Pembe Hayat Derneği tarafından, bu yıl üçüncüsü düzenlenen “Seks İşçiliği ve İnsan Hakları Sempozyumu” 3-4-5 Mart tarihlerinde Ankara Barosu Eğitim Merkezi ve Ankara Tabip Odası Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Sempozyumun teması ise “Seks İşçileri Kooperatifleri” ve “Çetelerle Mücadele” olarak belirlenmişti. Pembe Hayat Derneği’nden Alican Kalan, 3 Mart Dünya Seks İşçileri Günü doğrultusunda düzenledikleri etkinliklerde yaşanılanları, konuşulanları ve kararları Gaia Dergi’ye anlattı.

Büşra Tenik: Programı incelediğimde eş zamanlı, iki ayrı etkinlik olduğunu görüyorum. Neler yaptınız?

Alican Kalan: Biz 3 Mart’ı planlarken her sene olduğu gibi bu sene de bir tema belirledik. Bu sene özellikle Zirve Soylu’nun çetelerle verdiği mücadele ve Zirve Soylu Davası çok gündemde. Keza burada, Ankara’da, bir transın da çeteye karşı açtığı dava sonuçlandı, o tarihte. Kazandı davayı, ceza aldılar. Artık çeteler meselesi, trans seks işçilerinin gündemine oturdu. Çünkü iki yıl önce de Eylül Cansın vakası vardı. O da tetikleyici nokta olmuştu.

Birçok şehirde, özellikle de İstanbul’da kızlar, çalışma alanlarının birileri tarafından zapt edildiğini görüyorlar ve rahatça başka bir şehre gidip çalışamıyorlar, aynı şehirde bir semtten başka bir semte gidip çalışamıyorlar. Yani bir sürü sıkıntılar yaşıyorlar. Bir de o zapt alanı içerisinde o gece kazandıkları paradan, insanlar gelip haraç topluyor. Elin adamları geliyor ve senin tabiri caizse, kelle koltukta kazandığın paraya ortak oluyor. Biz de bu sene hem çetelerle mücadele teması olsun istedik hem de seks işçileri kooperatifleri meselesini konuşalım istedik. Çünkü seks işçileri açısından kooperatifleşme yeni bir akım ya da fikir değil. Daha eski ve bazı ülkelerde de uygulanıyor.

İşte Meksika’da trans seks işçilerinin oluşturduğu bir kooperatif var ve kooperatif içerisinde kızlar kendi en alt fiyatlarını, çalışma saatlerini belirliyorlar. Çalışma düzeni, oranın güvenliği, yani hepsini regüle eden bir yerde duruyor. Acil durum gerektiğinde ya da başka bir şey olduğunda dayanışmanın nasıl örüleceğini ve o dayanışmanın nasıl güçlendirileceğine dair de sürekli bir aradalar ve birbirlerini güçlendiriyorlar. Sağlıklı cinsellik eğitimi veriyorlar birbirlerine, akran danışmanlığı yapıyorlar… Mesela Hindistan’da translar değil ama trans olmayan kadın seks işçilerinin kurduğu kooperatifler var. Yine Hindistan’da, hicraların* hâlâ komünler halinde yaşıyor olmasından da bahsedebiliriz. Birçoğu seks işçiliği yapmasa da en azından kooperatifleşme ya da trans dayanışmasının bu tarz komünler aracılığıyla nasıl olduğuna dair birtakım fikirler de veriyor.

Pembe Hayat Dernegi 1Büşra: Emy Fem vardı, değil mi? Ondan bahseder misin?

Alican: Evet. Bizim konuklarımızdan bir tanesi Almanya’dan, uluslararası seks işçiliği aktivisti Emy de mesela Avustralya’daki Scarlet İttifakı’ndan bahsetti. Scarlet İttifakı** seks işçiliği hareketinde de önemli bir yerde duruyor aslında. Çünkü ciddi anlamda kendi içerisinde akran deneyimi paylaşımı ve iyi örnek oluşturulması açısından birçok şey var. Mesela orada da en alt fiyat belirleniyor ama dileyen kızlar o fiyatın üzerine de çıkabiliyor. Bunun önünde bir engel yok. Ama onu daha fazla bir yere ulaştırmıyorlar.

