Los Angeles’ın gettolarından birinde yaşayan üç inek lise öğrencisinin yaşadıklarını anlatan 2015 yapımı Dope, başrollerinde Shameik Moore (Malcolm), Tony Revolori (Jib) ve Kiersey Clemons (Diggy) gibi genç isimleri barındırıyor. Film, bu kadar genç ve yeni isimlerle çalışmasına rağmen eleştirmenlerden tam not almayı başarmış gibi görünüyor.

Dope’un yönetmen ve senaristi Rick Famuyiwa, gettolarda hâlâ yaşanan ve siyahilerin hiçbir zaman bitmeyecek problemlerini esprili bir dille anlatmaya çalışarak farklı bir işe imza atıyor.

Konusuna gelirsek eğer; Malcolm, Jib ve Diggy lisede son sınıfa giden üç yakın arkadaştır. Üçü de tam olarak birer “geek”tirler. Yaşadıkları yerdeki siyahilerin yaptığı genel klişelerden, suçlardan, davranışlardan uzak kalmaktan, sadece kendileri gibi olmaya çalışmaktan ve yaşadıkları hayattan kurtulup bir an önce üniversiteye atılmak için çabalamaktan başka hiçbir şeyi düşünmemişlerdir daha önce. Ama ergenlik çağında olmalarının da verdiği enerji ve düşüncesizlikle bir uyuşturucu satıcısının doğum günü partisine gitmeleri sonucunda hayatları tamamen değişir. Malcolm’ın çantasına konulan büyük miktarda uyuşturucu sebebiyle bir anda üniversite meselelerini bir kenara atıp, bu sorunla ilgilenmeleri gerekmektedir.

Dope, evet komedi mizacını kullanmış olabilir, sizi çok eğlendirebilir. Ama kesinlikle senaryosunun gerçekçiliği ve tam anlamıyla ayaklarının yere basmasından dolayı değindiği sorunları da göz ardı edemeyeceksiniz. Mesela; Malcolm, Jib ve Diggy çantada uyuşturucuyu bulduklarında ilk konuşulan şey, bununla ne yapacakları olur. Aslında yapılması gereken doğru davranışın uyuşturucuyu polise teslim etmek olduğunu üçü de biliyordur. Ama polis ile konuşan bir siyahi bir daha dış dünyaya geri adımını atabilecek midir? İlk sorun burada karşılarına çıkıyor. Son zamanlarda da sıklıkla değinilen önemli bir mesele burada patlak veriyor. Bu durumda ne yapmalılar? Tabii ki de çantayı sahiplerine ulaştırmaları gerekiyor. Ama bundan kurtulan çok az kişinin de olduğunu biliyorlar.

Dope

Üç çocuğun sadece yaşadıkları yer ve ırkları nedeniyle kendi geleceklerini seçememelerindeki adaletsizlik filmde direk yüzünüze karşı söylenmese de kesinlikle başarıyla anlatılıyor. Malcolm, okul müdürleriyle yaptığı bir ödev hakkında tartışırken, kimse Malcolm’ın nelerle ilgilendiğini umursamıyor. Sadece ezberci anlayışla “Kaderini kabul et ve dediklerimizi yaparak burada yaşayan diğer insanlara benze” denilerek konu kesilip atılıyor. Hatta daha da ileri gidilerek, Malcolm’ın hayalleriyle de dalga geçiliyor. Normal bir insan gibi, istediği üniversiteye gidemeyeceğini yüzüne vurarak onu küçümsüyor, aşağılıyor, ötekileştiriyor. Tabii biz biliyoruz ki bu sorun dünya üzerinde her yerde hakim olan bir etken. Bu nedenle filmin evrensel bir bakış açısına sahip olması da kaçınılmaz.

İnsanların, yaşadığı çevreden farklı bir kalıba sahip olması bu kadar yadırganacak bir şey olmamalı, ama maalesef bu konumdaymış gibi görünüyor. Okul, devlet, polis, toplum, aile kim var kim yoksa sana kim olman gerektiğini söyleyip seni zorla bir yöne çekmeye çalışıyor ve filmde bu komik bir dille anlatılsa bile acınası bir durum olduğu ortada. Ama güzel olan kısım gerçek hayatta olanların aksine filmde Malcolm’ın ipleri kendi eline almayı başarması. Eğer zeki ve yetenekli olmasaydı durum böyle olmayacaktı tabii. Yani hayatı boyunca kendi kendini yetiştiremeseydi, sonu kaçınılmaz olacaktı. Ama o herkese kelimenin tam anlamıyla ağzının payını veren kişi oluyor.

