Birçoğumuz gibi kapitalist metropolün içine sıkışanlardandı onlar da.

09.00-18.00 mesaileri içinde bilgisayarlarının başlarında oturup kendi kendilerini sanal alemde gezdirdiler yıllarca. Akşam işlerinden çıkıp tıkış tıkış metro, otobüs, metrobüs çilesi içinde yaşam sürdürdüler.

30’lu yaşlarına henüz geliyorlarken tüm toplumsal normlara karşı koydular. Yolculuklarına anlam katan şey ise yürüyerek gezmeleri. Yürüme isteklerini içlerinde alevlendiren sebeplerden bir tanesi Güneşin Ülkesi, Işıklar Ülkesi – Likya Yolu’idi.

İstanbul’da doğup büyüyen çift, hayatlarının yıllarca toplu taşıma, keşmekeş trafik içinde geçtiğini belirtiyor. Yıllık izinlerindeki tatillerinde gittikleri ülkelerde, şehri bir yerli gibi davranıp, yürüyerek keşfetmeyi tercih ediyorlar. Şimdiler de ise yapılacak listesinin en başında olan Likya Yolu yürüyüşündeler. Yolculuklarındaki anları Yola sor adlı Instagram ve Facebook sayfalarından paylaşıyorlar…

yola sor blog“Yıllar sonra yine baktığımızda tüm bu çalışmalarımızın, terfi için gecemizi gündüzümüze katmalarımız sonucunda elimizde hiçbir şeyin olmadığı gördük. Günün sonunda bize kalan hep stres oluyordu. Arada bir dışarı çıkıp arkadaşlarla kafayı dağıtıyorsun, bir iki konsere gidiyorsun bununla motive oluyorsun. Tam motive oldum derken, hoop sabah yine kaldığın yerden tutunmaya çalışıyorsun hayata. Günaydın, maraton başladı! Yahu benim yapılacak listem doluyor taşıyor ama vakit ?! Hep ertelenmiş hayaller, 15 günlük yıllık tatile hangisini sığdıracağını şaşırıyorsun arkadaş. Bize geldi bir deli cesareti. Kaybedecek bir şeyimiz yoksa, durmamızın da bir anlamı yok dedik. 6 aylık plan yapmıştık, sonrasına ise dönünce bakarız. Denizden, karadan, havadan, taştan-topraktan derken. Sarıldık birbirimize, ‘aşk bir yolunu bulur’ dedik verdik istifamızı düştük yollara…”

1. Patara Kum Tepesi

https://www.instagram.com/p/BJmyxgfj_cP/
https://www.instagram.com/p/BJlAnOqjbZ-/
https://www.instagram.com/p/BJkpRO2D0Vl/
https://www.instagram.com/p/BJkdNyfDIv_/