Polis az önce yasaklanmış bir grup protestocuyu ablukaya aldı.

Dayanışma! Dayanışma!

Dünyadaki en ırkçı ülke Fransa’dır.

Siyahiler Fransa için öldüler.

The Gilets Noirs (Kara Yelekliler) efsanesi yazılıyor.

Ekim 2018’den bu yana, Sarı Yelek veya Gilets Jaunes protestoları Fransa’ya yayıldı.

Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’un neo-Liberal politikalarına karşı ekonomik adalet için mücadele eden bu taban hareketi devam ediyor.

Ancak, ekonomik reformunun yanı sıra Macron, Fransa’nın göç yasalarını sessizce değiştirdi, gözaltı sürelerini iki katına çıkardı, sınırdışılar hızlandı ve iltica uygulamaları sınırlandırıldı.

Buna cevaben Kara Yelekliler veya Gilets Noirs adlı başka bir hareket kendini duyuruyordu.

Ne istiyoruz? Çalışma izni!

Siyahiler Fransa için öldü.

The Gilets Noirs efsanesi yazılıyor.

Hedefimiz net!

Bizi sömürgeleştiren Fransa, şimdi de bizi sınır dışı ediyor.

Daha daha dayanışma! Kayıt dışı olanlarla!

12 Temmuz 2019’da, Fransa’da, ‘sans-papiers’ olarak bilinen, belgelendirilmemiş işçiler liderliğinde örgütlenen bir hareket olan Gilets Noirs’den aktivistler,

Fransa’nın en tarihi binalarından biri olan Pantheon’da oturma eylemi yaptılar ve bu dünyanın dikkatini çekti.

Ama bu onların ilk eylemi değildi.

19 Mayıs 2019’da Charles De Gaulle havaalanını işgal ettiler.

‘Kayıt dışılar’ın (sans-papiers) sınır dışı edilmesinde işbirlikçilik yaptığını söyledikleri Air France’ın CEO’su ile konuşmak istediler.

Ve 13 Haziran 2019’da, dünyanın en büyük catering şirketlerinden Elior’un merkezini işgal ettiler.

Onları Paris ‘te yakaladık.

Kara Yelekliler hareketi tarafından düzenlenen bir protestodayız ve arkamdaki stadyumda baskı oluşturmak amacıyla gerçekleşecek bir miting için buradalar.

Burada, Elior şirketinden çalışanların ve bununla birlikte tüm hakların yasallaştırmasını talep ediyorlar.

Ancak, gerçekten inanılmaz olan şey, bu toplumda emeğin bu denli parçalandığı bir konumda olan bir grup insanın bir araya gelmeyi, örgütlemeyi

ve bu kadar güçlü bir şirketi müzakere masasına getirmeyi başarmış olmasıdır.

Eliordan başladık, çünkü sahtekarlar.

Sahtekarlar ve biz henüz yeni başladık.

Bakary, bir ‘belgesiz’ (sans-papiers) ve Gilets Noirs’in bir üyesi.

Eğer Fransız devleti tarafından fişlenirse sınır dışı edilmekle yüzleşeceği için adı değiştirildi ve kimliği gizlendi.

O, Elior’un yalnızca kayıt dışı emeği sömürmediğini, aynı zamanda bunu Fransa’nın göçmenlik altyapısının bazı kısımlarını desteklemek için kullandığını söyledi.

Elior’un ‘belgesiz’leri mahkeme salonlarını ve sınır dışı etme merkezlerini temin edip temizliyor, üstelik bir gün buraların kurbanı olabileceklerken.

Gözaltı merkezleri – orada belgelenmemiş olduğunuzda çalışıyorsunuz, diğer belgesiz göçmenler için gözaltı merkezinin kurulmasına yardımcı oluyorsunuz.

Oraya bu sömürüyü durdurmalarını anlatmak ve kendimizi savunmak için gittik.

Biz köle değiliz.

Fransız şirketlerinin ‘kayıt dışı’ların statüsünü normalleştirmeleri için yasal yollar olsa da

ki normalleşme emekçi haklarıyla olur, Elior gibi şirketler bundan kaçınmayı tercih ediyor.

Ancak  Gilets Noirs eylemleriyle, Elior 200’den fazla kayıt dışı çalışanı için normalizasyon sürecini başlatacak evrakları sağlama taahhüdü vermeye zorlandı.

‘Belgesizler’ teriminin kendisi dahi alt sınıflar için kullanılan bir kelimedir.

Belgeniz yoksa ve patronunuz bunu biliyorsa sizi sömürecektir.

Önceden dışarı çıkıp ekmek almaktan bile korkardım.

Çünkü, belgelenmemiş bir göçmen olarak, insanları sürgün ettiklerini sürekli görüyorsunuz.