Keza işte müşterilerine nerede dur diyecekleri, kabul edip etmeme konusundaki kuralları ya da sadece seks işçilerinin değil müşterilerinin de eğitimini sağlıyorlar. Gelen müşteriler Türkiye’de olduğu gibi orada başka tekliflerde bulunamıyorlar. Bunun bilincinde artık. Karşısındakinin bir hizmet sunduğunun, emek veren kişinin belirlediği ücreti ödemesi gerektiğinin farkında ve insanlık onurunu da yaptığı işten dolayı zedelemeyen bir yere doğru evriliyor. Ekinliklerde de biraz bunu görmeye çalıştık, açıkçası. Paralel giden etkinlikler oldu. Şöyle ki, Ankara Barosu’yla özellikle Gelincik Projesi üzerinden uzun zamandır işbirliği içerisindeydik. Transların yaşadığı şiddet, ayrımcılık gibi hak ihlalleri durumunda baroyla doğrudan iletişime de geçiyoruz.

Bu kapsamda son iki yıldır artan bir şekilde farklı temalarda eğitimler düzenliyoruz. Bir de Ankara Barosu’nun staj kurulunun zorunlu olarak stajyer avukatlara ve baroya mensup avukatlara tuttuğu eğitimler oluyor, biz de onların içerisine dahil olmaya çalışıyorduk. 3 Mart haftasında da toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılık ve nefret suçları eğitimi iki günlük bir seminer şeklinde verildi. Orada bizim avukat ağımızda yer alan avukatlar da geldiler, sunum yapmak üzere. Hem ev kapatma davaları hem toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılık konuşuldu.

Pembe Hayat Dernegi 3

Büşra: İstanbul Barosu’ndan da konuşmacılar vardı, değil mi?

Alican: Tabii tabii, Batman’dan da Erkan vardı, mesela. Orada toplumsal cinsiyet temelli ayrımlık derken kadına yönelik ayrımcılık değil, aynı zamanda cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim temelli ayrımcılığı kapsadığını da anlatmaya ve bir şekilde bir içtihat oluşturmaya da çalışıldı. Bir yandan da nefret suçları eklenerek, “Nefret suçu nedir, bizim yasalarımızda bir karşılığı var mı, varsa bunun kapsamı ne, translara yönelik nefret suçları nasıl işleniyor, emsal davalar nasıl, kötü karar çıkan davalar nasıl?” bunların hepsi tartışıldı. Bir yandan alanda çalışan ya da danışmanlık verecek uzmanların donanım sahibi olmasını, seks işçiliğine ve trans meselesine uzak kalmamalarını sağlıyoruz ve danışanları geldiğinde doğrudan nasıl samimi bir iletişim kurabileceklerini de öğrenmiş oluyorlar, bu sayede.

Etkinliklerin diğer kısmı ise doğrudan seks işçilerine yönelikti. Translara yönelik psikososyal destek mekanizmaları çalıştayımız oldu, bu yıl 3 Mart haftasında üçüncüsü gerçekleşti. Biz bunu geçen yıl Mart ayından beri yapıyoruz. İlk ikisini gerçekleştirdik. Birincisi daha çok bulgulama, kendi kapasitelerimizi ortaya koymaya yönelikti. İkincisinde odak gruplar belirledik, o odak gruplar üzerinden ihtiyaçlar, sorunlar, talepler neler diye konuştuk. Üçüncüsünde ise artık yol haritası çıkarma üzerine bir araya geldik.

Yol haritası çıkarma üzerinde de önceki çalıştaylarda olduğu gibi farklı şehirlerden transların burada, kendi şehirlerinde yaşadıklarını, kendi şehirlerinde psikososyal destek mekanizmalarına erişimlerinin nasıl olduğunu aktarmalarını istedik. Arkasından da doğrudan hizmet veren sosyal hizmet çalışanları, sığınma evinde çalışanlar, psikolog/psikiyatrlar, kamu kurumlardan temsilciler vardı ve bunlara “Var olan sistem içerisinde alternatif bir mekanizmayı nasıl yaratabiliriz?”i tartıştırmak istedik. Orada mesela, Ankara Tabip Odası LGBTİ Komisyonu’nun da çok katkısı oldu.

Pembe Hayat Dernegi 4

Şöyle ki, yol haritası sonucunda çıkan şeylerden bir tanesi Ankara Tabip Odası ile bir psikolog/psikiyatr ağı oluşturacağız ve oradan ücretsiz bir şekilde transların, trans seks işçilerinin ve seks işçilerinin faydalanabilmesini sağlayacağız. Bunun çalışmalarını arkadaşlar zaten yapıyorlardı. Çünkü bizim ikinci çalıştaydan çıkan kararlardan bir tanesi buydu. Artık şu aşamada, o noktaya geldik. Bir de bunları koordineli bir şekilde götürüyor olmak da önemli.

