Orpheus Trakya doğumlu bir halk ozanıdır. Yunan kültüründe MÖ. 4. yüzyılda, ardında Orpheusçuluk inanışını bırakabilecek kadar kendine yer edinerek kültüre kazınmış olan bu kahraman, müziğin ve sanatın tanrısı Apollon ile Apollon’un Musa’larından en güzel ilham perisi olan Kalliope’nin oğlu olarak anılır. Apollon tarafından ona hediye edilmiş altın liri ile tüm canlıları büyüleyebilir. Aynı altın lir mitosunu Apollon’un kendisinde de bir çok hikaye ve tasvirde görebiliriz. Antik Thebai’nin şairi Pindar onu “şarkıların babası” olarak adlandırmıştır. Bir ağaç perisi veya çeşitli kaynaklarda da Musa’lardan birisi olarak sayılan Apollon’un kızı Eurydike’ye aşık olmuş, onunla evlenmiştir. Eurydike bir gün ormanda gezinirken ayağını bir yılan sokmuş ve ölmüştür. Orpheus bunun üzerine lirini alarak karısının ardından ölüler ülkesine gitmiştir. Müziği karşısında ölüler ülkesinin tanrısı Hades’in ve karısı Persephone’un kalbi yumuşamış, Orpheus’a karısını da alarak yeryüzüne dönmesi için izin verilmiştir ancak Hades ölüler ülkesinden çıkarken arkasına dönüp bakmamak şartını koymuştur. Orpheus çıkış yolunda dayanamaz ve dönüp arkasına bakar. Böylece karısı Hades’e geri döner ve Orpheus’a ölüler ülkesinin kapıları bir daha açılmaz. Bu duruma tanrılar ve Trakyalı’lar çok sinirlenir, Orpheus’un kafasını kesip bir ırmağa atarlar. Kesik baş ırmaktan denize karışarak bütün Ege’yi dolaşır. (Bazı kaynaklarda Orpheus’un yeraltına inerken lirini Hades’in emrindeki üç başlı Cerberus’u uyutmak için kullanığı da görülmektedir.)

Orfik İlahiler olarak bahsedilen seçki, bu kültürel kahramana atfedilmiş erken dönem klasik bestelerden oluşuyor ve aslında Orfe’nin kendisi tarafından değil de birkaç farklı şair tarafından bestelendiği düşünülüyor. Buyurun; bize antik dönem yunan mitolojisi hakkında önemli bilgiler veren bu seçkiden çevirdiğim birkaç sesleniş;

Liberty’e

“Seni kılıcının dehşetli keskinliği sayesinde tanıyorum.
Seni vatanı tanımlayan yüzün sayesinde tanıyorum.
Helenli’nin kutsal kemiklerinden ve cesurluğundan yeniden doğ
bir zamanlar doğduğun gibi. 
Selamlar olsun Liberty!
Senin gözlerinin ve 
kılıcının ışığı ile 
onarılmış bizler, 
seni eskiden beri tanıyorduk.
Ölülerimizin mezarında 
hüküm sürecek senin cesaretin
seni yeniden selamladığımızda. 

Selamlar olsun Liberty!”

 

Themis’e

“Göksel doğum’un meşhur Themis’i
Seni çağırıyorum, dünyanın genç çiçeği, 
Güzel gözlü bakire, yanlızların ilki,
Öğrenildi insanlık tarafından
Egemenliğini sürdürdüğün meşhur Pytho’daki tapınağın
gizli derinliklerinden verilen kutsal kehanetler
Senin sayende Apollo’nun kahinleri yükseldi
Ve senin sayende onun ilhamının gücü akın etti
Tanrısal aydınlığın tümü tarafından onurlandırılmış, 
Geceleri dolaşan görkemli bakire, 
Senin sayende öğrendi insanlık ilk ayinleri
Bacchus’un korosu çağırır senin ruhunu her gece
İlahi güçlerin bütün medeniyetleri ile birlikte,
Açığa çıkan tüm kutsal şeref senindir.
Dualarımın ve ibadetimin tanrıçası ol,
Ve kutsa mistik ayinleri, şereflendirerek beni.”

Dike’ye

“Güzel ve ışık saçan Dike’nin 
Gören gözlerine seslenirim,
O ki, Zeus’un kutsal tahtının üzerinde oturan.
Cennetten insan ırklarının hayatlarını izlersin,
intikamın ile 
Adaletsizi ezersin
Eşitliğin doğruluğu ile 
Haksızlığı dengelersin.
İnsanlık adil olandan fazlasını istediği için,
temel görüşler zor hükümleri yendiğinde,
Sen müdahale eder ve uyarırsın
düşmanlarını adalet ile. 
Adaletsizlerin düşmanı,
dürslüğe karşı nazik tanrıça…
Oh, Dike, tarafsızlığın ve asilliğin ile gel 
hayatıma inen kaçınılmaz güne kadar.”