Fransa, belgelenmemiş göçmenleri diğer AB ülkelerinden daha fazla alıkoymaktadır.

Ancak, aynı zamanda en fazla sınır dışı edenlerden biridir.

Sudanlı, Ala Addin ve hamile karısı Tibyan, Mesnil-Amelot sınırdışı merkezinde alıkonuldular ve derhal sınır dışı edilmeleri gerekiyordu.

Alaaddin’i ziyaret ettik, ancak herhangi bir kayıt cihazı getiremedik, bu yüzden onunla telefonla röportaj yaptık, kısa sürede merkezin neden içeride kameralar istemediği anlaşıldı.

Karım hamile.

Biliyor musun, neredeyse sekiz gündür hiçbir şey yemedi.

Bunu onlara söyledim. Onlar şöyle cevap verdil: Tamam, problem yok, ama karına biraz şekerli su vermelisin.

Dalga geçiyorlar.

Hamile bir kadının tüm yiyebildiği

hiçbir şey. Sadece şekerli su içebilir.

Burası korkunç, biliyor musun?

Hiç kimse burada yaşayamaz.

Aktivist bir doktordan, Tibyan’ın hasta olduğunu, geri gönderme merkezinde kalmaya uygun olmadığını

ve şu anki sağlık durumundan dolayı sınır dışı edilmemesi gerektiğini doğrulayan bir mektup aldık.

Yine de sınır dışı edilmek üzere bekletilmeye devam edildi.

Ben ve karım aranıyoruz, çünkü bizi birkaç kez tutukladılar.

Sudan’da işkence görmüştük.

Ve bizi tehdit ettiler… Orda bizi öldüreceklerdi.

Bizi Sudan’a geri göndermek için uçak rezervasyonu yaptılar.

Bu, bizi öldürdükleri anlamına gelir.

Yeni göç yasalarının yürürlüğe girmesinden bu yana, sürgünler en az %20 arttı ve bunların çoğu zorla uygulandı.

Seni uçağa atmak istiyorlarsa, suçlu gibi kelepçelerler.

Konuşamazsın, bağıramazsın, hiçbir şey yapamazsın.

Sıklıkla, size ilaç bile veriyorlar.

Yoldaşımız, şu anda Senegal’de.

Oraya gönderildi, ancak Senegalli değil, Moritanyalı.

CİMADE, Fransa’nın sözüm ona ‘koruma merkezleri’ olarak adlandırdığı yerlerde, tutuklular ile çalışan bir organizasyondur.

Aktivist Hortense ve Marco 2 yıldır bu merkezlerde çalışıyor.

Başkan Macron ile aynı düşünmüyorum, ancak kesin olan bu kanunun gerçekten otoriter, baskıcı olduğudur.

Macron’un liberal yüzü en azından bir şeydir, ancak daha önce kurulan ve mevcut hükümetle birlikte daha da kötüleşen yabancılara karşı baskıcı bir strateji var.

Bu aynı zamanda bir sosyal adaletsizlik problemidir.

Dünyada, kendi pasaportlarıyla bir ülkeden diğerine, bir kıtadan diğerine herhangi bir engel ile karşılaşmadan seyahat edebilen insanlar var.

Ve bu fırsata sahip olmayan bir sürü insan var.

Polisin göçmenlere ulaşımı engellemek için köy sakinleri bir araya geldi, aktivistler uçaklarda oturmayı reddederek uçağın hareket etmesini engelledi.

Dayanışma Fransız toplumunun her köşesinden geldi, bu da Fransız direniş ve protesto mirasının korunduğunu gösteriyor.

Daniele Obono, sol-kanat “France Insoumise” partisinden bir Fransız milletvekili ve ‘belgesizler’in haklarının en aktif savunucularından biri.

Bize bu mücadelenin tarihini anlattı.

Fransa’da 1995’te toplumsal bir hareket olarak başladı, çünkü o zamanlar “belgesizler” ve destekçileri St. Bernard’da bir kilisede kalıyorlardı.

Ve, bu çok ünlü bir işgaldi.

Çünkü o sırada hükümet, polisin giremediği kutsal bir yer olan kiliseye girdi.

Ve bu, sadece idari belgelerini isteyen insanlar için büyük bir protesto ve destek dalgası yarattı.

Gilets Noirs, bu hikayenin yeni ve dinamik bir bölümüdür, ancak buna paralel olarak Fransa genelinde belgelendirilmemiş işçiler tarafından sürdürülen birçok mücadele vardır.

Paris’te ‘belgesizler’, ülkenin en büyük dağıtım şirketlerinden birinde grev örgütledi: Chronopost.

Orada grevdeki bir işçi ile konuştuk.

Bu tam anlamıyla bir rezalet!

Çünkü orada sabahın 3’üne kadar çalışıyoruz.

Bir kişinin kendi başına bir kamyonu boşaltması için size otuz dakika, yirmi beş dakika veriyorlar. Bu mümkün değil.

İşçi sömürüsü, daha sert göç yasaları ve zorla sınırdışı edilen hamile kadınlar.

Daniele Obono, bütün bunların Fransız hükümetinin oluşturmak istediği göçmenlik imajının “can sıkıcı” tarafları olduğunu söylüyor.

Neden bu imajı istiyorlar?

Çünkü sağ ya da aşırı sağ seçmenlere oynuyorlar. Apaçık. Onların oyları için.

Ki bence, maalesef bunların bir kısmı göçmenlerin bir tehdit unsuru olduğu fikrine inanıyor.

Göçmen tehdidi algısına bu şekilde tepki veren sadece Fransa değil, bu tüm AB genelinde bir eğilim.

Avrupa’da göçmen karşıtı eğilim ve bunun sonucu aşırı sağ partilere verilen destek artışı, Macron gibi merkez-sol politikacıları umutsuzca onları kapsamayı denemeye

ve bu oyları geri almak için bu tarz politikalar uygulamaya sürüklüyor.

Paris’in hemen dışında bunun sonucuyla karşılaştık.

Koşulları tamamen ihmal edilmiş, otoyol kenarında yaşayan topluluklar.

Tanıştığımız bir aile bize kendi hikayelerini anlattı.

Burada bir haftadır yaşıyoruz ve henüz yardım için gelen herhangi bir yetkili, polis ya da başka birini görmedik.

Biz Somaliliyiz, ancak Somali zor bir yer. Savaş ve onun yarattığı problemler var.

Buraya geldik, çünkü Avrupa’nın daha iyi olacağını düşündük.

Ama şimdi bunun zor olduğunu görüyoruz, gerçekten zor.

Geceleri insanların bizi öldürebileceğinden korkuyoruz.

Her gün çocuklarım için endişeleniyorum.

Ne kadar süredir Fransa’da yaşıyorsun?

Bir haftadır.

Bir hafta? Burası hakkında ne düşünüyorsun?

Bir evde yaşamaktan mutluyum.

Büyüyünce ne yapmak istiyorsun?

Okula gitmek istiyor musun?

Evet, okula gitmeyi ve öğretmen olmayı istiyorum.

Ne öğretmeni olacaksın?

İngilizce ve matematik.

Burada ailenle birlikte yaşamak nasıl bir his? Burada olmak?

İyi, ama bazı akşamlar soğuk oluyor.

Bu güvencesiz, belirsizlik içindeki ortamın dışında, Gilets Noirs gibi bir hareket doğdu.

Hareketlerinin, kayıt dışı herkesin mücadelesini kapsadığını ve güçlü yönlerinden birinin, örgütlenme biçiminde yattığını söylüyorlar.

Gilets Noir hareketi hakkında gerçekten etkileyici olan, konutlardan örgütlenmiş olmalarıdır.

Paris’te bir sosyal konut kompleksi var, onlar fuayeler olarak adlandırılıyor ve bu fuayeler aracılığıyla buluşuyorlar, örgütleniyorlar ve sonra doğrudan eylemler gerçekleştiriyorlar.

Bu fuayeler, çoğunlukla mescit ya da kantinler, bir ağ gibi, başkentin her tarafına yayılmış durumda. Eylemciler buralarda toplanıyorlar ve eylemleri planlıyorlar.

Gilets Noirs, Pantheon’da bu Fuaye’lerde örgütlenmiş bir eylem düzenledi.

Eylem sonrası da dahil olmak üzere tüm eylemde orada olan tek uluslararası medya bizdik.

Biz ‘belgesizler’iz.

Sesi olmayanlar, yüzü olmayanlar.

Bir kadın ve kocası Sudan’a geri gönderilecek, kadın devrimin parçası olmasına rağmen, kocası bu devrimin parçası olmasına rağmen. Fransa bir devrim olduğunu biliyor.

Kadının adı Tibyan, adamın adı Ala Addin.

Özgürlük! Özgürlük!

Tüm belgesiz kara yelekli kadınlar.

Bize olan borcunuzu haykırmak için buradayız!

Tamam, ilk olarak, kimsenin tuvalete gitmesine izin verilmeyeceğini söyledier

Bütün tuvaletleri kapattılar ve şu an daha fazla polis geldi

ve bize sadece herkes yere otursun diyorlardı.

Polis takviye kuvvet çağırmış gibi görünüyor…

Polisle pazarlık yaptılar ve ancak hep birlikte çıkılmasına izin verildiğinde binayı terk edeceklerini söylediler

çünkü polis misilleme yapabilir ve aynı zamanda bazılarının tutuklanıp gözaltı merkezlerine götürülmesinden korkuyorlar.

