Ana SayfaEkolojiDoğaHindistan'ın yaşayan köprüleri hem kullanışlı hem de oldukça zarif

Hindistan’ın yaşayan köprüleri hem kullanışlı hem de oldukça zarif

-

Hindistan’ın kuzeydoğusunda yer alan Meghalaya ya da Sanskritçe anlamıyla “bulutların evi”, inanılmaz bitki, kuş ve memeli biyoçeşitliliğine sahip bereketli bir ormanla çevrili.

yaşayan köprü 5Yüksek yeşil dağlar ile tropik ormanları arasında garip bir şeye rastlayacaksınız- Hindistan’ın yaşayan kök köprüleri.

The Huffing Post’a göre kök köprüler, Hindistan’da yerli bir kabile olan Khasi halkı tarafından genç kauçuk (Ficus elastica) ağaçlarının köklerine şekil verilerek oluşturulmuş.

Sürecin kendisi yıllar alıyor. Bir köprünün kullanılabilir hâle gelmesi yaklaşık 20 yılı buluyor ve kullanıma hazır olduğunda uzunluğu 30 metreye ulaşabiliyor. Oldukça dayanıklı olan bu köprü tek bir seferde üzerinde 50’den fazla insanı taşıyabiliyor.

Diğer köprülerin aksine, bu köprüler canlı ve böylece büyümeye devam ediyorlar ve zamanla daha da güçleniyorlar. Bolca akarsu ve nehrin bulunduğu Meghalaya bölgesinde yerliler ulaşım için dayanıklı köprülere ihtiyaç duyuyorlar. Özellikle şiddetli muson yağmurlarına maruz kalındığında bambudan yapılmış köprüler kolayca yıkılırken kauçuk ağacının güçlü kökleri taşkınlara bile meydan okuyor.Kök köprüler 400-600 yıl ayakta kalarak kabilenin gelecek nesillerinin de onlardan faydalanmasına imkan tanıyorlar.

yaşayan köprü 1

yaşayan köprü 2

yaşayan köprü 3

yaşayan köprü 4

Kaynak: The Plaid Zebra

SON YAZILAR

Cephede enerji hasadı: Mimariyi canlı bir organizmaya dönüştürme manifestosu

Modern mimaride akıllı bina kavramı dijitalleşme ile anılırken, Hamburg’daki BIQ House bu zekayı biyolojiden alıyor. Dünyanın ilk biyoreaktif cepheli yapısı, cam panellerin içinde yaşayan mikro-alglerle hem enerji üretiyor hem de binaya dinamik bir gölge sağlıyor. Statik beton bloklardan, yaşayan organizmalara geçişin hikayesi.

Doğa kendi evini inşa ediyor: Karbon negatif bir yapı bloğu olarak “Kenevir Betonu”

İngiltere'deki Flat House, kenevir tarlasından doğan duvarlarıyla mimaride devrim yaratıyor. Karbon negatif, prefabrik ve nefes alan kenevir betonu (hempcrete) teknolojisini inceledik.

Bir sandalyeyi yetiştirmek: Nucleo’nun Terra projesi üzerinden ekolojik tasarımın yeni dili

Endüstriyel üretimin hakim olduğu bir çağda, tasarımın doğayla ilişkisi çoğu zaman "malzeme seçimi" düzeyinde kalır. Oysa bazı projeler, bu ilişkinin yalnızca yüzeysel bir tercih değil,...

Doğadan mimariye: Cam, deri ve çeliğin ötesinde ahşap atıklardan yeni nesil kompozitler

Günümüzde karşı karşıya olduğumuz çevresel zorluklar, yenilikçi çözümler ve sürdürülebilir malzemeleri her zamankinden daha önemli hale getirdi. Doğal kaynaklarımız hızla tükenirken, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri...
Sunay Balaban
Sunay Balaban
Anadolu Üniversitesi Zooloji Bölümün'de yüksek lisans tezimi yeni tamamladım. Araştırma konularımı yaban hayatı koruma biyolojisi, ornitoloji (kuş bilim) ve ekoloji oluşturmaktadır. Uzun süredir bir hayvanın gözünden doğayı kavrama mücadelesindeyim. Aynı zamanda bir doğa sporları meraklısıyım. Ormanın en derinlerinden gelmiş olmalıyım ki her fırsatta bir dönüş arıyorum.

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol