Bir ALF eylemi birçok hayvana özgürlüğünü iade etmenin yanında sizi de mutluluğa yaklaştırır. ALF, Animal Liberation Front yani Hayvan Kurtuluş Cephesi. Bu iyi kalpli insanlar dünyanın 20 ülkesinde faaliyetteler. Ancak kötü kalpli devletler hayvanları öldürmelerinin yanında, onları özgürleştirmeye çalışan kişilere çok yıllık hapis cezalarına varan engeller yaratıyor.
En son kulağımıza teğet geçen ALF eylemleri Hollanda ve Amerika‘da yapıldı. Hollanda Putten’da cuma sabahının erken saatlerinde bir kürk çiftliğindeki kafeslerin kapıları açıldı, binlerce vizon doğaya salındı.
Amerika’da ise Wisconsin Burlington’da bir hayvan özgürlükçüsü tilki çiftliğine girdi. Çiftlikteki hislerinin de ayrıntılı anlatıldığı yazıya göre, tilkilerin akıbeti tam belli olmasa da en azından artık kapalı kafeslerde değiller. Tilkiler artık özgürler!
ALF, merkezsiz ve hiyerarşik organlara sahip olmayan özerk bir örgütlenme modeline sahip. Kendi ilkelerine uyan her eylem grubunun ALF adıyla eylem düzenlemesine uygun yapısıyla yirmiyi aşkın ülkede faaliyet sürdürüyor. Yani bir hayvan özgürlüğü eylemi yapmak için üyelik veya kayıt gerekmiyor. Bir dostumun dediği gibi, biraz vicdan yeterli.
Hayvan özgürlüğünü kadın, insan, LGBTİ özgürlüğünden ayırmak tüm özgürlüklere vurulan bir darbedir. Klişe bir sloganda da dendiği gibi kurtuluş yalnız gelmeyecek, kurtuluş hepimize gelcek. Tüm ekosisteme, tüm canlılara gelmeyen, tek bir gruba hitap eden özgürlük, geçici ve kısıtlı bir özgürlüktür. Tabii kısıtlı kelimesi ile aynı cümlede kullanılan özgürlük anlamını kaybediyor, bu çok açık.
Hayvan özgürleştirmek kutsal bir davranıştır. Ancak kutsal bir davranış sergilemek için değil o minik ve bizden güçsüz canlıları, bizim tahakkümümüzden kurtarmak için yapılmalıdır. Kürkler hayvanlarda kalsın biz ketenle de ısınırız; vücut bütünlüklerini bozmaya gerek yok, biz tabiatın bize sunduğu sebzelerle de doyarız.
Lütfen tahakküme son vermek için elinizi vicdanınıza koyun. Empati kurun; kafesin içinde derisinin yüzüleceği zamanı bekleyerek esir kalan bir hayvanla, bıçak bileyerek size doğru gelen bir adam düşünün, az sonra hayata boğazınızı kesen bir bıçakla veda edeceğinizi. Evin bir odasına hapsedildiğinizi ve biri size bir tasma takıp sizi istediği yerde gezmeye götürene dek o odada tıkılıp kalacağınızı düşünün. Ama onlar hayvan dediğiniz anda Hitler’den farkınızın kalmadığını hatırlayın.
Unutmayın, insan da bir hayvan türü ve insanı tahakküm altına alan da yine insan. Hayvanlarla savaşmayı bırakıp özgürlüğümüz için mücadele etmeye başlamak için hâlâ geç değil. Biraz vicdan biraz özgürlük tutkusu. Tahakküme son verelim, hep birlikte özgürleşelim.