Ana SayfaKültür & SanatBelgeselBelgeselci Ben Fogle ile vahşi yaşam ve belgesel serisi üzerine söyleşi

Belgeselci Ben Fogle ile vahşi yaşam ve belgesel serisi üzerine söyleşi

-

Adını ilk kez Castaway isimli televizyon programında duyuran ve şu anda Vahşi Yaşama Dönüş (Return to the Wild) adlı programı sunan Ben Fogle, dünyanın dört bir yanındaki maceraları takip ederek vahşi doğadaki esrarengiz yaşamlara ortak oluyor. BBC Earth, Return to the Wild belgesel serisinin 3. sezonu geçtiğimiz günlerde yayımladı. Ben Fogle ile vahşi yaşam ve belgesellerine dair keyifli bir röportaj yaptık. Ve müjdeyi aldık: “Ben Fogle: Kayıp Diyarlar” ile ücra yerlerde yaşayan toplulukların hayatları ve manzaraları Ağustos ayında BBC Earth ekranlarında.

Gamzegül: Ben Fogle kimdir? Hayatı, vahşi yaşamla nasıl kesişti?

Ben: Tüm sınavlarımda başarısız olan, sporda iyi olmayan, doğayı ve vahşi yaşamı bir yol olarak kullanan bir çocuktum. Her zaman vahşi doğanın sadeliğine çekilmişimdir. Doğa her zaman büyüyebileceğim ve gelişebileceğim mutlu, güvenli bir yer oldu.

Picture shows_Presenter Ben Fogle

Where the wild men are’ın devamı diye bildiğimiz Return to the wild’da vahşi yaşamda tanıdıklarınıza yeniden dönüp baktınız. Neler değişti, neler gördünüz?

Yıllar boyunca tanıdığım bazı insanlara geri dönme fırsatını sevdim. Bunların birçoğu
ömür boyu olunan arkadaşlıklar. Bazıları için pek çok değişiklik olduğunu gördüm. Bazıları iyi ve bazıları kötü; hastalık ve yaşlılık, vahşi halkın çoğunu yakaladı, ancak ilham veren pek çok şey de oldu.

3. sezonda ilk ikisinden farklı olarak bizi neler bekliyor?

Diziyle ilgili güzel olan şey, iki bölümün aynı dizi olmamasıdır. Her kişi veya çift veya aile tamamen benzersizdir. Manzarası, kültürü, ülkesi ve kişiliği benzersiz ve çeşitlidir. Bu dizi beni diğerlerinin yanı sıra Uruguay, Avustralya ve Portekiz Azorlarına götürüyor.

Picture Shows_Presenter Ben Fogle and contributor Karen Hadfield

On yıllardır vahşi doğa çalışmaları yapıyorsunuz hatta Birleşmiş Milletler tarafından “vahşi doğa koruyucusu” olarak atanmışsınız. Bundan biraz bahseder misiniz, Birleşmiş Milletler sizi neden ve nereye atadı? Vahşi doğa koruyuculuğu dediğimiz nedir ve nasıl yapılır?

Uzun yıllardır Birleşmiş Milletler çevre programı ile çalışıyorum. Onlarla ilk olarak
Everest Dağı’na tırmandığımda çalıştım. Bir elçi olarak benim rolüm, vahşi bölgelerimiz ve oralarda bulunan flora-faunaların sesi olup, farkındalık yaratmak. Vahşi doğada edindiğim deneyimlerimi dünyanın dört bir yanındaki okullarda öğrencilerle ve hükümetlerle/devletlerle paylaşıyorum.

Vahşi doğada hayat hala mümkün mü’nün cevabını arıyorsunuz, aslında bu, dünyada bir trende dönüştü. Beyaz yakalarımızı bir kenara bırakıp doğaya dönmeye çalışan milyonlarız. Sizce şansımız var mı? Hep beraber gittiğimiz vahşi doğa bozulmaya ve yok olmaya mahkum gibi geliyor bana.