Mesela Ankara’da oluşturacağımız bir iyi örnek Mersin’de, Adana’da, Malatya’da da yapılabilir. Tabip Odası ya da çalıştığımız Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Türkiye’nin her yerinde, her ilde var. Onların çalışma düzeninde hizmete erişim noktasında tetikleyici olacaktır diye düşünüyorum.

Diğer etkinliklerimizin de bir tanesi katılımcı trans seks işçilerine yönelik bir kapasite güçlendirme atölyesi şeklindeydi. Bunları zaten herkese açık etkinlikler olarak gerçekleştirmedik. Çünkü mesele çeteler meselesi olunca insanlar daha hassas davranabiliyor. Katılacak olan kişiler, herkese açık olduğu takdirde, sorun çıkarabilecek insanlar olabiliyor ya da bazı gelen trans seks işçileri üzerinde de çete olduklarına dair birtakım töhmetler var. Bu onlar açısından zedeleyici olabilir, onların onurunu yaralayıcı olabilir.

pembe hayat 3

Bir yandan nasıl mücadele ederiz diye konuşurken bu çetelerin içerisine dahil olmuş, onlarla işbirliği yapan transları da bir şekilde dışlamamak ya da onları daha çok oraya itmemek için de ne yapabilirizi konuşmak gerekiyordu ve biraz öyle ilerledi. Bu kapasite güçlendirme atölyesinde de Pembe Hayat Derneği’nin avukatı Yalçın Koçak bir sunum yaptı. Hem bu hukuka erişim hem de trans seks işçilerinin çalışma alanlarında ya da gündelik yaşamlarında karşılaştıkları şiddete karşı hukuki mücadeleye dair kendi deneyimlerini aktardı.

Daha doğrusu, Yalçın, 3 haftadır, yoğun bir şekilde Pembe Hayat’a giriş yaptı ve 3 haftadır karşılaştığı sorunlardan bir tanesi şuydu: Gece sorun yaşayan kız arıyor ve kesinlikle davacıyım diyor ama sabah olduğu zaman vazgeçmiş olabiliyor. Bunun çok makul nedenleri de var. Çok insani nedenler… Korkuyorlar, sürecin uzun olacağından ya da daha fazla hedef haline geleceklerinden. Adalet sistemine güvenmiyorlar. Kolluk kuvvetlerine güvenmiyorlar. Kolluk kuvvetlerine ve adalet sistemine güvenmediğin noktada yaşadığın hak ihlalini raporlama ihtiyacı dahi hissetmiyorsun.

Büşra: Senin de bir sunumun vardı…

Alican: Ben küçük bir sunum yaptım. Pembe Hayat’ın bu sene başlayan bir projesi var. Aslında daha önce yürüttüğü Kabahatsiz Projesi’nin genişletilmiş, tam kapsamlı bir devamı niteliğinde. Hem Kabahatler Kanunu’ndan kızlara yazılan idari para cezalarına karşı bir raporlama ve itiraz süreci olacak hem de yaşanan kötü muamele, şiddet ve ayrımcılığa doğrudan hukuki destek, danışmanlık ve stratejik davalamalar gerçekleşecek.

pembe hayat 4

Bunun yanı sıra, aynı zamanda projenin içerisinde lobi savunuculuk faaliyetleri olacak ve daha önce yürüttüğümüz Kabahatsiz Projesi’nde mahkemeye 200 tane hak itirazını birden götürdüğümüzde, mahkeme Esat Karakolu’nu arayarak “Yeter artık, kızlara ceza kesmeyin! Bunlarla baş edemiyoruz! Ceza itirazları çok fazla geliyor” demişti. Mesela o da çok büyük bir etki yaratmıştı. Hukuk yoluyla toplu şekilde itiraz ediyor olmak, pratiği değiştiren bir yere evriltiyor. Böylece ceza kesimleri bazı bölgelerde azalmıştı. Şimdi de Zirve’nin davasına doğrudan destek veriyoruz. Orada karşımızda duran, sanık olanlar direkt çeteler ve oradan çıkacak bir karar bir yandan kominiteyi, camiayı, çalışan kızları, akredite olmayanları da güçlendirici bir yerde olacak. Çünkü cesaretlendirecek. Yalnız olmadıklarını bilecekler.