 

Nemesis’e

“Nemesis, seni çağırıyorum. 
Ah , tanrıça, büyük kraliçe,
Her şeyi gören gözlerin izler 
insan ırklarının yaşamlarını.
Ebedi ve saygı gören,
sen sadece doğruluğun içinde mutlu olursun.
Sen riske girer ve sen değiştirirsin,
Sen şekillendirirsin dünyayı.
Ölümlülük boyundurluğu taşıyan herkes
korkar senden,
Kendiğini beğenmiş bütün ruhların
görüşlerini önemsersin,
Pervasız olan,
hiç bir kaçış bulamaz. 
Her şeyi görür, her şeyi duyarsın,
Hakemlik edersin her şeye.
Ah, yüce ilah,
İnsanlığın adaleti için yaşayan.
Gel, kutsanmış ve temiz olan
Önayak olanlara hep yardımcı olan,
Zihnin soyluluğunu bahşeden,
Kararsız, kibirli ve kötücül enerjilere son ver”

 

Apollon’a

Yüce Pæan, gelin, Memphian kabilelerinin saygı duyduğu şahane gücüne, dua edelim.
Tityus’un katili ve sağlığın Tanrısı, Lycius, Phœbus, bereketli zenginlik kaynağı.
Altın lirli erkek, sana sadık kalanın zenginliği ve bereketi kalıcı olur.
Titanik, Grunian*, Smynthian, şarkı söyler sana,
Python’un yok edicisi, kutsanmış Delfi’li Kral
Işık getiren, ilham perilerinin başı, asil ve güzel. Dehşetli oklar ile silahlanmış.
Uzaklardan çıkıveren*, neşeli, çift görünüşlü ve kutsal. Gücü uzaklara yayılmış dolambaçlı yollardan.
Oh, Delos’un kralı, o ki ışık içindeki gözleri gökyüzünü ve altındaki herşeyi görür.

O ki bukleleri Altından, o ki kehanetleri şüphesiz, açığa çıkartır alametleri güzeli ve temizdir emirleri.
İnsanlık adına yalvarışlarıma kulak ver ve gel güzel düşünceler içinde.
Muayne et bu sınırsız ruhu ve dünyanın her bir parçasını.
Bereketin, kutsallığın ve keskin görüşün yayılsın karanlık ve sessiz geceye.
Karanlığın ötesinde, değişmeyen sabit köklerin temeli, içe işleyen gözlerin ile senin tarafından atıldı.
Senindir dünyanın geniş sınırları ve gelişmekte olan her şey. Sen ki bütün kutsallığın kaynağı ve sonu.
Sen ki, doğanın bütün müziğine ilham veren, çok sesli, ahenkli lirin ile.
Şimdi son dizede, tatlı akorda uyumlan ve şakı kutsallıkla, en yüksek ton ile.

Senin tarafından dokunulan ölümsüz altın lir, getirsin Dorisli’nin uyumlu melodisini.
Doğanın her parçası çeşitliliğini sana borçludur, değişir mevsimler senin müziğinin akışı ile.
Bu sayede ilerler, senin tarafından dengeyle karıştırılmış Yazın ve Kışın birbirini izleyen dansı.
En yükseği hak eder, dizelerin en altı, Dorisli’nin vezni akord eder sevimli baharı.
Bundan dolayı insanlık tarafından iki boynuzuyla isimlendirildi pan krallığı, bir uçtan bir uca uğuldayarak yayılan ünlü syrinx rüzgarları.
Sen ilgilendiğinden beri, mühürler süslenerek tasvir edildi, her çeşit form ile damgalayan dünyayı.*
Duy beni, kutsal Apollon, sevindir ve koru bu ayinde, sana seslenen bütün çocuklarını.

 

Notlar: 
Grunian: Yunan tarihçi Strabon’a göre. Grynæus, Myrinæus’un bir kasabasıdır. Aynı şekilde, Apollon’un bir tapınağı ve görkemli bir şekilde beyaz taştan yapılmış eski bir kehanet tapınağı burada inşa edilmiştir. Araştırdığıma göre Myrinæus -Myrina ya da Aeolis diye de geçiyor- İzmir’in Aliağa civarında bir lokasyona denk geliyor.

Uzaklardan çıkıveren: Platon’un “Diyaloglar” adlı eserinde yeniplatoncu düşünür Proklos, bize Apollon’un bu şekilde anıldığını göstermiş ve şu şekilde devam etmiştir; “çünkü o koroların ve ilham perilerinin lideri olduğundan beri her şeye enerji üretir…”

Süslenmiş figürler: Apollo, algılanabilen dünyada evrenin demiurgosudur (yaratıcı gücüdür) ve sonuç olarak özünde tüm mantıklı biçimlerin arketipik düşüncelerini kavrar, figürlü mühürlere sahip olduğu söylenebilir.