Elektrikler kesildiğinde, gece yürüyüşe çıktığınızda veya kapalı ve karanlık bir mekânda kaldığınızda vücudunuzun herhangi bir kısmıyla ışık üretmek ve işinizi kolaylaştırmak ister misiniz? Harika olurdu ama bu durum bizler için şu an mümkün değil.

Evrimsel süreçte bu özelliği kazanan canlıları doğada görmek mümkün. İşte bazı canlıların kendi kendilerine ışık üretmeleri olayına biyolüminesans denilmektedir. Derin su canlılarının yüzde 90’ı bu özelliğe sahip olmakla birlikte kara yaşamına adapte olmuş canlılarda da bu olayı görmek mümkündür. Canlılarda biyolüminesansın temel işlevlerine değinecek olursak kamufle olmak, karşı cinsi etkilemek ve iletişim kurmak olarak genelleyebiliriz.

Bu olayın da temelinde enerji vardır. Yani, yediğimiz besinlerin daha sonra ısı enerjisine dönüşmesi gibi biyolüminesans olayında da ışık enerjisine dönüşmesi söz konusudur. Olayın mekanizması şu şekildedir: Biyolüminesans, organizmanın vücudunda ürettiği Lusiferin pigmenti yine kendi ürettiği Lusiferaz enzimi sayesinde oksitlenerek soğuk ışık oluşumudur. Oluşan ışık genel olarak soğuk olarak adlandırılır çünkü oluşan reaksiyonda enerjinin yüzde 98’i ışık olarak açığa çıkar sadece yüzde 2’lik bir kısmı ısı olarak yayılır. Tomopteris cinsi balıklar sarı renkli ışık oluştururlarken diğer bu özelliğe sahip su canlıları genellikle mavi-yeşil tayfta ışık üretirler. Yapılan çalışmalarda, bu tayfın suda daha iyi iletildiği anlaşılmıştır. Biyolüminesans ile biyofloresans karıştırılmaması gerekir. Biyolüminesansta canlının kendisi kimyasal süreçle ışığını üretirken; Biyofloresans olayında canlı, çevreden gelen ışığı geri yansıtır.

Biyolüminesansın işlevlerine kısaca değinmiştik. Doğada örneklerini izleyecek olursak; Ateş böceği yaz gecelerinde eşini bulmak için ışık üretiyor. Fener balığı ise bu özelliğini avlanmak için kullanıyor. Fener balıklarının sırtında bulunan iki yüzgeçten birisi ağza kadar uzanmaktadır. Işığı bu yüzgecin ucunda bulunan bakteriler sayesinde üretmektedir. Hem bakteriler ile birlikte yaşam hem de kendi ışığını üretme bağlamında fener balığı tek balık türüdür. Biyolüminesansı, nehir ve dere kenarlarında yaşayan ve bu bölgelere yumurtlayan sineklerin kurtçuklarında da görmek mümkün. Ormanlarda bazı mantarların sporlarının da ışıma yaptığı biliniyor. Yine çok bilinen yakamoz da biyolüminesanstır. Denizlerde gözlenen bu olay özellikle Noctilica miliaris tek hücreli canlılarının bir araya gelerek oluşturdukları ışımadır. Yakamozu gözlemleyebilmek için çevreden gelen diğer ışıkların yakamoz ışığını bastırmaması gerekmektedir.

Poseidon’nun dokunuşu

Aslında biyolüminesas araştırmaları filozof Aristo’ya kadar uzansa da zamanında tam olarak açıklanamayan diğer doğa olayları gibi farklı şekillerde yorumlanmış ve inançlarda yer bulmuştur. Çok eski tarihlerde denizciler bu ışıltıya deniz tanrısı Poseidon’nun dokunuşu olarak tanımlamışlardır. Bazı köy yaşamlarında ise ormanda gördükleri ve mantarlardan gelen bu ışıltıya peri demişlerdir. Anlaşıldığı üzere insanlar, birçok doğa olayında olduğu gibi bilimsellik dışında olaylara insanüstü anlamlar yüklemeye çok meyillidir.

Şimdi bilimselliğine değindiğimiz olayı görünce efsanevi düşüncelerden uzak kalarak doğanın keyfini çıkarın. Yapılan araştırmalar biyolüminesans görülen suda yüzmek veya başka ortamında bulunmanın insana herhangi bir zararının olmadığı yönündedir.

Başlık Fotoğrafı: Milliyet