Etkinliklerin son gününde de bir tane uluslararası panel gerçekleştirildi. Bu panelde de açıkçası uzun zamandır trans seks işçilerine danışmanlık veren ve uluslararası aktivizm yapan kişilerin ya da kendi ülkelerinde önemli figür olmuş kişilerin gelip deneyim aktarmalarını istedik. Öncesinde aslında üç konuşmacı düşünmüştük ama Makedonya’dan çok önemli bir katılımcı kişisel nedenlerin dolayı son anda iptal etmek zorunda kaldı. Dolayısıyla biz de sadece Almanya ve İtalya deneyimlerini dinleyebildik. Aslında Balkan deneyimini de dinlemek iyi olabilirdi. Biraz kafa açıcı yerdendi, sunumlar. Mesela Emy’nin gelip burada Avustralya Scarlet İttifakı örneğini anlattı. Antonia Monopoli, İtalya’daki mafyalara karşı duruşunun nasıl olduğunu, İtalya’nın kuzeyi ile güneyi arasındaki seks işçi ve trans meselesi açısından farkların neler olduğunu gözler önüne serdi.

pembe hayat 2

Aynı zamanda artık İtalya’da, transların seks işçiliği yapmadığını ama çok fazla ülkede bulunan yabancı transın -özellikle Güney Amerika’dan gelen Brezilyalıların- seks işçiliği yaptığını ve bunu yaparken de yeni gelen kızların kendilerinden daha önce gelmiş olan göçmen trans seks işçilerinin kurduğu bir çete ağının içerisine dahil olmak zorunda kaldığını anlattı. Bunun bir mesele olarak onların önünde durduğundan bahsetti. Tüm bunları aslında dinlemek ve paylaşıyor olmak bizim kızların da hem yurtdışına, Avrupa’ya, Amerika’ya ya da Avustralya’ya karşı neler düşündüğüne dair de bir perspektif geliştirdi hem de aralarında bir ağ bir ittifak oluşturmalarını da sağladı. Mesela Mersin’den gelen katılımcılar hem Antonia ile hem de Emy ile iletişim geliştirdiler. Eğer fırsat bulabilirlerse davet etmek istiyor, onlar da. Antonia, burada, dil bilmeme meselesinin nasıl bir sorun doğurduğunu dile getirdi. Çünkü Antonia da İtalyanca’dan başka dil bilmeyen, ortaokuldan terk, bir üniversite derecesi olmayan, nispeten daha orta alt sınıf bir aileden gelmiş, eski bir seks işçisi ve trans kadın.

Alt tabakadan gelen, beyaz sınıfa mensup olmayan transların ve sokakta seks işçiliği yapan transların seslerini duyurma noktasını ne kadar sıkıntı yaşadığını, onların sesinin bir şekilde birçok ayrıcalığı olan başka insanların elinde oyuncağa dönüştüğünden de konuştu ve bunun üzerinde diğer şehirlerden gelen katılımcılar da aynı şeyden muzdarip olduklarını söylediler. Biraz onun yöntemleri tartışıldı. Ne yapabiliriz, daha fazla sesimiz çıksın, kendi kendimizin sesi olma konusunda ne yapabiliriz diye tartışıldı. Tabii kızlar kendi aralarında, bu etkinlikler dışında da toplanma fırsatı buldular ve o toplantılar esnasında da Türkiye’de seks işçileri kooperatifini nasıl oluşturabiliriz diye konuştular. Bunun yöntemleri üzerinde durdular. Var olan kurgu içerisindeki anne-kız ilişkisini belki başka bir yere evriltmek gerekiyor ya da kendi çark alanına sahip çıkmak ve başkalarını sokmamak üzerinden bunun getirileri, götürüleri, sorunlu yanları ama bir yandan da orada çalışan kızlara sağladığı avantajlar tartışıldı, buraya alternatif model olarak ne geliştirebiliriz diye konuşuldu.

pembe hayat 1

Aslında bu üç büyük etkinliğin sonunda bir ağ oluşturulması sonucu çıktı. Bu ağ oluşturulurken de yerelin dinamiklerini göz önünde bulunduracak bir ağ oluşturulması konuşuldu. Mesela herkes kendi şehrinde hatta mümkünse kendi çalışma alanında iletişim ağı kurup o iletişim ağı üzerinden birbirlerinden haberdar olma, birbirleriyle yüz yüze gelip tanışma fırsatı sağlayacağı ve aynı zamanda çalışma sorunlarını nasıl düzeltebiliriz şeklinde fikirler ortaya çıktı. Daha sonra her ilden bir temsilcinin olduğu başka bir iletişim grubunda da tüm bu bilgiler aktarılacak. Bir havuz oluşturulacak ve o havuz üzerinden koordinasyon sağlanacak, mümkün olursa. Umuyoruz bu şekilde de ilerler.

