Hikayeler, açık söylemek gerekirse tüm insan hikayeleri her zaman tek bir şey hakkında değil midir?

Ölüm.

Ölümün kaçınılmazlığı.

O, dünya çevresinde milyonlar tarafından sevilen kendine ait tarihi, dilleri ve mitolojisi olan alternatif varoluşunu yaratmak için savaşın dehşetini, Britanya kırsalını, kadim dilleri ve unutulmuş efsaneleri bir araya getirdi.

Bu tek yüzük.

John Ronald Reuel Tolkien, 1892’de koloni Güney Afrika’sındaki Britanyalı bir aileye doğdu.

Bir bebek iken, ailesinin bahçesinde bir kral maymun örümceği tarafından ısırıldı.

Yaşantısı daha sonra kitaplarından birinde yansıtıldı.

3 yaşındayken, annesi onu ve erkek kardeşini alarak İngiltere’ye uzun bir yolculuğa çıkardı.

Onlara katılamadan, babası romatizmal ateşten vefat etti.

Aile Birmingham yakınlarındaki kırsala taşındı, orada Tolkien botaniğe ve dillere çok ilgi duydu.

Ciddi bir biçimde diller icat etmeye başladığımda 13 ya da 14 yaşlarındaydım ve bu yana da hiç durmadım.

1904’te 34 yaşındaki annesi diyabetten vefat etti.

16 yaşındayken, 19 yaşındaki Edith’e âşık oldu fakat onun eğitimi için endişeli olan vasisi tarafından 21 yaşına gelene kadar onunla irtibat kurması yasaklanmıştı.

19’unda, Oxford’a Klasik Dönem üzerine çalışmaya gitmeden önce üç yakın arkadaşı ile birlikte bir kulüp kurdular, The Tea Club, Barrovian Society(T.C.B.S.)

Edith ile Mart 1916’da evlendi.

Güzün hastalık acısı çekip eve gönderilmesinden önce haziranda, siperlerdeki savaşa gönderildi.

1918 olduğunda, bir arkadaşı dışında hepsi ölmüştü.

O her zaman savaşın çalışması için bir alegori olmadığını söyledi.

Açıkçası bu büyük bir etki ve onu değiştirecek bir yaşantıydı.

Savaşın ardından, bir İngiliz Dili profesörü oldu.

1925’te, Oxford’taki Pembroke Üniversitesi’ne akademik üyelik aldı.

Orada, aralarında Narnia’nın yaratıcısı C.S. Lewis’in de olduğu bir edebi topluluk olan “Inklings’’in bir üyesiydi.

Hobbit adında bir çocuk kitabı yazmak için ilham aldı.

Yaz aylarında okul sınavlarına not vermek muazzam… çok zahmetli ve ne yazık ki aynı zamanda sıkıcı.

Bir kâğıdı aldığımı hatırlıyorum ve…

Neredeyse fazladan not verdim, fazladan 5 puan aslında… Bu istisnai kâğıtta boş bırakılan bir sayfa vardı.

Muhteşem, okuyacak bir şey yok, o yüzden ben de üzerine yazdım.

Neden olduğunu düşünemiyorum.

“Yerdeki bir kovukta bir hobbit yaşadı.”

1936’da kitabı yayınlanmaya ikna edildi ve yetişkinler ve çocuklar arasında bir hit oldu.

Tolkien devam kitabı üzerinde çalışmaya başladı.

Yüzüklerin Efendisi’ni İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 1948’de bitirdi.

Kitabın muazzam popülaritesi; kitabın sanayileşme karşıtı, çevre yanlısı mesajının hippi hareketinin ilgisini çekmesiyle 1960’larda ortaya çıktı.

Yazar şaşkınlıkla karşılandı, takipçileri tarafından rahatsız edildikten sonra adresini ve telefon numarasını değiştirmek zorunda kaldı.

1959’daki emekliliğine kadar Oxford’da kaldı, emekli olunca Edith’le birlikte Bournemouth’a yerleşti ve 1973’te vefat etti.

‘’Yüzüğün sadece tek bir efendisi var.’’

via GIPHY

Çeviri: Ekin Can TUNA

Video Kaynağı: Brut

Altyazı Kaynağı: seninhikayen

Video önerilerinizi Gaia Dergi’ye mesaj atabilirsiniz…