Kenan Evren. Türkiye’nin yedinci Cumhurbaşkanı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 17. Genel Kurmay Başkanı.

Yıllardan 1980, bir sabah, 12 Eylül sabahı tank sesleriyle uyanmış Türkiye. Biz o zaman yokuz dünya üzerinde. Anneannemle konuşuyoruz, ağlıyor; “Bakma şimdi ölümüne sevindiklerine, çok alkışladılar o zaman bugün pislik dediklerini…

Kenan Evren 9 Mayıs 2015 gecesi tedavi gördüğü GATA’da öldü. Kimimiz çok sevindi, kimimiz üzüldü. Acaba kendisi neler hissetti, vicdanı sızladı mı, hiç üzüldü mü, pişman oldu mu… Yıllarca soruldu bu sorular. Asmayalım da besleyelim mi dedi, bir sağdan bir soldan dedi. Bir belgesel yapıldı hayatını anlatan, övünüyordu o belgeselde, “Kadir gecesinde doğdum” diyordu. Şimdi hayata gözlerini yumdu; bir cumartesi gecesi, bir anneler günü arifesi.

Kenan Evren 1980

1980 Darbesinin başrolüydü Kenan Evren. Birçok annenin gözyaşı sebebi, birçok hayatın bitmesinin yegâne nedenidir kendisi. Artan sağ-sol çatışmaları, öğrenci olayları ve tırmanan Alevi-Sünni ayrımı Kenan Evren’in işini kolaylaştırdı. 1978 Aralık’ta Kahramanmaraş’ta yaşanan Alevi katliamı sonrasında dönemin başbakanı Bülent Ecevit bazı illerde sıkıyönetim ilan etti. Sıkıyönetim ve ülkeye hakim olan kaos sayesinde askerin söz hakkı arttı. 27 Aralık 1979’da Kenan Evren’in başında bulunduğu Türk Silahlı Kuvvetleri, dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’e bir uyarı mektubu yolladı. Mektupta şöyle diyordu TSK: Türk Silahlı Kuvvetleri ülkemizin bugünkü hayati sorunları karşısında siyasi partilerimizin bir an önce, milli menfaatlerimizi ön plana alarak, anayasamızın ilkeleri doğrultusunda ve Atatürkçü bir görüşle bir araya gelerek anarşi, terör ve bölücülük gibi devleti çökertmeye yönelik her türlü hareketlere karşı bütün önlemleri müştereken almalarını ve diğer anayasal kuruluşların da bu yönde yardımcı olmalarını ısrarla istemektedir.”

Ülke kana bulandı

Beklenen son, 12 Eylül 1980’de darbe ile yeni bir başlangıç oldu. Kenan Evren “Türkiye Cumhuriyeti’ni kollama ve koruma görevini yüce Türk Milleti adına emir ve komuta zinciri içinde ve emirle yerine getirme kararını almış ve ülke yönetimine bütünüyle el koymuştur” açıklamasının TRT’de yayınlanmasıyla yönetimin başına geçti. Ülke kana bulandı gerekçesiyle yönetime el koyan askeri yönetim, ülkeyi kana buladı. Kenan Evren 1983’te yapılan ve kendisi adına hüsranla sonuçlanan seçime kadar Türkiye’yi yönetti, Türkiye hakkında bütün önemli kararları aldı.

12 Eylül 1980 bir insan hakkı ihlalleri yumağının yuvarlana yuvarlana büyüdüğü, Türkiye’nin Türkiye’ye küstürüldüğü; acılar, üzüntüler ve öfkeler bütününün resmi başlangıcıdır. 1980 bazı annelerin hiç genç ve mutlu olamamasıdır. Bazı çocukların hiç büyümemesidir. 12 Eylül bir darbedir, bir cinayetler silsilesidir. Türkiye’de ‘84 yılında beri ölüm cezası uygulanmıyor.

12 Eylül’den notlar:

12 Eylül 1980 askeri darbesinin idam ile aldığı ilk can, sol görüşlü Necdet Adalı oldu. Ardından sağ görüşlü Mustafa Pehlivanoğlu idam edildi. Devrimci Yol üyesi Hıdır Arslan ise, 12 Eylül döneminin son idamı oldu.

