Afetler bütün bir topluluğun güvenliğini tehdit eden, beklenilmedik/hazırlıksız yakalanan olaylardır.

Herkes afetlere aynı semptomatolojiyi geliştirmez, her afet türü de insana aynı derecede rahatsızlık verme yükü taşımaz. Örneğin insanlar deprem, sel, hortum gibi doğal afet olaylarına karşı daha kabullenicidir çünkü bunu kişiliklerine karşı bir saldırı olarak nitelendirmezler. İnsanlar doğal afetleri diğer afet türlerine kıyasla daha kolay işleyip hazmedebilir. Öte yandan insan eliyle kasıtlı ya da kasıtsız ortaya çıkan afet durumları toplum ve toplumun parçası insan üzerinde daha uzun süreli etkiler bırakır. İnsan elinden kasıtlı afet olarak terör olaylarını örnek verebilirken kasıtsız afet durumlarına da nükleer tesis patlaması ya da pilot ya da teknik ekip hatası sonucu meydana gelen bir uçak kazası örnek olarak verilebilir.

Afet durumlarına insanlar stres tepkileri ile yanıt verirler. Varlıkları tehlike altındadır, stres çok doğaldır. Buna akut stres tepkileri denir.
Ardından gelen süreçte ise kişinin durumu nasıl ağır ya da hafif işleyeceği tamamen kişinin bireysel/çevresel destek durumu, yardıma erişebilirlik, travma yaratacak afet durumuna maruz kalma yaşantısı, kendisine olmasa da bir yakınına gelen zarar durumu gibi konular üzerinden şekillenir. Bu yüzden tepkiler tek tip değil aksine çeşitlidir.
Araştırmalara göre risk faktörlerinin artışı ile psikolojik bozuklukların görülme ihtimali de artıyor (Norris vd., 2002).

Travma deneyiminin ayrıntıları potansiyel psikolojik sonuçlar ile doğru orantılıdır, bunlara afete yakınlık, maruz kalma oranı, maruz kalma süresi ve bu esnada alınan yaralar doğrudan etki eder (Norris 2001; Udwin vd., 2000; Young vd., 2005).

Travma yaratacak afete maruz kalanların 1/3’lük bir kısmının günlük işleyişini etkileyecek patoloji geliştirdiği belirtiliyor. Bu patolojinin gelişmesinde yer değişikliği, barınma ve iş kaybı, fiziksel ve sosyal çevre kayıpları, kişinin kendisine olmasa da bir yakınına uğrayan hasar/harap/ölüm durumu ve kişinin de kendini en az onun kadar kayba yakın hissetmesi durumu gibi afet sonrası gelişen büyük yaşam ve algı/inanç değişiklikleri de neden olabiliyor. Kişinin yaşam alanına karşı “Yaşadığım yer güvenlidir.”, “Ben güvendeyim.” algısı dramatik bir hızla değişiyor. Bir canlı türü olan küçük insanın yaşantıladığı bu büyük, kapsayıcı ve belirsiz afet durumuna karşı kapıldığı panik ve “Hayatta kalmalıyım ama nasıl?” diye bocalama hali ve bundan doğan stres çok normal.

Afet yaşantısı sonrası verilen yaygın tepkilerse çok çeşitli. Geçici şok hali, korku, endişelilik, sinirlilik, üzüntü, gücenme, suçluluk ve utanç gibi tepkilerden söz edilebilir. Kişilerde takip eden günlerde uyku düzeni bozuklukları, kabuslar ve hissizlikten de bahsedilebilir. Afet sonrası süreçte kabullenmeyi inkâra, kendini suçlamaya ve kaçınmaya tercih eden bireyler daha az travma sonrası stres belirtileri gösteriyor (McGinn ve Massey, 2004; Schlenger 2002).

Cinsiyet başlığında kadın olanlar, medeni durum başlığında bekar olanlar; kişinin yaşı başlığı altında kişinin yaşının ne kadar küçük olduğu, önceki hastalık öyküsü başlığı altında önceden de bir hastalık geçmişi var olanlar da daha fazla patolojik tepki geliştirme ve tanı alma risk taşıyor.

Önceki hastalık öyküsü başlığının içeriği şimdiki risk oranına dair çok yordayıcı oluyor. Anksiyete ya da depresyon geçmişi olan bireyler özellikle risk altındadır (Breslaud 1991; Perkon Igg vd., 2000).
Üzerine uçak düşen bir otelin çalışanları arasında önceden psikiyatrik hastalık geçmişi olanların % 90’ı afet sonrası belirtiler gösterirken, hastalık geçmişiolmayanların sadece % 25’inde belirtiler görülmüştür (Smith, North, McCool ve Shea, 1990). Çaresizlik hissi geliştiren kişilerde durumu daha kolay idare etmek adına alkol, tütün, kafein gibi maddelere yönelim gözlemlenmektedir. Bir baş etme şekli olarak ortaya çıkan bu yönelim devamlılık halinde kişi için bir patolojiye evrilip uzun vadede ona rahatsızlık ve zarar verme riski de taşır. Ayrıca alkol anksiyeteyle başa çıkmayı daha da zorlaştırır çünkü bir kaçınmadır. Yüzleşip ilgili olayı ve ona dair içsel meselelerimizi halletmek, daha sonra da bunları anlamlı ve sağlıklı bir şekilde düzenleyip bir kenara kaldırmayı öneririm, sağlıklı yetişkinler dünya üzerinde ancak böyle varolabilir.

İnsanlar kendilerini tanımalı, göz kulak olmalıdır çünkü genellikle kişiden eğer bir yetişkinse ancak kendisi sorumludur. Tabii bazı durumlarda kişiler bu gücü, yeterliliği, yönetim gücünü kendilerinde bulamaz; olayların içinde gittikçe kaybolur. Bu durumlarda ruh sağlığı uzmanları psikiyatrist ve psikologlar onlara yardımcı olacak aralayacakları doğru kapılardır.

Aman hayatı daha yaşanabilir kılmak adına az bir enerjiyle çıkış yolunu ararken yanlış adreslere gidip kendiniz için süreci daha da zor bir hale getirmeyiniz. Ruh sağlığındaki bozulmalar insanlara en az fiziksel olanlar kadar acı verir, unutmayın.

Afet sonrası subakut dönem olarak adlandırılan, travmadan yaklaşık 2 hafta sonrasına kadar olan dönemde uzman yardımı alan kişilerin belirtilerinde belirgin oranda düşüş gözlenmiştir; iyileşme yardım almayanlara göre daha hızlı ilerler, rahatsızlık veren semptomlar patolojik tanılara yardım almayan gruba nazaran çok daha düşük oranlarda evrilir.

Kişinin hem uzman hem çevresince göreceği psikososyal destek bu ilk birkaç haftada kritik önem taşımaktadır.

İlgili bir örnek olarak 1998 yılında Kuzey Irlanda’nın Omagh kenti merkezinde bomba yüklü aracın patlaması olayından kurtulan 91 hasta, olaydan sonraki 10 ay boyunca ortalama 8 seans bilişsel tedavi gördü. Önceki benzer vakaların iyileşme oranlarına göre belirgin olarak daha yüksekbaşarı oranları gözlendi (Clark, 2000)

Bunun bir benzeri de 28 Haziran 2016’da Türkiye’deki Atatürk Havalimanı’nda gerçekleşen silahlı ve bombalı intihar saldırısıdır. Uzman desteği ve işlevselliğe dönüş arasındaki korelasyon o kadar kuvvetlidir ki saldırının ardından Tav Holding ivedilikle psikolojik destek ekibi ile anlaştı, aylar boyunca çalışanları ve onların yakınlarına ücretsiz bireysel ve grup terapi ayrıca psikoeğitimler verilmesini sağladı. Ben de o zamanlar bu ekipte gönüllü bir üye olarak süreci yakından takip edip; insanları, öykülerini, bir olayın her kişi sayısınca ne kadar farklı tecrübe edilebildiğini ve atmosferi yakından gözlemleyebilmiştim.

Yakın zamanda İstanbul’da ikamet etmek  -kastettiğim 5-10 yıllık süre içerisinde İstanbul’da yaşamak- insana kriz durumları, travma, yaşananların toplum üzerindeki etkileri ve yas gibi konularda gözlem yapabilme eklentisini de yanında getiriyor; burası çok dinamik ve oyunlu bir şehir. 

Afete maruz kalan bireylerin Travma Sonrası Stres Bozukluğu, Majör Depresyon ya da Yaygın Anksiyete Bozukluğu gösterme risklerini özetlediğim yazı bu olası yaşantıların pek çok değişkene bağlı olduğunu açıklıyor, bunun yanı sıra riskler ve alınan tanılar değiştirilip biçimlendirilebilir.

Uzman desteği yapıcıdır ve dünyayı travmatize olan kişi için kesinlikle daha yaşantılanabilir kılar. Öte yandan kapılınan panik, yaşantılanan akut stres durumu normaldir.

Sağlıklı günler dilerim.

Başlık Görseli: @pascalcampionart