Büşra: Bir de maç vardı, değil mi? O nasıldı?

Alican: Maç konusu biraz sorunlu oldu. Biz her sene maç yapıyoruz ve çok da güzel geçiyor. Geçen sene Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü’nde yapmıştık. Bu sene de orada yapacaktık. Konuşuldu, karar verdiler. Ama daha sonra o yeşil sahanın işletmecisi, maçtan önceki gün, teyit etmek için telefonla aradığımızda “Sizin maçınızı iptal ettik” dedi. “Gerekçeniz ne?” dedim. “Üç gündür whatsapp üzerinden 200 tane mesaj geldi bana, broşürünüz gönderiyorlar, maçın ismi içeriği bize uygun değil. Burası bir işletme, kabul edemeyiz” dedi. Ben de yazılı açıklama istedim, mail yoluyla. Mailde yazdığı şey ise, “6 Mart tarihinde yapacağınız maçı o gün maç olduğu için iptal ediyoruz” şeklindeydi. Ben de “Biz 5 Mart’ta yapacağız” diye cevapladım. Bu kez “5 Mart’ta yapacağınız maçı başka bir maç olduğu için iptal ediyoruz” demiş. Arkasından biz derneklere vermiyoruz diye eklemiş. Ben de bunun üzerine “Telefonda böyle böyle söylediniz, sakın gelmeyin dediniz, niçin bunları yazmıyorsunuz?” diye sordum. “Ben böyle bir şey söylemedim” diye geri cevap geldi. Yani aslında klasik yöntem.

pembe hayat 5

Ayrımcılık uygulayan kişi doğrudan onun üzerini başka bir şeyle kapatmaya çalışıyor. Biz de Dikmen Halı Sahası’nı aradık. “Bakın böyle böyle etkinlik, kabul ediyorsanız, başımıza tekrar böyle bir olayın gelmesini istemiyoruz” dedik. Onlar da “Tabii ki başımız gözümüzün üstünde yeriniz var!” dediler. Ama sonra hava muhalefetine karşı duramadık, tabii ki! Aşırı rüzgâr ve yağmur… Bir de mesela bizim maçlarda kızlar topuklu ayakkabılarıyla jartiyerleriyle geliyorlar. Çarka çıktıkları kıyafetlerle yani hatta biraz da abartısıyla gelip orada bir manifestasyon da bir eylemlik duruş da sergiliyorlar. Öyle olunca hava şartlarına karşı koyamadık tabii ki. Ama maç yapılacak.

Büşra: Çok güzel olmuş, ellerinize sağlık! Son olarak eklemek istediğin bir şey var mı?

Alican: Bizim etkinliklerin niçin öğleden sonra olduğu soruluyor. Bir seks işçileri programını sabahtan başlatıp akşam geç saatlere kadar sürdürmek istemiyoruz. Çünkü kızların metabolizmalarını biliyoruz. Öğleden sonra başlayan ve onları da tüketmeyecek, sömürmeyecek bir şey olsun istedik. Bu sene de özellikle buna çok dikkat etmeye çalıştık. Çünkü insanlar vakitlerinden ayırıp buraya geliyorlar. İki gün üç gün burada kalıyor olmaları, onların iş yapmıyor olmaları anlamına da geliyor. Çalışmıyorlar. Para kazanmadıkları noktada onların buraya harcadığı emeği, gönüllülüğü daha fazla sömürmemek için ya da en rahat, en verimli şekilde buna katılımlarını sağlamak için nasıl bir program oluştururuz diye düşündük.

Büşra: Çok teşekkürler!

* Hicra: Güney Asya kültüründe üçüncü cins olarak kabul edilen kişiye verilen isimdir. Hicra olmak için bir kişinin hadım edilmesi gerekmektedir. Hicralar genelde renkli giysiler giymekte, ağır bir makyaj yapmakta ve çeşitlil takılar takmaktadırlar. Hindistan’daki hicralar, bir fahişe ile aynı düzeyde bir sosyal konuma sahiptir. Genellikle çeşitli törenlerde (doğum, evlilik, festival vs) şarkı söyleyerek ya da dans ederek hayatlarını kazanmaktadırlar.

** Scarlet İttifakı: http://www.scarletalliance.org.au
F
otoğraflar Pembe Hayat Derneği etkinliklerinden seçmecedir.