Ana SayfaEkolojiDoğaTürkiye'nin yarısı çölleşme risk grubunda: Acaba neden?

Türkiye’nin yarısı çölleşme risk grubunda: Acaba neden?

-

Orman ve Su İşleri Bakanlığı Türkiye’nin çölleşme haritasını çıkardı. Coğrafi tabanlı sistemle hazırlanan haritaya göre yurdun yarısı çölleşme risk grubunda. Sebep ise doğrudan insan.

Hazırlanan haritaya göre, Türkiye’nin yaklaşık yüzde 47‘si orta ve üzeri yüksek risk grubuna giriyor. Konya-Karapınar, Iğdır-Aralık, Urfa-Ceylanpınar çölleşmiş durumda iken Tuz Gölü havzası, Ereğli-Karaman bölgesi, Urfa-Ceylanpınar-Mardin-Batman hattı, Eskişehir çevresi ise orta ve yüksek risk grubunu oluşturuyor.

Türkiye’nin çölleşme risk ve etkenlerinin ilk defa belirlendiğini söyleyen Bakan Veysel Eroğlu “Projenin pilot sahası olan Gediz Havzası’nda doğrulama ve kalibrasyon çalışmaları tamamlandı. Çölleşme modeli ve risk haritasının yüzde 90 güven aralığı içinde mikro havza bazında yüzde 94 tutarlı netice ürettiği tespit edildi. Bu doğrulama ve kalibrasyon çalışması bütün Türkiye’yi kapsayacak şekilde 25 havzada devam edecek” şeklinde konuştu.

çölleşme risk haritasi
Türkiye’nin Çölleşme Risk Haritası

Eroğlu, “Çölleşme özellikle kurak, yarı-kurak ve az yağışlı alanlarda iklim değişiklikleri ile insan faaliyetleri dahil olmak üzere çeşitli faktörlerden kaynaklanan arazi bozulumudur. Tabii çevreyi ve içerisinde yaşayan insanlar da dahil bütün canlıları olumsuz etkileyen çölleşme dolaylı olarak da küresel ölçekte açlık ve göç gibi büyük problemlerin de en önemli sebebidir” diyerek belki de bir nevi özeleştiri yapmış olabilir.

Türkiye neden çölleşiyor?

Bakan Eroğlu çölleşme haritası hakkında konuşurken Birleşmiş Milletler’in (BM) Türkiye’yi çölleşme konusunda hassas olarak nitelediğini de belirtti. Türkiye’de su ve rüzgar erozyonu, çölleşme tehdidinin başlıca doğal etmenleri. Ancak doğal olmayan etmenler de mevcut. Bu etmenlerin tek bir öznesi var: insan.

İnsanlar, ormanlara ve tüketim şekillerine hiçbir özveri göstermedikleri için gittikçe artan çölleşme riskimizden de şikayet etme lüksüne artık ne yazık ki sahip değiller. Biz insanlar, bir an önce ekosistemle savaşmayı bırakıp ekolojiye dost olduğumuzu tekrar kanıtlamalıyız. Yoksa kendimizle birlikte tüm güzelliklerin de eriyip bitmesine neden olacağız. 

Orman ve Su İşleri Bakanlığına bağlı çalışan Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü‘nün internet sitesinde şu ifadeler yer alıyor:

“Türkiye’nin yüzde 65’i kurak ve yarı kurak alan özelliklerine sahiptir. İçinde bulunduğu coğrafi konum, iklim, topografya ve toprak şartları, ülkemizin arazi/toprak bozulmasına ve kuraklığa karşı hassasiyetini artırmakla birlikte, çölleşme ve kuraklıktan en fazla etkilenen ülkeler arasında yer almasına sebep olmaktadır.”

Müdürlük, Türkiye’nin gittikçe çölleşmesinin nedenlerini de şu şekilde açıklıyor:

Ülkemizde çölleşme nedenleri;

  • Doğal nedenler (Erozyon, toprak verim kalitesinin bozulması, iklimsel değişimler vb.),
  • Teknik nedenler (Ormansızlaşma, meraların ve hidrolojik yapının bozulması, toprakların amacı dışında kullanılması ve yanlış yönetimi vb.),
  • Sosyoekonomik nedenler ve
  • Yönetimsel ve yasal nedenler.

Doğaya saygı duymayı öğrenmeliyiz en başta. Saygı ile birlikte çöp atmalarımız, adım başı HES ve AVM yapmalarımız da azalacaktır. Yüzümüzü doğaya döndüğümüz zaman içimize sinmiş kinden ve kötü davranışlardan da arınacağız. Keşke tek derdimiz iklim değişikliği olsa, yüzümüzü doğaya dönünce o da ortadan kaybolsa…

SON YAZILAR

Cephede enerji hasadı: Mimariyi canlı bir organizmaya dönüştürme manifestosu

Modern mimaride akıllı bina kavramı dijitalleşme ile anılırken, Hamburg’daki BIQ House bu zekayı biyolojiden alıyor. Dünyanın ilk biyoreaktif cepheli yapısı, cam panellerin içinde yaşayan mikro-alglerle hem enerji üretiyor hem de binaya dinamik bir gölge sağlıyor. Statik beton bloklardan, yaşayan organizmalara geçişin hikayesi.

Doğa kendi evini inşa ediyor: Karbon negatif bir yapı bloğu olarak “Kenevir Betonu”

İngiltere'deki Flat House, kenevir tarlasından doğan duvarlarıyla mimaride devrim yaratıyor. Karbon negatif, prefabrik ve nefes alan kenevir betonu (hempcrete) teknolojisini inceledik.

Bir sandalyeyi yetiştirmek: Nucleo’nun Terra projesi üzerinden ekolojik tasarımın yeni dili

Endüstriyel üretimin hakim olduğu bir çağda, tasarımın doğayla ilişkisi çoğu zaman "malzeme seçimi" düzeyinde kalır. Oysa bazı projeler, bu ilişkinin yalnızca yüzeysel bir tercih değil,...

Doğadan mimariye: Cam, deri ve çeliğin ötesinde ahşap atıklardan yeni nesil kompozitler

Günümüzde karşı karşıya olduğumuz çevresel zorluklar, yenilikçi çözümler ve sürdürülebilir malzemeleri her zamankinden daha önemli hale getirdi. Doğal kaynaklarımız hızla tükenirken, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri...
Gamzegül Kızılcık
Gamzegül Kızılcık
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Kadın hakları mücadelesi, çocuk hakları ve LGBTİ hakları konularına ilgili. Doğal hayatın korunması konusuna meyledişi ve Gaia Dergi ile yollarının kesişimi sonucunda da; direnişçi bir kadın, gazeteci.

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol