Koruma isteyen yüzlerce göçmen, Yunan adalarına tekneyle ulaştıktan hemen sonra tutuklandı. İnsan kaçakçılığıyla suçlanıyorlar.

Christian Peacemaker Teams (Hristiyan Barış Ekipleri) olarak bilinen bir insan hakları organizasyonu ile çalışıyorum.

CPT örgütü 2014’ten bu yana, Yunan adalarından Midilli ve Sakız’da kaçakçılık yapmakla suçlanan göçmenlere karşı açılan davaları takip ediyor.

Kaçakçılık ya da insan kaçakcılığı ile suçlanan insanlara karşı açılmış davaları takip ediyoruz.

Bir duruşma genelde yarım saatten daha az sürüyor. Hemen her davada göçmenler suçlu bulunuyor.

CPT, ceza ortalamalarının yaklaşık 44 yıl hapis olduğunu ve bunun 19 yılının yatılacağını tespit etti.

Ortalama 370.000 €’ya kadar cezalar verilir.

Kaçakçılık ya da benzer bir şeyle suçlanan insanlar; kaçakçılığın, mafyanın ya da buna benzer bir şeyin lideri değiller.

Onlar, teknede olan ya da tekneyi kullanan, ya da polisin, Sahil Güvenlik’in veya Frontex’in (Avrupa Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı) tekneyi sürdüğünü varsaydığı insanlar.

Bu insanların çoğunda ortak olan şeyler: yoksul olmaları, öğrenci olmaları, Ege adalarına gitmek için parasını ödeyemeyen göçmenler olmaları.

Sahil Güvenlik, Yunan Sahil Güvenlik veya Frontex göçmenleri alır ve ardından genellikle tekneyi kimin kullandığını anlamaya çalışırlar.

Türkiye vatandaşıysan örneğin, kaçakçı olmakla suçlanırsın otomatik olarak, ya da teknenin sürücüsü olmakla.

Sonrasında hapistesindir, ilk davanın görülmesi bir yıl kadar alabiliir.

Bu süre boyunca genelde avukata erşimin yoktur.

İnsanlara, avukatla görüşme hakkı ilk davadan 10 dakika ya da 20 dakika önce tanınır.

Yani aslında öyle bir hakları yoktur. Kendilerini savunmak için sınırlı imkanları var.

Sonra, 120 yıl, 90 yıl ya da 40 yıl gibi çok yüksek hapis cezaları alırlar.

Yunanistan’da hapsedilme veya kapatılma süresi azami 25 yıldır, kaçakçılık sanığı olan veya kaçakçılıkla suçlanan kişilerin cezası yani.

Bu, Yunanistan’da cinayete verilen cezadan daha fazla.

Yunan adalarına göçmen taşıyan bir tekne kullanmak, insanları öldürmekten daha vahim demek ki.

Örneğin, inşaat işçisi bir adamla ilgili bir vaka var.

Bir kafede çalışırken bacağını kırdı.

Bu yüzden artık inşaat işinde çalışamazdı.

Ona yaklaşıp onunla konuştular, ve dediler ki: Eğer bu tekneyi karşı tarafa geçirirsen sana 5000 € veririz.

ve bu 5000 € kız arkadaşıyla evlenmesi için, bütün borçlarını geri ödemesi için ona yardımcı olabilirdi.

Bu yüzden “evet neden olmasın” dedi ve yaptı.

ve o, elbette, 25 yıl hapishanede kalacağını ve bu tür büyük para cezaları alacağını, tüm bunları bilmiyordu.

AB, Yunan hükümeti ve olaya dahil olan herkes, bir açıklama yapmak istiyor.

Avrupalılar’a kaçakçıları yakaladıklarını göstermek istiyorlar, ama tabi işi organize eden esas büyük olanları tutuklamıyorlar.

13 ay Sakız Adası’nda hapishanede olan bir kişi de var.

Yüz insanla birlikte bir teknedeydi.

Tekne alabora oldu, İngilizce bilen tek kişi oydu.

Selanik’teki arkadaşıyla iletişime geçti.

Daha sonra 100 kişiyi gelip kurtarması için Sahil Güvenlik ile irtibata geçti. Kahraman gibi bir şey oldu.

İnsanları telefon görüşmesi yaparak kurtardı. Kendiyle birlikte 100 kişinin daha hayatını kurtardı.

Sahil Güvenlik ne mi yaptı, onu tutukladığı gibi hapse attı.

Siyasi bir muhalifti, Diyarbakırlı Kürt bir aktivistti.

Türkiye’de 15 yıl hapse çarptırılmıştı.

Bu yüzden onu suçlayacak hiçbir şeyleri yoktu.

Tamam diyorlardı, ama insanların yasadışı yolla sınırı geçmelerine yardım ediyordun, biliyor musun, bu telefon görüşmesini yaptığı için.

