“Akdeniz İsyandadır Platformu” yıllardır süren doğa mücadelesinde yaşanan çözümsüzlüklere tepki olarak doğdu. Aktivizmin önüne çıkan bürokratik engelleri yıkıp geçen platform, doğanın talanına karşı Karadeniz gibi “Akdeniz de isyandadır” diyerek yola çıktı. Biz de hem tanımak hem de duyurmak için onlarla söyleştik.

Akdeniz İsyandadır Platformu, ne zaman, hangi amaçla ve kimlerin öncülüğünde kurulmuştur?

Akdeniz İsyandadır 21 Şubat 2016’da kuruldu. Platformumuzun amacı öncelikle yaşadığımız bölge içerisinde, sonra ülke ve tüm canlı yaşamda yaşamı tehdit eden ekoloji sorunlarına dair çözümler üretmek ve mücadele etmektir. Akdeniz İsyandadır Platformu; Mersin Nükleer Karşıtı Platformu’nun uzun süreç önemli aktivistliklerini yapan ve örgütlenme komisyonu üyeleri olan ben (Deniz Melih Özşen) ve Atra Aktu’nun NKP içerisinde yaşanan sorunların çözümsüzlüğü üzerine hiçbir çabamızın karşılık bulmaması ve ekoloji aktivistliğinin NKP içinde bürokratik engellere takılması nedeniyle kuruldu.

Platformumuzun kuruluşunda bizlerle birlikte olan aktivist dostlarımızla başardığımız işlerde tüm gerçekliği ile ortadadır. Son 6 yıldır gerek Mersin gerekse birçok ilde bizlerin de örgütleyicisi olduğu HES, termik, nükleer ÇED baskınları başarıyla gerçekleşmiştir. Büyük ÇED direnişleri ve nöbet eylemleri organize edildi. Bugün ise NKP odalar ve sendikalar bürokrasisi içerisinde bu direnişleri ve kendisini deforme etmiş çürütme yoluna girmiştir. Konuya dair kuruluşta şuna yer vermiştik;

“Nükleer karşıtı mücadelenin müdahili değil muhatabıyız!”

Aktivistlerin emeği ile açılan ve büyütülen bu sosyal medya sayfasından özellikle son dönemde birçok eylemliliğin görselleri, ve meclis tartışmalarının sonuçları silinerek tarihi yanıltarak aktivistlerin bu mücadelede ki varlığı ve emeği de silinmeye çalışılmıştır. Bu sosyal medya ağı bugünle kalmayacak ve yarına aktarılacaktır.

Facebook’un hizmetleri arasında yer alan “ölüm durumunda mirasçı tayin etme hakkı” kullanılmış ve yaşanabilecek her şeye rağmen gerçeğin ve mücadelenin tüm eksikleri ve doğruları ile çocuklarımızın geleceğine bir miras olarak korunmaktadır.

Dünün de bugünün de, direnişlerimiz ve kazanımlarımız olan ve bunlarla anılan nükleer karşıtı mücadelenin bayrağını her daim en ön saflarda tutarak, emekçiliğini de varımız yoğumuzla üstlendik. Elbette ki bunu kimse için değil olması gerektiğini düşündüğümüz bir yaşamın düşü ve doğanın hatta evrenin bütünsel ve kopmaz bağı ve işleyişi inancı ile yaptık. Sadece nükleer değil kentimizde ve yetişebildiğimiz her yerde doğanın, yaşamın talanına karşı mücadele yürüttük, yürütüyoruz da.

Ancak bu mücadelenin nükleer ayağında birlikte yol yürüdüğümüz Mersin Nükleer Karşıtı Platform içersindeki bürokratik zihniyet ile yaşadığımız işleyiş ve mücadele ahlakı sorunları artık içinden çıkılmaz bir hâl aldı. NKP aktivistlerine sahip çıkamamış, delilleri karartmış, hukuk birimini çalıştıramamış, aktif aktivistler tecrit edilmeye çalışılmış yalnız bırakılmıştır. Biz aktivistlerin, senelerdir cevabı olmayan sorularla dolu toplantılardan yürütmelerden artık hiçbir beklentimiz kalmamıştır. Yaşanan usülsüzlüklere ve bu usulsüzlüklerin yanında gelişen doğa katliamına karşı mücadele mirasını taşıyamamanın, bu mücadele içinde olan olmayan veya olacak tüm insanlara ihanet olacağı düşüncesi ile hareket etmeli inancındayız.

Yaşadığımız coğrafyada yaşam alanlarımız geri dönüşümü olanaksız bir biçimde tahrip ediliyor yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekiliyor. İnsanların ve tüm canlıların sağlıklı yaşama hakkı elinden alınıyor. Tüm canlıların yaşam alanları geri dönüşümsüz yok ediliyor. Biz yaşamsal öneme sahip ve kabedilmemesi gereken bir mücadele veriyoruz. Bu doğrultuda da örgütlülüğümüzü çelikten örmeli, bizler de çelik gibi durmalıyız.

