Dünya Sağlık Örgütü der ki; sağlık, salt bedensel ve ruhsal iyilik hali olmayıp aynı zamanda sosyal iyilik halidir.

Yaşamınız boyunca hiç hekim ve hastane yüzü görmemeniz sağlıklı olduğunuz anlamına gelmiyor. Eğer yaşadığınız coğrafyada her gün bir patlama korkusu ile evinizden çıkıyorsanız hatta ülkemizde şu son dönemlerde moda olan sokağa çıkma yasakları ile birlikte evinizden dışarı adım dahi atamıyorsanız, attığınız vakitte asker, polis kurşunu ile ölüyor veyahut terörizme kurban gidiyorsanız üzülerek söyleyeceğim ki siz sağlıklı değilsiniz.

Çocuklarınız vatan savunması adı altında askere bir seferberlikle çağırılıyor. Ölümünün üzerinden şehitlik naraları atılıyor ve savaş her geçen gün yoksul halkın çocukları ile körükleniyorsa savaşın olduğu bir coğrafyada hiçbir sağlık pratiği anlamlı olmayacaktır. Çünkü sizler yaşayabilirseniz sağlıklı kalabilirsiniz. Mevcut durumda yaşamanın yüzdelik dilimi katledilmekten çok daha düşük.

Sağlıksızlık ve katledilme hali yalnızca savaşla sınırlı değil. Günler birbirini kovaladıkça erkek bir yönetim tarzı olan devlette erk zehrini halkın büyük bir kısmına yayarak tecavüzzihniyetli erkek kitlesini besliyor hatta yasaları ile onlara yaşam damarı katıyor. Bu da ülkemizde ki birçok kadının hem erkek şiddetine maruz kalmasını bedenin erkek tarafından gasp edilmesi ile kadının yaşamı elinden alınıyor. Erkekleşen mekanizma yalnızca kadının değil LGBT bireylerin de yaşamlarını katlediyor. Katliamın örgüsünün bir kar topu misali gün geçtikçe büyüdüğü de aşikardır.

Bundan tam 5 yıl evvel Roboskî’de yoksul halk ve çocuklar bu ülkenin uçaklarınca bombalanıp yok edildiğinde hâlâ sağlıklı mıydınız?

Barış mitingleri, duraklar, meydanlar bombalanır; okullar, sağlık ocakları karakola dönüştürülürken kim, hangimiz sağlıklı olduğumuzu söyleyebiliriz? Yaşadığım ilde binlerce yüzü kapalı ellerinde kocaman silahlarla gezen, sert, her an ateş edecekmiş gibi duran polisler, askerler, bombalı araçlar kol gezerken ne sosyal halimiz ne de sağlığımız iyi olabilir.

Kafalarına göre çıkan KHK’larla işsiz kalan çocuklarınızın öğretmenleri, sağlığınızı emanet ettiğiniz hekimleriniz, akademisyenler ve birçok kamu emekçisi bir gecede işlerinden oluyor ve yaşam döngüsü tepe taklak edilip, seçmiş olduğunuz vekiller ve yerel yöneticiler tutuklanıyorsa sizi ve seçimlerinizi hiçe sayan bir ülkede hâlâ sağlıktan bahsetmek biraz zor değil mi?

Bir gecede binlerce ordu ve emniyet mensubunun terörist bölücü olduğu ilahi bir güçle öğrenilip tutuklandığı bu ülkede güvende miydiniz, güvende misiniz, güvende kalacak mısınız? Binlerce hakim ve savcının gözaltı ve tutukluluk günlerinde dün, bugün ve yarın adına bu ülke sizin için adil miydi, adil mi, adil olacak mı?

Tek tipleşen doğaya ve insanın tüm özgürlük alanına korkusuzca savaş açan bu güç ile sağlıklı olmayı geçiyorum. Kötü haldeki ruhsal ve fiziksel sağlığımızı da stabil tutmamız oldukça güç. Özgür bireyi yaratarak sağlıklı bir birey ve topluma kavuşmamızın vazgeçilmezidir. Bu da ancak barış ile mümkün kılınabilecek bir hamledir.

Koruyucu hekimliğin de birincil yaklaşımı savaşsız toplum sağlıklı toplum yaklaşımıdır.
Yaşayabildiğimiz, barışçıl ve sağlıklı günlere…