Önce şarkısıyla tanıştım sonra sadece müzik yapmadığını dilimize de çevrilen Küçük Ülke adlı bir kitabının olduğunu öğrendim. Bazı tavsiyeler oldukça önemli olduğundan Küçük Ülke’yi merak ediyordum. Yayımlandığında Fransa’da pek çok ödül kazanmış ve 2020’de filmi yapılmıştı. “Beğenirsin,” denmişti. Böylece hoş ezgilerin sahibi Gael Faye’nin ilk kitabı Petit Pays’ın Gizem Şakar tarafından dilimize kazandırılmış çevirisine ulaştım. Şimdi size neredeyse elimden bırakmadan tek solukta okuduğum Küçük Ülke’den bahsetmek istiyorum

Afrika Dahil*

Bilenleriniz muhakkak vardır. Benimse kitabın sunuşunu okurken çocukluğumda haberlerde dinlediğim bir şeyler kafamda hayal meyal canlanmaya başladı. Hutular ve Tutsiler arasında yaşanan soykırım, hakkında neredeyse hiçbir şey bilmediğim Dünya’nın trajedilerinden biriydi. Ruanda ve Burundi’de yaşanan çatışmalar, hafıza denilen kuytuda üstüne yüzlerce yeni şey eklenerek neredeyse yok olmuştu.

Bahtı kara kıtanın gerçekleri bizden uzak şeyler gibi görünebilir. Belki de bu nedenle çok az şey biliyoruz Afrika’da yaşanılanlara dair. Bunun bir sebebi bize sunulanlarla ilgili olmalı. Hutular ve Tutsiler arasında soykırım yaşandığı zamanlarda sömürgeci kavramından haberim yoktu. Sonraları biraz teoride kalıyordu bazı şeyler edebiyat olmasaydı. Kitaplar bir dış gerçekliği, iç gerçeklik haline getirip, bir de buradan bak, diyebiliyordu okuruna ve Küçük Ülke’nin kahramanı her şeyin nasıl başladığını ve izleyen yıllarda neler olduğunu anlatmaya küçük bir çocukken başlayıp, on yaşında mutlu bir çocuğun çatışmalarla değişen gerçeğini okur için aşina kılıyordu.

“Kitap okuyarak çıkmazın sınırlarını aşmıştım, yeniden nefes alıyordum, dünya çok daha ileriye, bizi kendimize ve korkularımıza hapseden bahçe kapılarının ötesine uzanıyordu.” diyordu Küçük Ülke’nin kahramanı Gaby ve otobiyografik bir roman sayılabilecek eserinde Gael Faye bunu yazdığını gerçekleştirmeyi başarıyordu. Küçük Ülke’yi okuduktan sonra okur, Buruni’de yaşayan, annesi Ruandalı, babası Fransız bir çocuğun çatışmalarla değişen hayatını görebiliyordu. Detayların yerindeliği, üslubun akıcılığı, betimlemelerdeki yetkinlik, eseri okunası kılmasının yanında okuru kara kıtanın bir çıkmazında gerçeklerle kuşatıyordu. 

Giriş

“‘Tutsiler ile Hutular arasındaki savaşın nedeni aynı topraklara sahip olmamaları mı?”

“Hayır, değil. Aynı ülkede yaşıyorlar.”

“O halde… Dilleri mi farklı?”

“Hayır, aynı dili konuşuyorlar.”

“O zaman tanrıları mı farklı?”

“Hayır, tanrıları da aynı.”

“Peki o zaman niçin savaşıyorlar?”

“Çünkü burunları farklı.”

Okuyunca komik görünen bu diyaloglar, ırkçılığın mayasının nasıl trajediler doğurduğunu bilen okur için basitliğiyle sunduğu çıplaklık, ironiyle gerçekleşen bir tür açığa çıkarma haliyle ürpertici aslında. Burunları farklı olduğu için birbirini katleden insanların dünyasından Gaby’in yolu mecburen Fransaya çıkıyor. Gidebildiği için şanslı belki de ama kendi topraklarını özleyen, aidiyet sorunu yaşayan ve yaşadıklarını anlatmak isteyen biri olarak:

“Kış günü kimsenin geçmediği bir otoban hissediyorum kendimi.” diyor ve yeniden çocukluğuna dönüyor. Her şeyin başına… Buruni’de bir çocuk olduğu günlere…

Mektuplar

“4 Ocak 1993, Pazartesi,

Sevgili Laure, 

Benim adım Gaby. Ne de olsa her şeyin bir adı vardır. Yolların, ağaçların, böceklerin… Mesela bizim mahallenin adı Kinanira. Şehrimin ise Bujumbura. Ülkemin adı da Burundi. Kız kardeşimin, babamın, arkadaşlarımın her birinin adı var. Kendilerinin seçmediği, birlikte doğdukları bir ad. Bu işler böyle. Bir gün sevdiklerimden bana Gabriel yerine Gaby demelerini istedim, bunun amacı benim yerine karar verenlerin yerine karar vermekti. O nedenle rica etsem sen de bana Gaby der misin?”

Mektup arkadaşına cevaben yazdığı mektupta böyle diyor Gaby. Mektupları, mektup arkadaşına duyduğu hislerle tanıdık biri gibi yakın gelen Gaby, şahit olduklarını, yaşadıklarını dillendiriş biçimiyle, dünyada yerinden edilmiş yersiz yurtsuzların da dili oluyor. Küçük Ülke de öyle.

Belki Gael Faye’nin Küçük Ülkesini ziyaret etmek ve kitabı okumak istersiniz diye sözlerimi burada tamamlıyorum ama bundan önce bir parçasını sizinle paylaşmak isterim.

Sağlıcakla kalmanız dileklerimle.

Alıntılar: Gael Faye, Küçük Ülke kitabından yapılmıştır.

*Cemal Süreya dizesi