Altı Mayıs’a kadar Endless Art Taksim’de devam edecek olan segideki sanatçı dostlarla bir araya geldik. Harika sohbetler çıktı, buyrun yazımıza. Söyleşimize Nilüfer Topal ile devam ediyoruz.

Nilüfer Merhaba, sohbetimiz sırasında kıyıda köşede kalmış şeyleri taşıyorum resmime demiştin bunu biraz açar mısın bizlere? Nasıl bir duygudur bu? Günlük hayatın koşuşturmasında birçok şeyi göremiyoruz belki de…

Mekan detayları yapmayı seviyorum…  Sürekli gördüğümüz ama estetik gözle bakmadığımız nesneler ya da mekan detayları ana konularımın başında geliyordu. Elektrik prizleri gibi, kapı aralığından görünenler gibi, pencereden herhangi bir nesnenin üzerine düşen güneş ışığı gibi detaylar. Dediğin gibi koşturmacalarımız arasında bir durup nefes almak ve etrafta ne var ne yok farkına varmak aslında bu.

Röportajımıza hemen soruyla girdik, öncelikle bize kendinizden biraz bahseder misiniz Nilüfer neler yapar 🙂

Nilüfer öncelikle resim yapar diyelim… Ayrıca özel bir kurumda resim dersleri vermekteyim. Marmara üniversitesi mezunuyum, yüksek lisansımı da aynı okulda tamamladım. Sonrası resim yapmayı hala öğrenmek ve öğretme süreci…

Akışların içinde konu kahramanın yolculuğuna gelmişti. Kadim tarot sembolizminde de geçen bu yolculuk hali nedir senin için? Nereden geldik nereye gidiyoruz 🙂

Evet son dönemlerde kişisel arayışlarım, kendimi ve insanı çözme çabalarım beni kahramanın yolculuğu hikayesine götürdü. Kendimi sorguladığım bir dönemde  hemen herkesin kendi içinde batma çıkma, düşme kalkma hikayelerinin olabileceğini ve bu süreçlerin bir döngüyü oluşturduğunu keşfettim. Ve bu döngüler aynı zamanda doğanın döngüleri, insanlığın döngüleri, zamanın döngüleriyle benzer bir tablo sergiliyor. Bir şeyin başlaması aslında başka bir şeyin bitişini de gösterir ya da tam tersini… Bu bir yolculuk ve yolculuklar başlanıp, yürünüyor ve son buluyor. Bu döngülerin anlatıldığı bir sürü masal, efsane ve hikayeler var. İnsan yaşamında belli eşiklerin anlatıldığı bu söylenceler kahramanın yani insanın yolculuğunu ve bu yolculuktaki psikolojik süreçleri tespit etmiş aslında. bu keşifler esnasında tarot sembolizmiyle karşılaştım. Baştan sona insanın karşılaşabileceği eşikleri anlatan bir sembolizmi içeriyor. Yoğun bir insan psikolojisi çözümlemesi de var altında… İlgimi çekti bu haliyle…

Kurt ve Su içindeki kadının sembolizmi bizim için biraz sırlanmış halde. Neler var orada bizi bekleyen, biraz açabilir misin lütfen?

Yüzleşme isimli çalışmam da, aslında tarot sembolizminden yol çıkarak yaptığım bir resim. Ay kartının kendimce yorumlaması. Kartta suyun içinden çıkan bir yengeç kıyıda kurt ve köpekle karşılaşır. Bunlar korkuları temsil eder, su da bilinçaltını… ve ancak korkularınla yüzleşirsen yoluna devam edebilirsin. Köpek ve kurdun arkasından bir yol uzanır, gidilecek yoldur bu… Ay zaten sembolik anlam olarak yoğun duyguları ve tefekkür halini gösterir bize. Kendi hayatımdan bir süreci anlattığı için de yengeç yerine kendi portremi kullandım…

Olmayan bir mekan, olmayan bir masa ve olmayan bir duvar kağıdını oldurmuşsun işinde. Görünmeyi göstermeye mi çalışıyorsun burada sanatçı olarak yoksa kurgusal bir ifade mi bu senin için?

Aslında mekan detayları yaptığım dönemde çalıştığım bir resim bu çalışmam. Anlatmak istediklerimi anlatmak için böyle bir kurgu yapmayı uygun gördüm. Kuru kafa o dönemde elime geçen bir nesneydi ve bunu resimlerimde kullanmak istedim. Halihazır da mekan detayları çalışırken kuru kafa da bu kompozisyonların içine giriverdi… Klasik vanitas temasını işledim diyebilirim. Kuru kafa ve bir süsleme öğesi olarak duvar kağıdının tezatlık oluşturması hoşuma gitti. Aslında bu da bir sembolizm. Ölüm ve yaşamın bir aradalığını içeriyor.

Kurgusal metinler, mitler, biliçaltı, sembolizm derken kişisel bir hedefe doğru mu gidiyor sanatında seninle birlikte, ne dersin bu konuda bizlere?

Çalışmalarımda sembolizmi kullanmak benim için insanlığın ortak hafızasıyla, kolektif bilinçaltıyla bir bağ kurma çabası. Bu da aslında bana yalnız olmadığımızı, varlığımızla ve yaşadıklarımızla hepimizin birbirimize bir şekilde bir bağlı olduğunu hatırlatıyor.

 Son olarak bize neler söylemek istersin, nereye bakıp neler görmeliyiz neyi aramalıyız insanlık ailesi olarak?

Doğamızdan ve doğadan kopmuş haldeyiz insanlık olarak… Mümkün olduğu kadar köklerimizi hatırlamaya çalışmak bizi kendimize ve birbirimize daha çok yaklaştırır belki…