Bu kırılgan bir dengedir. Pek çoğumuz kentsel yaşamı vahşi bir yaşam için terk edersek, bu bizim için yıkıcı olabilir. Kırılgan vahşi ama hayatımızın basitleştirilmesi hakkında öğrenebileceğimiz çok şey var. Materyalist olmayın. Materyalizm odaklı bir yaşamımız oldu ancak, daha basit, daha alçakgönüllü bir hayat yaşayarak hepimiz daha yumuşak bir ayak izi bırakabiliriz.

Doğaya karşı sizinle aynı duygulara sahip kişilere ne önerirsiniz? Sizce iyi bir doğa koruyucusu nasıl olmalı?

Çevremize saygı duymalıyız. Götürdüğünüzden daha fazlasını geri koyun. Esneklik ve kendine yetebilirlik vahşi doğada yaşamak için ihtiyacınız olan önemli özelliklerdir.

Belgesel serinize devam edecek misiniz? Yeni planlarınız neler?

100’den fazla film çektim. Şimdi ise beni Tayland, Sri Lanka, Kolombiya ve Norveç’e götüren başka bir seriye başladık. İnanılmaz bir seri. Kolombiya’dan gelen hikaye benim favorim olabilir.

Uzun zamandır hafızalardan silinmiş manzaraları keşfeden ve ana akımın dışında yaşayan topluluklarla tanışan “Ben Fogle: Kayıp Diyarlar” (Ben Fogle: Lost Worlds) 18 Ağustos Cuma günü saat 22.00’de BBC Earth’te sevenleriyle buluşuyor. 

Kullanılan fotoğrafların tamamı BBC Earth tarafından temin edilmiştir.

İlginizi çeker

SON YAZILAR

D5 Sanat Ortamı kurucusu Veli Mert ve Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Asena Günal ile kültür, sanat ve dayanışma üzerine

Anadolu Kültür ve zusa’nın yürütücü ortağı olduğu ve StiftungMercator ile EuropeanCulturalFoundation’un destekçisi olduğu VAHA Projesinin kapanış etkinliği Ankara Kült Kavaklıdere’de düzenlendi. 18 Nisan Cumartesi günü...

Cephede enerji hasadı: Mimariyi canlı bir organizmaya dönüştürme manifestosu

Modern mimaride akıllı bina kavramı dijitalleşme ile anılırken, Hamburg’daki BIQ House bu zekayı biyolojiden alıyor. Dünyanın ilk biyoreaktif cepheli yapısı, cam panellerin içinde yaşayan mikro-alglerle hem enerji üretiyor hem de binaya dinamik bir gölge sağlıyor. Statik beton bloklardan, yaşayan organizmalara geçişin hikayesi.

Doğa kendi evini inşa ediyor: Karbon negatif bir yapı bloğu olarak “Kenevir Betonu”

İngiltere'deki Flat House, kenevir tarlasından doğan duvarlarıyla mimaride devrim yaratıyor. Karbon negatif, prefabrik ve nefes alan kenevir betonu (hempcrete) teknolojisini inceledik.

Bir sandalyeyi yetiştirmek: Nucleo’nun Terra projesi üzerinden ekolojik tasarımın yeni dili

Endüstriyel üretimin hakim olduğu bir çağda, tasarımın doğayla ilişkisi çoğu zaman "malzeme seçimi" düzeyinde kalır. Oysa bazı projeler, bu ilişkinin yalnızca yüzeysel bir tercih değil,...
Gamzegül Kızılcık
Gamzegül Kızılcık
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Kadın hakları mücadelesi, çocuk hakları ve LGBTİ hakları konularına ilgili. Doğal hayatın korunması konusuna meyledişi ve Gaia Dergi ile yollarının kesişimi sonucunda da; direnişçi bir kadın, gazeteci.

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol