi olduğunu belirtip, iklim çalışmalarını destekleyen insanların artık kimseyi iklim değişikliği ve cinsiyet hakkında bağlantı kurmaya zorlamasına gerek olmadığını, herkesin bu konuda olgun olduğunu ve bunu anlayabileceklerini anlatıyor.

Gurung’un bağlı olduğu WOCAN örgütü cinsiyet eşitliğini destekleyen iklim çalışmaları dışında yenilenebilir enerji ve ağaçlandırma projeleri üzerinde de çalışmalarını yürütüyor. W+ adı altında dünyanın ilk kadın güçlendirme standardını sunarak kadınların zaman tasarrufu sağlayabilmelerini, ürettiklerinden kazanç elde edebilmelerini, kuruluşlardan kendi çıkarlarına hitap edecek eğitim alabilmelerini ve bunu hükûmet veya öze kuruluşlara pazarlayabilmelerinin oranını hesaplıyor. Hedefleri ise finansal boşlukları doldurarak daha çok kadın odaklı daha iklim çalışmalarına yönelebilmek.

WOCAN çoktan Nepal ve Endonezya’da iki projede W+ standardını uygulamaya başlayarak istikrarlı bir kredi fiyatını ayarlama üzerinde çalışıyor. Karbon dengeleme projesi ile standardı yakalamayı umuyorlar ve Gurung’un belirttiğine göre sürdürülebilir iş yapan özel firmalardan çok ilgi var.

Gurung, halihazırda iklim değişiklikleri ile ilgilenen projelerin kadınlar için daha iyi şeyler yapması ve bununla beraber kara geçmesi için geliştirilmiş bir sistem olduğunu söylüyor.

Özellikle iklim değişikliklerinin yoğun yaşandığı yerler başta olmak üzere birçok yerde dini liderler de bu konuya destek oluyor. Costa Rica asıllı Aguilar, Guatemala, Costa Rica ve Peru gibi Latin Amerika ülkelerinde uygulanan cinsiyet odaklı iklim çalışmalarının değişen politikaları için umut vaat edici olduğunu belirtiyor. “Bizim için sorun yaşam-ölüm ve bu yüzden savaşıyoruz. Bu konuştuğumuz bir şey değil bu yaşadığımız bir şey” diyor.

Fast Company‘den Lauren Zanolli’nin haberi Gaia Dergi için Nurhan Yaşat tarafından çevrilmiştir.