Özellikle bölgemizde sonra ülkemiz ve dünyada yaşanan doğa talanlarına karşı mücadelemiz dün olduğu gibi bugün de sürüyor ve doğaya zaferimizi müjdeleyinceye dek sürecektir.

Uzun ve deneyimlerle dolu olan bu mücadelemize doğanın isyanına kulak verip, düşümüzü umutla büyütmeye devam ediyoruz. Bizler bu mücadelenin dışarıdan müdahilleri değil bizzat muhattaplarıyız. Doğa talanına izin vermeyeceğiz. Doğanın talanına karşı Karadeniz gibi “Akdeniz de isyandadır” diyoruz.

akdeniz isyandadir platformuDoğa için defanstayız

Platformun kısa ve uzun vadedeki hedefleri nelerdir?

Platformumuz kısa sürede önüne belirli etkinlikler koydu elbette. Birincisi nükleer karşıtlarının Akkuyu atom santrali projesine karşı açtığı davalar neticesinde mahkemenin kararlaştırdığı bilirkişi heyetinin geleceği 11 Temmuz’da başlatmış olduğumuz “Doğa için Defanstayız” kampanyası kapsamında Akkuyu’ya otobüs kaldırarak heyeti karşılayacağız ve direnişi büyüteceğimizi bir kere daha tekrarlayacağız. Sonrasında ise gene kampanyamız kapsamında 17 Temmuz’da  “1. Geleneksel Doğa İçin Defanstayız Pikniği” için Mersin 68’liler Barış ve Kardeşlik Ormanı’nda buluşacağız.

Uzun vadede ise bölgemizde yapılması planlanan ve canlı yaşamı tehdit eden tüm sorunlara karşı kampanyalar düzenleyerek engelleyeceğiz.

Kurulduktan sonraki süreçte başardığınız şeyler var mı?

Kurulduğumuz günden bugüne geçen sürede kendi adımıza önemli işler yaptık. Ancak bizim için başarı sayılabilecek bir nihayet gerçekleşti demek mübalağa olur. Bunun ötesinde daha çok ne yapmamız ve nasıl yapmamız gerektiğine dair ne kadar doğru bir çizgi izlediğimizi bu süreçteki iç tartışmalarımızda ve NKP meclisleri dahil yaptıkları işlerin sonuçsuzluğu ile tekrar tekrar teyit etme fırsatı bulduk. Tavrımızı ve kuruluşumuzu bölgemiz içerisindeki ekolojik mücadele açısından önemli bir başarı olarak nitelemeyi de yanlış görmüyoruz.

Birlikte yaşama saygı

İnsanlar bu platforma nasıl katkıda bulunabilirler?

İnsanlar platformumuza birçok anlamda katkı sağlayabilirler. Facebook’ta açtığımız “Akdeniz İsyandadır Platformu” sayfamızda dönem kampanyalarımızı ve faaliyetlerimizi duyuruyoruz. Gönüllümüz olmak için bizlere oradan ulaşabilirler. Bunun yanında bizlere katkıda bulunmak isteyen insanlara, yarının doğasının bugünden kurulacağını hatırlatarak düşlediğimiz yaşamı kazanabilmek için bugün az çok elimizden geleni yapmamız gerektiğini belirtmek isteriz. Bu ne mi? Kapı önlerine direk diplerine birer kap su, yemek artıklarını atmak yerine bir parça yemek kuşlar için balkon kenarlarına bir ekmek kırıntıları, fırsat ve imkânlar dâhilinde bir fidan dikmek gibi küçük isteklerimiz var. Yarın için bugünden, birlikte yaşam için saygı diyoruz. Çünkü biz evrenin bütünsel ve kopmaz bağı ve işleyişine inanıyoruz.

Ekolojik mücadelenizi ortaklaştırmayı düşünüyor musunuz?

Bizim bu soruya cevabımız net olarak hayır olacaktır. Bunun sebebi ise ekolojik mücadelenin seni beni olduğunu düşünmüyoruz. Bizler için bu sorun tüm canlı yaşamın sorunudur. “Acı diyorum efendim. O da evrensel olmalı” düşünü tüm canlı yaşam için büyütüyoruz. Yani bizim mücadelemiz zaten ortak. Ekolojik soruna karşı “cinsiyetçi, ırkçı, türcü” ve “temiz kapitalizmci” çizgiler dışında yan yana gelemememiz için hiçbir sebep görmüyoruz.

İlaveten Gaia Dergi’nin çabasını takdir ediyor ve teşekkür ediyoruz. Ekoloji mücadelesinde doğayı özgürleştirene dek umudun düşünü beraber büyütmek üzere selamlıyoruz.