Dope

Malcolm, gettolarda yaşayan insanların arasında bulunan tüm ötekileştirilmişler gibi iki farklı kişiliği olduğunu söylüyor. İlki Amerika’da yaşayan çoğu çocuk gibi bilime, sanata, müziğe ilgi duyan bir öğrenci. 90’lı yılların hip-hop müziği konusunda geekleşmiş, bisiklet sürmeyi seviyor ve bir de Jib ve Giggy ile birlikte kurduğu punk rock grubu var. Her ergen gibi ağzından küfür düşmüyor, güzel kızlara ilgi duyuyor ve mezuniyet balosuna katılmak için heyecanlanıyor. Ama yaşadığı çevreden dolayı ikinci bir kişiliği daha oluşuyor. Az önce de bahsettiğim gibi toplumun onu şekillendirerek yarattığı kişiliği: Dahi bir suçlu. Harvard Üniversitesine başvururken çektiği videoda da tam olarak bunlardan bahsediyor. Filmin son sahnelerinde yer alan bu videoda Malcolm adeta sizin gözünüzün içine bakarak hayatının gerçeklerini artık görmeniz için yakarıyor. Bu durum onun umurunda değil, çünkü bu kişiliği belki onun istemediği bir şekilde gerçekleşti, ama bunu kabullenmek zorunda olduğunu da biliyor. Diğer tüm gettolarda, kimsenin seslerini duyamayacakları yerlerde yaşayan insanlar gibi o da durumu sonunda kabulleniyor.

Dope

Dope’da çok kısa da olsa değinilen ikinci bir sorun bulunuyor. Diggy eşcinsel bir kızdır. Bunu tabii ki de ailesi kabullenmemekte ve her hafta onu bir hetero olduğuna ikna etmek için dini ayinler düzenlemektedirler. Yine bir diğer kabullenememe meselesi daha karşımıza burada çıkıyor. Bireyi kendi haline bırakmak bu kadar mı zor diyerek isyan etmek istiyorsunuz sonunda. Filmde Diggy 17 yaşında olduğundan kimse daha ileriye gitmiyor onun eşcinselliği konusunda, zaten daha ilerisi ne olur tahmin etmekte zorlanıyorum. Ama ileriki yaşlarında başına ne dertler açılacağı belli değil. Neden? Çünkü hem gettoda yaşıyorsun, hem siyahisin, hem de eşcinselsin. Hepsi bir araya gelince “Bom!” patlama etkisi yaratıyor ve bu kadar basite indirgenerek konu kapatılıyor.

Ayrıca filmde bu insanlar, yine söylüyorum ki her ülkede karşılaşabileceğimiz bir sorun olarak, evlerinden her çıktıklarında öldürülme tehlikesiyle karşı karşıyalar. Bununla yaşamak ne derecede insanın başa çıkabileceği bir durum olabilir. Kimse onlara koruma sağlamıyor, ki zaten dışlanmış durumdalar. Hayatlarının kurtulması kendilerini ve bulundukları ortamı değiştirmelerine bağlı. Yani tam olarak şans meselesi. Gidecekleri yerde de yine görecekleri muameleyi söyleme gereği duymuyorum bile.

Dope

Filmin dışına çıkıp genel çerçeveye bakmak gerekirse, müzikler, görüntü yönetmenliği, oyunculuklar takdir edilesi durumda. Arada bir tek rahatsız eden şey durmadan küfür edilmesi. Ama zaten o mahallede kimsenin nezaket dolu cümleler kurmasını bekleyemezsiniz. Gerçekten bu ergenlik komedisini izlerken eğleneceksiniz. Açılışını da Sundance Film Festivali‘nde yapan Dope, orada da beğenilerek izlenmiş. Bana göre de istenileni, arada eksikleri olsa da başarıyla izleyiciye veriyor.