Söylenildiğine göre Viking savaşçıları, düşmanlarının onları öldürdükleri takdirde onurlarının kirleneceğini düşünerek savaşa giderlerdi. Birçok savaşı da bu şiddet ve kana bürümüşlükle kazandıkları anılır. Bazı tarihçiler ise bu savaşçıların duygularını bilinçaltlarının derinliklerine gömmekte çok başarılı olduklarını bu sayede de savaş alanında ölümden veya sakat kalmaktan korkmaksızın vahşice savaştıklarını düşünüyor. Farklı bir teoride ise bu saldırganlıklarını psikedelik bir çayır mantarı türünü tüketerek elde ettikleri düşünülüyor.

Bundan asırlar sonra ise Adolf Hitler’in aklına Viking savaşçılarından elde ettiği bilgilerle kendi Aryen askerlerini geliştirmenin yöntemleri gelmeye başladı. Kendi düşüncelerinde iki ırkın da diğer tüm topluluklardan daha üstün bir zihinsel ve fiziksel kuvvete sahip olduğunu düşünüyordu. Son yıllarda yapılan araştırmaların sonuçlarına göre ise Naziler kendilerinden bir milenyum önce Avrupa’ya hükmetmiş kuzenleri ile düşündüğümüzden daha çok ortak özellik taşıyor. Savaş esnasında kafaların hayli yüksek olması buna örnek gösterilebilir. Alman yazar Norman Ohler’in son yayınlanan kitabı Topyekün Saldırı‘da (Der Totale Rausch) Hitler’in savaş makinası Wermacht’ın metamfetamin bağımlısı olduğu açıklanıyor.

Bu yapılan araştırmalara göre; uzun yıllardır mit değeri taşıyan “Nazilerin Pervitin bağımlılığı” kanıtlanmış oldu.

Askerlerin birçoğu Pervitin bağımlısıydı

Alman ve Amerikan savaş kayıtları arasında yıllarca araştırma yapıldıktan sonra, Ohler, Nazi askerlerinin birçoğunun Pervitin bağımlısı olduğunu kanıtladı. Pervitin ise aslında metamfetamin‘in ilaçlaşmış hali oluyor.

Pervitinin yüksek enerji, atiklik ve özgüven sağlama gibi yan etkileri sayesinde bu ilacı kullanan birçok Alman askeri, savaş uçağı pilotları ve tank operatörleri savaşma azmi ile dolup taşmış bir vaziyette, ilgileri dağılmadan ve dinlenme ihtiyacı olmaksızın günlerce savaşabiliyorlardı.

Şehirlerde yaşayan vatandaşlar içinse Pervitin çikolata halinde bulunabiliyordu. Bu sayede uyarılmak isteyen bir Alman vatandaşı rahatlıkla bir paket çikolata tüketip işine enerjik bir biçimde devam ediyordu.

Avrupa genelinde savaşın patlak vermesinin ardından gelen ilk yıllarda Üçüncü Reich’ın yıldırım saldırılarının arkasındaki yegane etkinin de Pervitin olduğu düşünülüyordu.

35 milyon hap

Naziler, Aryan savaşçılarının diğer insanlar gibi dinlenir vaziyette gözükmesinden korkup Fransa işgali sırasında cepheye 35 milyon adet hap sevketmişlerdi. Sonucunda Pervitin, özellikle tankçılar arasında alışılmış hale geldi. İlacın adı ise Almanca tank çikolatası anlamına gelen Panzerschokolade ile özdeşleşti.

Ancak süper askerlik hissiyatına alışılmasının ardından eskiye dönmek daha da zor hale geliyordu. Günlerce dinlenmeden savaşmanın ardından dinlenme süreleri çok fazla uzuyor ve işkence hisli yoksunluk krizleri askerleri daha fazla ilaç almaya yöneltiyordu.

1941 yılında toplum genelinde Pervitin yasaklanmış olmasına rağmen cephedeki askerlerin morallerinin düşmemesi ve yoksunluk çekmemeleri için nakliyatlar devam ediyordu. İki yıl içerisinde toplamda 200 milyon adet ilaç cepheye gönderilmişti.

Alman ordusunun Pervitin kullanımına dair ilk kanıt Nobel ödüllü Alman edebiyatçı Heinrich Böll‘ün orduda zorunlu hizmet yaptığı dönemde ailesine yazdığı mektuplarda geçiyor. Böll yazdığı mektuplarda ailesinden, cephede geçirdiği zor zamanları atlatabilmek için kendisine daha fazla Pervitin yollamalarını istiyor.

Hitler’in ilaç bağımlılıkları

Ohler’in yeni kitabında ayrıca, Hitler’in şahsi ilaç bağımlılıklarından ve kendi doktoru Theodor Morell‘in Führer’ini savaş boyunca nasıluçar vaziyette tuttuğundan bahsediliyor. Hitler egzamasını ve kronik mide gazını Morell dışında herhangi bir doktorun tedavi edememesinin ardından onu kendi şahsi doktoru konumuna getirdi.

Morell, etkinliğini kanıtlamasının ve Hitler’in özel doktoru olmasının ardından geliştirdiği striknin, fare zehiri ve birkaç farklı maddeyi barındıran aşılarını uygulamaya başladı. Bunun üzerine parti içinde birçok kişi tarafından “Hitlerin Kuklacısı adıyla nittelendirildi.

Hitlere özel doktor

Dr. Theodor Morell’in Hitleri savaş boyunca “uçuş” durumunda tutması Hitler’in yaşamında ve yaptıklarında önemli bir yer de tutuyor.

Reich’ın çöküşünün yaklaşmasına doğru ise Hitler’in sermest ve aşırı konuşkan tavırlarının sebebi yine Morell’in yaptığı ökodal aşıları olduğu düşünülüyor.

Ohler’in açıklamalarına göre Morell, dört yıllık özel doktorluğu sırasında Hitler’e ortalama bin adet reçete yazdı. Yine o rakama yakın sayıda aşı yaptı. Kaldı ki bu aşılar genelde bağımlılık yapan maddelerden, bazen eroinden ve bazen de diğer canlıların hormonlarından oluşuyordu. Hermann Göring‘e göre ise Morell, düzenli olarak Hitler’i uyuşturarak ona düşüncelerini aşılana bir ilaç ustası idi. Hatta yakalanmasının ardından müttefik kuvvetler Morell’in tıbbi kayıtlarını incelediklerinde kendisini bir ikili ajan sanmışlardı.

Kendisine yöneltilen tüm suçlamalara rağmen Dr. Morell, Hitler’in güvenini fazlasıyla kazanarak kendi ilaç fabrikasını açtırdı. Böylece Nazi Almanyası’nın bir numaralı uyuşturucu tedarikçisi konumuna geldi.

Alman süper askerlerinin İngilizler de dahil tüm Avrupa’ya korku salmasına sebep olan mucize ilaç bir yandan da yan etkileri sebebiyle Amerikan askerlerinin Nazileri avlaması için bir fırsat vermiş oldu. Der Spiegel’da çıkan bir makaleye göre amfetamin türü uyarıcı ilaçlar Batı Almanya’da askerler arasında 1970’lere kadar Doğu Almanya’da ise Berlin Duvarı’nın yıkılışına kadar kullanıldı.

Kaynak: The Plaid Zebra, Oldtimers