Gustav Klimt ve Egon Schiele birçok skandala imza atan arkadaşlığı ve artistik bir özgür iradeyi paylaşan Viyana akımının iki dev sanatçısıydı.

İlk bakışta, Gustav Klimt ve Egon Schiele’nin arasında çok az ortak nokta olduğunu görürüz. Klimt yaldızlı kıyafetleri içinde, Viyana’nın elit tabakasını temsil eden protatipik bir duyumcuyken, takriben ondan 30 yıl sonra gelen meslektaşı Schiele, insan vücudunu tasvir eden çarpık düşünceleri ile çağdaş seyircileri şoke eden ve skandal yaratan ızdıraplı bir egoist idi. Yine de, hangi koşulda olursa olsun kendi sanatsal görüşlerini takip etmeye karar vermiş bu iki adam, 1918’deki grip salgını canlarına kast edene dek sürecek karşılıklı bir minnettarlık ve arkadaşlığı paylaşmışlardır.

Klimt, akademik resim sanatının geleneklerine sırtını dönmüştür. Tüm sanatçıların ait olmaya mecbur hissettikleri Künstlerhous’ın (bkz: Vienna Künstlerhous) boğucu kısıtlamalarına karşı gelen o ve onun gibi bir grup sanatçı arkadaşı Viyana Sezession (Ayrılık) adı verilen sanat hareketini kurmak için okuldan ayrıldılar.

Nuda Veritas by Gustav Klimt

Sandra Tretter’ın başında olduğu Klimt Derneği tarafından “Künstlerhaus Sezession’a karşı” diye özetlenen, “Nuda Veritas (1899)” adlı eserinde onun bu yeni yaklaşımının altı kışkırtıcı bir şekilde çizilmiştir. Çıplak bir kadının ayaklarının altında yanlışlıkların yılanı ölü bir şekilde yatarken, elinde doğruluk aynası tutar. Tam üzerinde, yaldızlı harflerle, Alman dramatist Schiller’den bir alıntı: “Yaptığın güzel şeylerle ya da sanatınla kimseyi memnun edemiyorsan, lütfen daha az uğraş. Çoğunluğu memnun etmek kötüdür.”

Klimt Viyana Üniversitesi Büyük Toplantı Salonu’nun tavanına resimler çizmesini isteyen bir kurulu kabul ettiğinde kesinlikle çoğunluğu memnun etmek gibi bir tehlikeye girmemişti, ki aynı zamanda kendine yeni bir yön çizdiğinin de farkında değildi.

Bu sene, Klimt, Schiele ve çağdaşlarının üzerine bir grup sergiye ev sahipliği yapan Viyana Leopold Müzesi Genel Müdürü Diethard Leopold, ”Üniversite bir bilim ve aydınlanma şöleni istedi” diye açıklıyor. “Felsefe”yi tasvir etmek için seçtiği cilalı çıplak figürleri ve uyuşuk ay şeklinde kafayı gördüklerinde dehşete kapılmışlardı. Günler içinde, üniversitenin 87 üyesi halka açık bir şekilde kurulu protesto ettiler ve kapatılması için de eğitim bakanlığına dilekçe verdiler.

Medicine by Gustav Klimt

Bir sonraki asıl curcuna “Tıp (Medicine)” ilk gösterime çıktığında geldi. Klimt’in aşağıdan bakıldığında vulvası (dişilik organı) daha belirgin gözüken çıplak, irice bir kadının kıvranan tasviri pornografik olarak suçlandı ve savcılar olaya dahil edildi. Resmin kaldırılmasına gerek duymamasına rağmen, çatışma devam etti ve ilk defa kültürel bir mesele parlementoda tartışmaya açıldı.

Klimt 1902’de, aleyhinde konuşulan görüşlere, bir kadının poposunu seyircilerine küstahça teşhir ettiği “Goldfish” çalışması ile bolca açıklık getirdi ki bu çalışmasını “Eleştirmenlerime” diye adlandırmış olmayı tercih ettiği söyleniyor.

Goldfish by Gustav Klimt

Her ne kadar bakanlık onu desteklese de, mürekkep balığına benzer şekilsiz bir yaratıkla çevrelenen bir tövbekar gibi resmettiği yapıtı “Jurisprudence” (Son karar), yeni bir endişeye sebep olduğunda, eserlerin, daimi olarak, tavan yerine bir galeride sergilenmesi şeklinde başka bir karara varıldı. Klimt çok kızmıştı, yeniliklerine geri dönmek ve resimleri vermemek için direndi. Bu isteği geri çevrilmişti ama kısa bir süre sonra Klimt, tabloları taşıyan adamları silahla alıkoyunca bakanlık teslim oldu.

Jurisprudence by Gustav Klimt

Klimt bir daha asla bir halk kuruluna talip olmadı. “Manzara ve insan portrelerine odaklanmaya başladı” diye açıklıyor Tretter bu durumu, ününü koruyacak ışıldayan toplum portrelerini de göz önünde bulundurarak.

İşte burda Klimt, parıldayan yüzeyin altında yatan o paslı gerçeği gün yüzüne çıkarmıştı: erkeklerin ihtiyaçlarını zevkle karşıladığı ve bu zevki karşılayan kadınların halk içinde kınandığı bir zina ve fuhuş dünyası. Ünlü yapıtı “Kiss (Öpücük)” bile ilk bakışta görüldüğü gibi değil. “Yakından bakarsanız eğer, adamın kolları çok çirkin ve erekte olmuş penisi tasvir ediyor. Adam cinsel isteğin bir kişiselleştirilmesi ama dışardan bakıldığında çok hassas ve sevgi dolu bir tablo gibi görünüyor.” diye not düşüyor Leopold.

The Kiss by Gustav Klimt

Tamamlanmış bir eserler bütünü

1907’de, hâlâ Güzel Sanatlar Akademisinde bir öğrenciyken ve akademik disiplinin hayal kırıklığı olduğunu düşündüğü sıralarda, Klimt’i arayıp bulan genç Shiele, sanatçının hiç de uzlaşmacı olmayan bu tavrını çok çekici buluyordu.

Erken bahşedilen doğuştan kabiliyetiyle, Shiele, en çok ailesini dehşete düşürmek için, küçük kız kardeşinin çıplak resmini kara kalemle çizen bir ergen olarak yeteneğini ortaya çıkarmıştı. Eğitimli bir psikoterapist olan Leopold’a göre, sanatçının ergenlik çağındaki kızlara yönelik bu büyük merakı, annesine beslediği karışık duygulara karşı verilmiş, daha sonraları da büyük bir skandala sebep olmaya devam edecek olan bir tepkinin parçasıydı.

Schiele’nin hiç şüphe götürmeyen yeteneği Klimt’in dikkatini çekmişti. Modeller temin edip, 1909 yılındaki Kunstchau sergisine davet ederek genç adama kol kanat gerdi ama ne yazık ki, büyük oranda ustası Klimt’tin tarzında olmasına rağmen, Schiele’nin dört tablosu da sergide çok fazla etki yaratamamıştı. Klimt onu bir tasarım topluluğu olan Wiener Werkstatte ‘in üyeleriyle de tanıştırmıştı, ama Schiele kartpostal tasarımları için onlara suluboya önerdiğinde, dekoratif sanatlar için gerekli olan akışkanlıktan yoksun olduğu için reddedildi.

Yeni dışavurum yolları arayışı içinde Schiele kendi vücudunu, sırf ilham olsun diye, sanat tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir tarza dönüştürdü. 1907’deki ilk nü otoportresinde, “Medicine” tablosundaki adı çıkmış kadın figürünü esas alarak, kendini toplumun geri kalanından dışlanmış, çaresiz ve kırılgan biri olarak resmetti.

Schiele’in çıplak vücudunun grotesk bir tasviri

Ressamın biçimsel denemeleri şimdilerde hızlı bir şekilde gelişiyor olmasına rağmen, gün yüzüne çıkan ızdıraplı eğri büğrü figürleri Viyana’da çok az ilgi gördü.

Schiele, sanatına olan geri dönüşten memnun kalmayarak, Klimt’in eski modellerinden Wally ile birlikte, krumau‘da küçük bir kasabaya sığındı. Çift kısa sürede tepki uyandırdı ve Schile bu dikkati dağıtmak içinse hiçbir şey yapmadı. Kasabanın gençleri başlarına üşüştü ve böylelikle ressam onu büyüleyen bu genç bedenleri çizme fırsatı yakaladı. Dedikodu yayıldı ve bahçede genç bir kızı çizmesi ayyuka çıktığında kasabayı terk etmeye zorlandı.

Başka bir skandal da Neulengbach’ta, bir genç kızın evinden kaçıp Egon ve Wally’nin yanına sığınmasıyla ortaya çıktı. Kızın babası, Schiele’yi kızını alıkoyma suçundan şikayet etti. Polis eve geldiğinde nü bir suluboya resme ve diğer 125 çalışmaya el koymuştu. Sorgulamadan sonra, küçük çapta alıkoymadan ve ahlaksızlığa teşvikten suçlu bulundu. Alıkoyma davası mahkemede düşürüldü ama gençlerin ziyaretlerini açıkça ortaya çıkaran suluboya yüzünden üç gün hapis cezası aldı.

Bu hapis cezası Schiele için bir dönüm noktası olmuş olmalı ki, bir daha asla adölasan nüleri çizmedi. Düşünceli arkadaşı Klimt onu portre ressamı olarak ona yeni bir iş olanağı sunan müşterilerle tanıştırdı. Savaş yılları ve sosyeteye daha uygun olan Edith Harms ile evliliği de onu daha olgun hale getirdi.

Savaş sonrasında, içinde, etraflarındaki çatlamış dünyayı onarmaya yardımcı olabilecek sanatçıların olduğu yeni bir toplum hayal etti. 1918’den “Friends (Arkadaşlar)” isimli, Klimt ve Schiele’nin altı diğer ressamla birlikte bir masanın etrafında oturduğu yarım kalmış çalışması, yaratmayı umduğu bu sanatsal kardeşliği övüyordu.

Klimt’in şubatta vefat etmesi üzerine, bu hayaller son buldu. Yıkılmış bir Schiele, kendinin ölüm yatağındaki resmini yaptı ve Sezession’un Bahar sergisinin düzenlenmesi için davet edildiğinde “Friends” çalışmasını, Klimt’in sandalyesini kederli bir şekilde boş bırakarak, serginin poster tasarımı olarak yeniden işledi.

Ustasının ölümü ve yeni eserlerinin görülmemiş başarısıyla, Viyana’nın önde gelen artistik bir figürü olmaya hazırlanıyordu ki, sadece sekiz ay sonra gribe yenik düştü. Daha neler yapabileceği düşüncesi ise, hem umut verici hem de sinir bozucu olarak kalıyor elimizde.

Kaynak: BBC