Onu suçlamaya çalıştıkları son şey buydu, ama neyse ki serbest bırakıldı.

Bu, mahkemeden kişinin salıverilmesi kararının çıktığı bildiğim birkaç davadan biri.

İnsanların buraya umutla ve yüzlerinde büyük bir gülümsemeyle geldiklerini gördüm. Çok fazla pozitif enerjiye sahiptiler.

Ve sonra, burdaki kapatılma süreciyle büyük bir hayal kırıklığı yaşadıklarını gördüm.

Bildiğin gibi sistematik hapsetme politikasıyla tanışıyorlar.

Bir başka örnek daha var, Afgan bir adamla ilgili.

O da Ege’nin diğer yakasından Yunan adalarına geçiş için babası, kendi ve karısı için gereken parayı ödeyememişti.

Ve ona, bir teklifte bulundular.

Eğer tekneyi karşıya geçirip geri getirirsen, karınla birlikte diğer tarafa ücretsiz olarak geçebilirsiniz diye.

Sonra olan şuydu ki yakalanıp karısından ayrı düşmek durumunda kaldı.

Yani onu son gördüğüm ve onunla tanışıtığım yer hapishaneydi.

Sonra duruşmasındaydık, karısı oradaydı ve o zamana kadar dört yıl hapishanedeydi.

130 bin €’luk kefalet ödemek zorundaydı ya da 90 yıla kadar bir hapis cezası alabilirdi.

Ama 25 yıl hapis cezası aldı.

Kaçakçılıkla suçlanan insanlara karşı verilen cezalar gittikçe daha da yükseldi.

Demek istediğim, aynı zamanda denizde felaketle boğuşan insanlara yardım edenleri de suçluyorlar.

Durum, diğerlerini dahi kriminalize eden çok korkunç bir yöne doğru gidiyor.

Bu sadece kaçakçılarla ilgili değil.

İşyerlerinde gözlerinin feri sönmüş sömürülen insanların göçünü durdurmak istiyorlar.

Yapmak istedikleri şey bu, anlıyor musun.

Bu yüzden, politikalarını engelleyecek her şeyi kriminalize etmeye çalışacaklar.

O zaman, bizim işimiz de bunu durdurmak.

Avrupalılar için dünya dolaşıma açık, onlar için sınır yok, biliyorsun.

İsveç-İranlı bir şair vardı, adı Athena Farrokhzad’dı.

Şöyle derdi: Eğer bir sınırı geçerken korku hissetmiyorsan, aslında bir sınırı geçmiyorsundur.

Sınırlar Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’dan gelen insanlar için değil.

Bu, onlar dışındaki herkes için. Bu bizim için, Irak pasaportlu, Gana pasaportlu, ve diğer pasaportlara sahip olanlar için. Sınırlar bizim için.

Onlar, hareket özgürlüğümüzün olmasını engellemek için buradalar.

Bütün bu hapishaneler, politikalar ve tüm bu şeyler,

bu sınırları güçlü ve yüksek tutmak, hepimize ait olan bu güzel dünyada ilerlememizi önlemek için.

Kuzey Makedonya ve Yunan polisinin nasıl olduğunu, göçmenlere biber gazı ve plastik mermilerle nasıl saldırdıklarını gördüm.

Gözlerimin önünde yaralanan birçok insan gördüm.

Biber gazını soluyan çocuklar gördüm.

Avrupa’daki anti-faşist hareketin ve sıradan insanların tepki göstermesini beklerdim.

Göçmenler ve Avrupa sınırlarındakilere Avrupa’daki insanlardan daha fazla dayanışma olmadığı gelmediği için çok hayal kırıklığına uğramış hissediyorum.

Irkçılık arttığı için hayal kırıklığına uğruyorum.

Yükselen bir devrim filan da yok, bu çok heves kırıcı.

Çünkü bu her birimiz için yaşanıyor.

Afrika’yı, Orta Doğu’daki insanları ve zengin dünyanın sınırları dışındaki diğer bölgeleri etkiliyor.

Ama aynı zamanda seni de etkiliyor.

Bugün sadece bizi, fakat yarın herkesi.

Avrupa’nın insan kaçakçılığına karşı mücadelesi ve AB’nin kaçış yardımını kriminalize etmesi devam ediyor. En çok ötekileştirilmiş insanları hedef alıyor.

Her hafta mülteci teknelerinden göçmenler tutuklanıyor ve yıllarını hapishanede yitiriyorlar.

Neyse ki beyaz Avrupalıların deniz kurtarma çalışmalarını kriminalleştirmesi hala bir öfke yaratıyor.

Hapsedilen göçmenlerle dayanışma göstermeye ne zaman başlayacağız?

Çeviri: Mehmet KAYIN

Video Kaynağı: deportation monitoring aegean. bordermonitoring

Alt yazı Kaynağı: seninhikayen