Türkiye’nin bugünlerde gündemi aydınlar. Barış İçin Akademisyenler ismiyle bir araya gelen 1128 akademisyenin yaşadıkları, 1984’de 12 Eylül Aydınlar Dilekçesi’ni imzaladıkları için başta Aziz Nesin olmak üzere aydınların yaşadıklarına benziyor. 2016’da aydın müsveddesi olarak nitelemeler devletin başından aydınlara ve akademisyenlere yöneltilirken, 1984’te ise Kenan Evren aydınlar için “Ne yapayım ben böyle aydını” diyordu.

Barış İçin Akademisyenler ismiyle bir araya gelen 1128 öğretim üyesi ve akademisyen, Güneydoğu ve Doğu illerinde süren sokağa çıkma yasaklarının ve çatışmalı ortamın sona erdirilmesini talep etti, barış çağrısında bulundu. Barış İçin Akademisyenler, Bu suça ortak olmayacağız başlıklı metini imzaladılar ve kamuoyuna bir basın toplantısıyla açıklayarak destek istediler. Olanlar ise bundan sonra oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, imzacı akademisyenleri sözde aydınlıkla ve aydın müsveddeliğiyle suçlarken, Sedat Peker de bu akademisyenler için Oluk oluk kan akıtacağız, kanlarında duş alacağız” şeklinde ifadeler kullandı.

Barış İçin Akademisyenler 3

Aydınların Türkiye’de yaşadıklarını veya maruz kaldıkları düşününce bu yaşananlar hiç de sürpriz değil. 12 Eylül darbesi sonrası yaşanan karanlık dönemde Aziz Nesin öncülüğünde bir grup aydın “Aydınlar Dilekçesi”ni imzaya açmıştı. 15 Mayıs 1984 günü yayınlanan “Aydınlar Dilekçesi”nde, 12 Eylül darbesi döneminde yaşanan hak gasplarına dikkat çekiliyor, yaşananlar karşısında talepler sıralanıyordu. Aralarında Aziz Nesin, Uğur Mumcu, Halit Çelenk, Yalçın Küçük, Erdal Öz gibi aydınların bir araya gelerek oluşturdukları ve yaklaşık 1300 imzayla desteklenen dilekçe, 5 Mart 1984 tarihinde Altındağ 1 No’lu Noterliği’ne sunulmasının ardından 15 Mayıs 1984’te Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığı’na verilmişti.

Devletin aydınlara cevabı ise gecikmeyecekti. Aydınlar Dilekçesi’ni hazırlayan ve imzalayan bazı isimler hakkında Kenan Evren’in “vatan hainliği” suçlamasının ardından dava açıldı. Henüz dilekçenin yayınlandığı tarihin üstünden 5 gün geçmişti. 20 Mayıs 1984’te Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı’nın Sıkıyönetim Askeri Savcılığı’nca açılan dava sonrası dilekçe ve imza metinine el konuldu.1

Aydınlar Dilekçesi davasında 59 kişi yargılandı

Aydınlar Dilekçesi’ni hazırlayanlar arasında Aziz Nesin, Yalçın Küçük, Halit Çelenk, Esin Afşar, Bilgesu Erenus, Uğur Mumcu, İlhan Selçuk, İlhan Tekeli, Mete Tunçay, Haluk Gerger gibi birçok isim bulunuyordu. Yaklaşık 1300’ü bulan imzayla desteklenen dilekçe hakkında açılan davada 59 kişi yargılandı. “Sıkıyönetim yasaklarına aykırı olarak bildiri dağıtmak” suçundan Ankara 1 No’lu Sıkıyönetim Mahkemesi’nde görülen, 18 Ağustos 1984 tarihinde ilk duruşması yapılan dava, 7 Şubat 1986’da tüm sanıkların lehine sonuçlanacaktı.

Bu süreçte devletin başından gelen tepkiler ise bugünlere çok benzer nitelikte. Kenan Evren, yaptığı açıklamada “Ne yapayim ben böyle aydını. Vahdettin de aydındı ama vatan hainiydi” ifadesini kullanıyordu. Birçok basın yayın mecrası da aydınları hedef gösterir nitelikte yayın yapmıştı.

CYi9dY8WYAUc81z

İmzasından cayanlar da oldu kandırıldık diyen de

Özellikle dava açıldığı dönemde ilginç olaylar da yaşandı. En ilginçlerinden biri ise Aydınlar Dilekçesi’ne imza atan İbrahim Tatlıses idi. Dilekçeden ilk çark edenler arasında yer alan Tatlıses, bir gazetenin “Neden imzaladınız?” sorusuna “Ben toplu konut dilekçesi sandım” yanıtını veriyordu. Fikret Hakan, kandırıldığını iddia ederken, Yalçın Küçük’ün kendini kandırdığını söylüyordu. Kartal Tibet, Öztürk Serengil, Sami Hazinses gibi isimlerin de imzaları sonrası çark ettikleri iddia edildi.

ibo

Aydınlar Dilekçesi’nin tam metini için buraya tıklayınız.

Görseller Hürriyet, Nesin Vakfı, soL ve bianet sitelerinden alınmıştır.