Babalar dönüyor. Dön bebeğim, dön çaresiz başım, ayrılık böyle uzun sürmez ki? Sürmez, nasıl kavuşacağız peki “ayrıldığımız” şey/yer/kavram ile. Sen burdasın ve ayrılmışsın, o bir yerlerde (mesafe anlamında değil) aranızda da bir “Yol” var gidilecek ve kapının eşiğinde duruyoruz (?), bir adım sonrası da oradan geçip yola açılıyor. Haydi gençler, harlayın cigaraları yola çıkıyoruz!

Tarkan Abimiz, Ölürüm Sana klibininde hatuna Gag Ball taktığında, biz Türk gençleri bir “an” gittik geldik. Bu kavuşma anlarını bilirsiniz. Bir anlık pıhtı attı bünyede. Tarkan Abimiz, Newyork’un yüksek katlı binalarında fantezisini yaşarken biz dial up modemlerle nedir bu BDSM* diye dolanıyorduk. Tabii, daha sonraları işin yüksek katlı binalarla alakası olmadığını anladık. Fazla girmek istemiyorum Master&Slave kafalarına, konu değişmesin. Mevzu derin agalar.

Evet, Farsça’da “muhtaç, yoksul ve dilenci” anlamlarına geliyor derviş kelimesi. Kütüphane anlamı da “Bir tarikata ve şeyhe bağlı olan mürid, sûfiyâne bir hayat yaşayan kişi”**. Tabii arap coğrafyası, her adamda dört tane var, kavram bir süre sonra bu kadar Hatunu ne yapacağım ben diyip, adamlar dine gelmiş ve kelimenin kullanımı bir süre sonra “kapı eşiği” anlamı kazanmış. Dil canlıdır diye boşuna dememişler, yukardayız gençler, Hermes’in yukarısındayız.

Hexagram değil mi bu? Bir üçgen yukarıdan aşağı bakar, öteki üçgende aşağıdan yukarı bakar.

Kelimeleri birinci anlamıyla kazımayın dostlar saksıya “yoksul, ışıktan yoksul, ışık yok, hâlâ benlikler var, hala sen çok kıymetlisin, hâlâ aklına güveniyorsun,” buradan da çok rahat çıkarabiliriz ki “muhtaç” hepimiz muhtacız. Şimdi, Amazondaki ormanlarda kauçuk çıkarma işi geldi birden aklıma, sanırım bilinçaltı bana bir şeyler ifade etmeye çalışıyor, eksik olmasın. Ağaçtan çıkan “beyaz renkte” kauçuk, dolunay falan derken akrebin medcezirini ve suyunu dengeliyor sanırım. Evet, “Kapıya” dönelim.

“Hayatı, olay anları içindeki titreşimleri yakala” olarak baktığımızda ya da bütüncül bakmaya çalıştığımızda, kapı beliriyor. Bunu sıklıkla akılda, zihinde yapıyoruz. Kim ne yapsın entelektüel lafları incillerde de geçer “sözlerimde sevgi yoksa kuru bakır gibi öter” diye. Anahtarı her yerde vermişler. Kalp, Kapı, Lamed. Bunu eşiğinde duralım babalar.

Biraz makara yapalım, bizim Metin Abimiz var, southern comfort‘çu. Umarım bir gün tanışıp konuşma fırsatınız olur. Kendisi part time Emar, EKG ve Röntgen çeker, hem de ayak üstü. Sen konuşursun o da konuşturur, o arada sigara içer çay içer ve yavaş yavaş düşer Kasımpaşalı Metin Abimize, böyle bir miks yok. En spiritüel konunun arasında “kedi kitlemesi” olmuş bunlar, der. Kahkahalarla su içer gibi olursun o an. Ya da bir konu olur “Abi Cern demiş aslında evren yok diye”, “bize de mi kuantum!” Der. Olay bir süre sonra akıldan iniyor, kalbe. O kapıdan geçince kalbin yolunda olmaya başlıyorsun ve kendini var ediyor o duygu hali.

EE, gençlere dedik harlayın dalgayı diye, aradan iki paragraf geçti ekmeğimiz nerde abi diyebilirler. Doğru, bakın ekmek nerede dostlar

O günü ve o saati, ne gökteki melekler, ne de Oğul bilir; Baba’dan başka kimse bilmez. Dikkat edin, uyanık kalın, dua edin. Çünkü o anın ne zaman geleceğini bilemezsiniz. Bu, yolculuğa çıkan bir adamın durumuna benzer. Evinden ayrılırken kölelerine yetki ve görev verir, kapıdaki nöbetçiye de uyanık kalmasını buyurur. Siz de uyanık kalın. Çünkü ev sahibi ne zaman gelecek, akşam mı, gece yarısı mı, horoz öttüğünde mi, sabaha doğru mu, bilemezsiniz. Ansızın gelip sizi uykuda
bulmasın! Size söylediklerimi herkese söylüyorum; uyanık kalın!”

Ekmek burada. Uyanık kalın, tabii Oğul’a nasıl uyanık kalacağız diye soramayız şu anda ama, ezoterik gelenekten gelen yolları bulabiliriz. Nasıl? Sorusunu soruyorsak, kapı belirir. Sormuyorsak, bu dünyanın kılı yünü Hei ise devam gençler! Verin odunu. Odun biter, ateş sönerse o zaman battaniye aramak için yollara düşersiniz. Kıymetli olanı çamura, domuzların önüne atmayın. Kapıda durma ihtimalimiz için bile şükürler olsun. Bir şansla belki yakalarız treni.

Evet, birkaç nefes kalmıştır belki bize emanet edilen ve kozmostan alıp durduğumuz. Nefes krıtik bir konu. Derinliği baya gidiyor, banci jamping yapabiliriz oradan içeriye doğru.

Dostlar, sevgi titreşimleri ile içelim çayımızı. Ayıran şey bizim Egomuzdur. Bu nesilde doğan tayfa olarak, ıslah edelim kendimizi, paylaşalım alma verme dengesinde yapalım bunları.

Yoldakilere selam olsun.

*BDSM
** Diyanet İslam Ansiklopedisi
An’dan İçeri

Kapak resmi Charlie Davoli’dan alınmıştır.