Ayasofya, 537 yılında Doğu Roma imparatoru tarafından, İstanbul’a yaptırılan bir kilise olarak, içerisinde önemli tarihi bilgileri saklar. Bu eser, İstanbul’un fethedilmesiyle birlikte yapılan eklemelerle, Ayasofya Camii olarak tarihte yer almaya devam eden bir eser olmuştur. 1930’lu yıllarda müzeye çevrilen Ayasofya’nın tekrar ibadete açılması ise uzun süredir gündem olan bir konudur.

10 Temmuz 2020 itibariyle Ayasofya’da ilk ezan okunmuş ve 24 Temmuz 2020 tarihi itibariyle ilk namaz kılınmış, bu eser tekrar ibadete açılmıştır.

1500 yıllık tarih

Ayasofya, günümüzde ayakta duran en önemli tarihi eserlerden biridir. Birçok yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Ayasofya, ibadete açılmasıyla birçok soruyu da akla getirmekte… Bundan sonra ne olacak?

Öncelikle bir İstanbullu olarak Ayasofya’yı hiç Ayasofya Müzesi olarak duymadığımı belirtmek isterim. Ayasofya, Ayasofya Camii olarak bilinir ve 600 yıldır da öyledir. Ayasofya, yaşayan bir tarihtir ve hala yaşıyor. Bu yüzden insanların onu görmeye ihtiyacı ve hakkı var. Böyle bir eser hem ibadete açık hem de birçok insanın girdiği ve gezdiği bir turistik alan olarak kalabilecek mi?

Ayasofya’nın ibadete açık olmaması, buranın bir cami olduğu gerçeğini etkilememekle birlikte müze olması birçok insanın bu tarihi görmesini sağlamaktaydı. Yani buranın müzeye çevrilmesi dinsizlikten değil, aslına bakılırsa kamu yararınadır. Fakat son zamanlarda ortalıkta öyle bir hava var ki sanki İstanbul yeniden fethedildi ve bir gayrimüslim eser, tekrar dinimize katıldı…

Bali Tapınakları

Aslında benim merakımı çeken konu ise yukarıda da sorduğum gibi, bundan sonra ne olacak? Bir süre önce Bali hakkında okuduğum bir yazı sırasında şu bilgiyle karşılaşmıştım. Balililerin binlerce yıllık tarihi geçmişe sahip bazı ibadethanelerinin turistlerden kaynaklı olarak ziyarete kapatılması durumu… Nedense bir anda bu aklıma geldi. 

Bali halkı tarımla uğraşan ve hasata kadar bol vakti bulunan bir halk… Bu boş vakitler ise tapınaklarda geçirilen zamana, dini festivallere kadar uzanan kapsamlı bir şölene çevrilmiş. Herkesin evinde bir tapınağı ve Bali’nin sayısız tapınağı bulunuyor. 

Bali halkı bu tapınakları görmek için gelen turistlerden zamanla sıkılmışlar ve hal ve hareketlerinden rahatsız olmuşlar. Tapınakta uygunsuz hareketler yapılmasının saygısızlık olduğu düşüncesinden hareketle bazı kısıtlamalara gitmişler ziyaretçilerle ilgili… Bu da zamanla daha fazlası gerek daha da fazlası denerek birçok önemli tarihi içinde barındıran, 1000 yıllık bu tapınakların bazılarını ziyarete kapatmaya kadar gitmiş. Bali’de günümüzde çok önemli ve turistlerin gitmeyi arzuladığı bir kısım tapınak şu an sadece çevresinden gezilerek görülmekte ya da içeri girmek için uygun kıyafetlerin alınması ile mümkün olmaktadır.

Aynısı Olur Mu?

Ayasofya çok önemli bir tarihi eser… Bir yıl içerisinde aldığı yerli ve yabancı turistin haddi hesabı yok aslında… Peki içerisinde ibadet edilen bir yerde zamanla gezinen insanlardan rahatsızlık duyulmaya başlanır mı? Yüzlerce insan içeride gezerken, diğer yüzlerce insan rahatça ibadet edebilir mi? Ya da ibadet saati ile ziyaret saati ayrı mı olur? 

Zamanla Bali yerlilerinin saygısızlık olarak gördüğü farklı kültürlerin hareketleri, farklı kültürlerden Ayasofya’ya gelen kişiler tarafından yapılırsa, bizim yerli halkımız bu duruma ne tepki verecek? Yoksa Ayasofya’da Bali’deki bazı tapınaklar gibi, ibadet yerine saygısızlık ediliyor diye içeriye ziyaretçi alınmaması durumunu yaşayacak mı? Hatta yerli olunsa bile ibadet dışında sırf içeriyi görmek için girişlere izin çıkacak mı?

Mozaik ve Fresk Çizimlerine Kısmi Kapatma

Peki Ayasofya’nın duvarlarına yapılmış, 1500 yıllık resimlerin altında ibadet etmek zamanla rahatsızlık verecek mi? Başka bir dinin gerektirdiği çizimler altında rahatça dua edilebilecek mi? Yoksa zamanla onların üzerinin çinilerle kapandığı haberlerini mi okuyacağız? soruları aklıma takılıyordu ki, bu zaten en başta düşünülmüş. Başta namaz sırasında ışıklar ile bu resimlerin karartılması düşünülmüş. Sonra ise bunun zamanda çizimlere zarar vereceğine karar verilmiş ve raylı ve elektronik olarak çalışan bir sistem ile namaz sırasında bu resimlerin perde yardımıyla kapatılmasına karar verilmiş.

Yerlere Zarar Verilmeden (!) Halı Döşenmiş

Yüzlerce yıl önce, imparatorların taç giyme töreninin gerçekleştiği bin yıllık omphalion döşemenin ki türünün en önemli örneği olarak biliyor, ise halı altına alınması gerçekleşmiş. Halı ile kaplanan bu döşemeler, zarar görmesin diye gerekli önlemler alınmış… Böyle bir tarih, halı altına çoktan süpürülmüş anlayacağınız.

Bu yazıda soruların hepsi bir varsayım tabii ki… Daha azı da olabilir, daha çoğu da… Zamanla göreceğiz ülkemizin açık ara en çok ziyaret edilen bu müzesine neler olacağını…