Erdal Eren

Çok geçmeden 19 Mart 1980 tarihinde Erdal Eren idam edildi. İdam kararı Yargıtay’dan iki kere dönen Eren’in kemik testine gitmesi de engellendi. Kenan Evren bu konudaki soruları “Asmayalım da besleyelim mi?” şeklinde cevapladı. 

“Şimdi ben, bunu yakaladıktan sonra mahkemeye vereceğim ve ondan sonra da idam etmeyeceğim, ömür boyu ona bakacağım. Bu vatan için kanını akıtan bu Mehmetçiklere silah çeken o haini ben senelerce besleyeceğim. Buna siz razı olur musunuz?”

  • 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
  • Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
  • 7 bin kişi için idam cezası istendi.
  • 517 kişiye idam cezası verildi.
  • Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1’i Asala militanı).
  • İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis’e gönderildi.
  • 71 bin kişi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
  • 98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı.
  • 388 bin kişiye pasaport verilmedi.
  • 30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.
  • 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
  • 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.
  • 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
  • 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.
  • 937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.
  • 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
  • 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
  • 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
  • Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
  • 31 gazeteci cezaevine girdi.
  • 300 gazeteci saldırıya uğradı.
  • 3 gazeteci silahla öldürüldü.
  • Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
  • 13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
  • 39 ton gazete ve dergi imha edildi.
  • Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
  • 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
  • 14 kişi açlık grevinde öldü.
  • 16 kişi –kaçarken– vuruldu.
  • 95 kişi –çatışmada– öldü.
  • 73 kişiye –doğal ölüm raporu– verildi.
  • 43 kişinin –intihar ettiği– bildirildi.

Türkiye’nin önde gelen gazetelerinin 13 Eylül 1980 manşetleri:

Hürriyet: Atatürk yolunda devam (manşet)

Tercüman: Yeni anayasa hazırlanacak (manşet)… Ordu mecbur kaldı

Milliyet: Yeni yönetime herkes yardımcı olsun (manşet)

Cumhuriyet: Ana hedef Atatürkçülük (manşet)… Demokrasi için 12 Eylül’ün başarısı şarttır (Başyazı)

Türkiye’de ne zaman birileri demokrasiden bahsetse, bilin ki; o birileri demokrasiyi yerle bir edecek, onu ayaklarıyla çiğneyecektir. Ne zaman birileri Mustafa Kemal’in 100 yıl önce yaptıklarını yeniden ve hâlâ konuşuyorsa, bilin ki o kişi(ler) bir yanlış yola giriyorlar ve bunun anlaşılmasını istemiyorlar. Ne zaman birileri devletin bekâsı ile vatanın bölünmez bütünlüğünden bahsetse, o zaman aklıma darağaçlarında davalarından dönmeyenler gelir; sağcısı ve solcusuyla. Günler, yıllar geçti. Artık idamlar yok, faili meçhuller var, sürgünler var gayrı resmi, apolitikler var sistemin törpülediği.

Şimdi o darbenin en çok kin güdüleni öldü. Geçmişle yüzleştikçe kinlenildi belki de. Dönemin manşetleri konuşuyor, anlarsınız ya. İki yüzlülük biraz da ata sporu aslında. Çok sevinemiyorum Kenan Evren öldüğü için. Bilmiyorum pişmanlık kırbacı vurdu mu sırtına hiç, boğazı düğümlendi mi, son nefesinde özür diledi mi içinden de olsa. Pek zannetmiyorum. Herkes iyi doğar, ama bazıları vicdanlarını hastane bahçesine gömmeden hemen önce göbek bağına bağlar. Bence Kenan Evren kötü bir insandı. Kötü yaşadı ve kötü olarak öldü. Onun ölümü gidenleri geri getirmedi, getirmeyecek. Ama en azından belki birkaç anne bir oh çekmiştir. Eğer varsa bir ilahi adalet, onları oralarda bir yerlerde yüzleştirecektir.

Seni bilmem Kenan Evren, ne yaparsan yap, ama siz rahat uyuyun çocuklar. Çocuk kalanlar, büyüyemeyenler.