İnsanının geçmişi ve geleceği ile ayrı ayrı ele alındığı Homo Sapiens ve Homo Deus kitaplarından ilki olan Homo Sapiens, insanın bütün türdeşlerini katlederek aslında hiç de bilmediğimiz özellikleriyle bir ekolojik seri katil olduğunu gözler önüne serer. İnsanın doğal seçilimle evrimleşen (fiziksel ve düşünsel) yapısını ayrıntılı ve somut inceleme imkanı sunar.

Bu evrimleşme ile kurduğu hayali düzeni ve bunun yapı taşlarını (bir sınır çizip imparatorluk kurma, bir değerler bütününün atfı olarak bir anda herkesin inandığı parayı icat etme, ihtiyaç ve yoksunluklar sonucu var edilen bir tanrı dolayısıyla birtakım vaatlerde bulunan dinler oluşturma) açıklar. Dünyaya bir anda fırlatılmadığımızı, kökümüzü ararken uğramamız gereken tarım devrimi, bilimsel ve bilişsel devrim gibi evrelere geçiş aşamasında yaşadıklarımızı hatırlatıyor.

Homo Sapiens‘te insana özgü hayal gücü sayesinde insanları bir amaç uğruna bir araya getirmek için dinler, efsaneler ve tanrılar (hayali kurgular) gerekliydi; farklı dinler biz ve onlar ayırımını getirecekti. Ama geleceğin dini “bilim” olacağından Homo Deus‘ta olaylar daha çok ölümsüzlük, mutluluk ve tanrısallık üzerine seyrediyor.

Kayda değer oranda artış göstermeyen mutluluk seviyesi

Kitabın ilgi çekici bir diğer yanı, günlük hayatta üzerine düşünmeye kafa yormadığımız birtakım sorulara yer vermesi. Bu soruların başında “eskiye göre daha fazla paraya, teknolojiye, sağlığa sahibiz ama daha mı mutluyuz?” sorusu geliyor. Kitapta bu sorunun cevabı mutluluk seviyemizde kayda değer bir artışın olmadığıdır. Çünkü Homo Sapiens, hayatta kalmak için temel arz eden güdülere yönelirken haz almaya evrildi. Onun için yemek yerken ve seks yaparken kısa süreli mutluluklar yaşayabiliyor. Haplar ve bilgisayar oyunlarıyla insanları mutlu etmek ise insanlara neden ihtiyacımız var sorusunun kısa ve bir o kadar iç açıcı olmayan cevabı olabilir.

Homo Sapiens ekolojik seri katile dönüşürken

Kitabın yine güzel sorularından birisi de şu; hayvanlardan farklı olarak düşünsel yetilerimizin gelişmişliği hiyerarşi yaratıp, onlar üzerinde yetki sahibi olma ve onları isteklerimiz doğrultusunda kullanma hakkını verir mi? Kitap, insanın deneyimlerini paylaşabilen bir varlık olan yönünü hatırlatarak, hayvan barınaklarında ve onlardan faydalanma yolunda hala devam eden bir dolu insan sömürüsü ile konuyu ayrıntılandırır.

Dataizm

Gelecek üzerine konumlanan Homo Deus‘ta insanın tanrı olma yolunda attığı adımlarla kendi sonunu hazırladığı yönündedir. Günümüz ve yakın gelecekte varlığını koruyacağa benzeyen iki büyük anlatı olan liberalizm (birey özgürdür ve daima biricik kararlar verir ondan dolayıdır ki bireyin siyasi ve ürün seçimleri önemlidir) ve hümanizmin (nasıl hissediyorsan öyle yap, bu resim beni iyi hissettiriyorsa güzeldir) yerini sarsan dataizm‘e dikkat çekiliyor. Kendi elimizle yarattığımız büyük işlemciler, verilerden oluşan Dataizm dini ve bunun altında ezilme durumumuz.

Dataizm üzerinden bireyin yeni yerini sorgulayıcı sorular soruluyor: Dataist dünyada işlevsizleşen bireye ne olacak? Bireyi direkt kullanım değeriyle özdeşleştiren sistemler için veri tabanlı bir sistemde bireyin rolü nedir? Bu türden sorularla insanın kendisine ihtiyaç duyulmayacak hale getirterek eliyle kurduğu yeni dünyanın onu yutacağı aktarılıyor. Ayrıca bizden, her türlü alanda mükemmel sonuçlar veren işlemcilerin yüksek zekaya sahipken bilince sahip olmama durumunun yaratacağı, hepimizi esir eden işlemciler altında ezilme tehlikesinin düşünülmesini ister. Aynı zamanda sanal dünyayı elinde tutan yeni dönem kapitalistler ve işlevsiz bireylerin oluşturacağı biyolojik bir bölünme olasılığına da işaret ediyor.

Öyle görünüyor ki Homo Sapiens ve Homo Deus yalın anlatımı ve farklı kitlelere hitabı açısından geniş kitlelere ün salacak ve daha uzun bir süre okunacak.