Şu an harekete geçtiler, fakat hep birlikte hareket ediyorlar.

Ancak binadan çıkarıldıklarında, çok uzun süre birlikte kalmalarına izin verilmedi.

Tanık olduğumuz şeye gerçekten inanamıyorum.

Polis sıkışmış bir grubu ablukaya aldı.

Arkalarında bir polis barikatı var

önlerinde bir polis barikatı var

ve saldırdılar,

tabii ki, olan tek şey herkesin ezilmesi yaralanmasıydı.

Hep birlikte ayrılmak istiyorduk,

fakat onlar bizi tek tek almak istiyordu.

Ya hepimizin birilkte gitmesine izin vereceklerdi ya da hepimizi tutuklayacaklardı.

Onlar ‘belgesiz’ olmamızdan faydalanıyorlar.

Dışarıda bırakılabiliriz, insanca davranmalarına gerek yoktur.

Sence neden bu şekilde müdahele ettiler?

Çünkü korkuyorlar.

Çünkü, Kara Yelekliler şuan büyük bir hareket.

Kamusal alana çıkmaya ve var olmak istiyoruz demeye hazır olan kimse…

Bu umudu öldürmek istiyorlar.

Polisin dördüncü saldırısından sonra, herkes yaralanıncaya veya gözaltına alınıncaya kadar devam edecek gibi görünüyorlardı.

Ancak yeni bir saldırı beklenirken,

milletvekili Daniele Obomo geldi.

Kısa bir süre sonra polis çekildi,

Sonunda dışarıda dayanışmaya gelen göstericierin onlara katılmalarına izin verildi.

Dünyadaki en faşist ülke Fransa’dır.

Geçmişte dedelerimiz ve büyük dedelerimiz Fransa tarafından öldürüldü, ama bugün hala Fransa Afrika’nın en büyük düşmanı.

İşte Afrika’yı harap eden Fransa.

Şu an Afrika’da devam eden tüm savaşlar

İşte Fransa.

Afrika’daki Fransız sömürgeciliğinin sözde sona ermesinden bu yana, Fransa kıtaya 30 defa askeri müdahalede bulundu ve bir çok kez Devlet Başkanlarının görevden alınmasında rol oynadı.

Libya’nın Cumhurbaşkanı Muammer Kaddafi’nin öldürülmesi ve Burkina Faso’daki Thomas Sankara suikastı da dahil.

Fransa, Afrika’daki askeri varlığı sayesinde, petrol, gaz, uranyum ve altın gibi stratejik hammaddelere erişimini güvence altına alıyor ve sürdürüyor.

Fransa, CFA para birimi sayesinde, 14 Afrika ülkesinin yabancı rezervlerinin yüzde 50’sini elinde bulundurmakta ve ekonomileri üzerinde büyük etki sağlamaktadır.

Bu arka plana bakıldığında, neo-kolonyal askeri müdaheleler ve parçalamalar, birçoğu Fransa’nın eski sömürgelerinden gelen ‘belgesizler’ mücadelesinin temelini oluşturuyor.

Kurumsal faşizmin başlangıcı, sömürgecilik, kölelik zamanlarına dayanıyor.

Bunun sistemsel doğası yeniden üretildi ve kölelicilikten sonra kolonyalizmin sürdürülmesine yardımcı oldu.

Ve şimdi, kolonyalizm sadece yeni bir form aldı.

Burada hayatımız yok, evde hayatımız yok.

Siyahileri sevmeseniz bile, ülkelerimizdeki savaşları durdurun.

Biz ülkelerimizde kalırız.

Ülkelerimizde yaşanan bütün o sorunların, tüm her şeyin, Akdeniz’de ölümü göze almamızın, buraya gelmemizin nedeni – tüm bunlar, işte Fransa.

Ala-addin ve Tibyan’ın sınır dışı edilme durumu politikacılar ve gazetecilerce fark edildi.

25 Temmuz 2019’da ikisi de serbest bırakıldı.

Gilets Noir, onların durumlarına dikkat çekmede çok önemli bir rol oynadı.

Bu videoyu çekerken şu kurumlarla temasa geçmeye çalıştık: Air France, Chronopost, Fransa İçişleri Bakanlığı, Fransa Sınır Polisi, Mesnil-Amelot Gözaltı Merkezi.

Videonun yayımlanma sürecinde hiçbirinden cevap alamadık.

via GIPHY

Çeviri: Mehmet KAYIN

Video Kaynağı: redfish

Altyazı Kaynağı: seninhikayen

Video önerilerinizi Gaia Dergi’ye yollayabilirsiniz.