Biz seni tanımadan çok sevdik, tam 269 gün boyunca uyanmanı bekledik. 269 gün boyunca ekmek alırken seni düşündük, önce hüzünlendik ama sonra güçlü şekilde umut ettik. Olmadı, direndin ama uyanamadın. Artık milyonlarca ağabeyin ve ablan var dedik cenazende ama yanına birçok kardeşinin gelmesini engelleyemedik. Bugün doğum günün. Ama senin o masumiyetle bezenmiş anına karşı mahcubiyetimiz her geçen gün artıyor.

“Berkin Elvan’ı tanırım. Çay bahçesinde garson olarak çalışırım. Berkin Elvan her gün oyun oynamak için parka gelirdi. Bu nedenle kendisi ile merhabamız vardı. Olay günü sabah 06.30 sıralarında karşılaştık. Berkinlerin evlerinin bulunduğu sokağa gelmiştim. Tam kapının önünde gördüm. Berkin’in çocuk olmasından da kaynaklanarak nereye gidiyorsun diye sordum. Müthiş bir gaz kokusu vardı. Bakkala ekmek almaya gittiğini söyledi. Ben de bakkalların kapalı olduğunu söyleyince fırına giderim dedi.”

Berkin Elvan’ın öldürülmesine dair soruşturmada tanık olarak ifadesi alınan S.Y, o acı günü böyle anlatıyordu. S.Y ile Berkin, sokakta 100-150 metre yokuş yukarı yürümüşlerdi. Evlerinden itibaren olayın meydana geldiği yere tam 5 dakika sürmüştü yolları. İfadeye göre, polisler onların bulunduğu sokak da dahil olmak üzere birçok yere gaz kapsülü atıyordu.

Berkin Elvan 111

“Berkin çocuk olduğu için sanırım meraklandı. Yanımızda 3-4 kişi daha vardı. Kafasını eğerek ve bir adım öne çıkarak polislere doğru baktı. Bu esnada bir gaz kapsülü, boyutlarını şu anda tam olarak söyleyemeyeceğim, demir, gümüş renginde bir cisim tam Berkin’in kafasının sağ arka kısmına yani hemen boyun kısmının hemen üzerindeki kafatasının olduğu yere çarptı ve oraya yapıştı. Berkin eliyle vurarak gaz kapsülünü düşürdü”.

Berkin, o an “anne” diye bağırdı. Doğal olarak ilk annesi aklına gelmişti. Hani daha sonra meydanlarda Alevi olduğu için ismi yuhalatılacak annesi. Berkin, S.Y. ile geldikleri yöne doğru, eve varmak üzere koşmaya başladı. S.Y. de peşinde koştu. Kendisini yakaladı. Başından hafif kan geldiğini görmüştü.

(Çizim: Halil İncesu)
(Çizim: Halil İncesu)

S.Y. ifadesinde şöyle devam ediyor “Vurulduğu andan itibaren 20 dakika geçmişti. Kendisi sağlık ocağının olduğu yere koşarak benimle geldi. Sağlık ocağının yanında şuurunu kaybetti. Vurulduktan 20 dakika sonra şuurunu kaybetti. Kendisini minibüsle Okmeydanı SSK hastanesine getirdik. Hastanede ailesi gelinceye kadar bekledim. Hatta doktor bana kan lazım olacak bir yere ayrılma dedi. Ailesi gelince de bekledim. Polisleri gaz tüfeği kullanırken gördüm ancak Berkin’e ise gaz kapsülünün çarptığı anı gördüm. Bu gaz kapsülünü ateşleyen polisi görmedim. Onun için eşkal veremem ancak gaz kapsülü polislerin olduğu yerden geldi. Polislerle aramızda 20 metre mesafe vardı. 

O güne kadar Berkin sadece çevresinde bilinen, sevilen bir çocuktu. Ailesi de yine öyle, kendi halinde bir aile idi. Fakat o gün, o kara gün, ne yazık ki milyonlar Berkin’i tanıdı. Ağır yaralanan Berkin, 269 gün yaşam mücadelesi verdi. Her geçen gün küçük bedeni biraz daha güç kaybediyordu. 269 gün sonunda ise artık zayıf düşen bedeni hayata tutunamıyordu.

O elini kaldırmıştı, bugün ise beyaz bayraklar sallanıyor

Diğer bir tanığın ifadesine göre; Berkin olay sırasında polislere elini kaldırarak “Ekmek almaya gidiyorum atmayın yeter” artık diye bağırmıştı. Göstericilere de hatta ekmek almaya gidiyorum geçebilir miyim diye sormuştu. Berkin 3-4 kişinin arasından caddeye çıktığı sırada 15-20 metre ileride bulunan Mithatpaşa Caddesi’nde bulunan polisler gaz tüfeği ya da tabancasıyla tekrar ateş etmeye başladılar. Tam bu sırada Berkin silahın sesini duyduğu için irkiliyordu. İfadede belirtildiği şekilde; “Sokağa girmek isterken birden kapsül başına isabet etti. Berkin bağırmaya başladı. Kafasına biber gazı saplanmıştı. Eliyle vurup çıkardı.”

Berkin Elvan 33

Berkin, o gün elini kaldırmıştı, ekmek almaya gittiğini anlatmak için. Aynen bugünlerde Doğu’da insanların sokağa çıkma yasağı olan illerde sağlık başta olmak üzere acil ihtiyaçlarını gidermek için beyaz bayrakla sokağa çıkmak zorunda kalmaları gibi. Berkin gibi onlar da masumiyetlerini karşılarındakilere çaresizce gösterme derdine düştüler. Berkin gibi başaramayanlar da oldu.


Berkin’in öldüğü gün sokağı saran o gaz kokusu ise halen dağılmış değil, halen ülkenin çeşitli yerlerinde gaz bulutları insanları boğmaya devam ediyor. Ankara’da, Suruç’ta, Cizre’de, Sur’da, Diyarbakır’da aynı Berkin gibi çocuk yaşta, hayatının henüz baharına bile girememiş canlar yitti gitti.

Geçen süre zarfında ne Berkin’in ölümünü araştıran soruşturma sağlıklı ilerledi ne de Berkin’in acılı ailesine ufak teselli verecek gelişmeler yaşandı, tam tersine ailesinin acıları sürekli tazelendi. Her geçen gün ölümlere, çocukların ölümüne daha da çok alışıldı, çocuk ölümleri normalleşti, normalleştirildi.

Bugün 5 Ocak. Berkin’in, Berkin’imizin doğum günü. Ama o doğum gününü ailesiyle ya da belki ilk sevgilisiyle kutlayamıyor bugün. Bizler; onun anısına karşı görevini yerine getirememiş olan bizler ise ona olan mahcubiyetimizin derinleşmesini durduramıyoruz. Berkinler ölmeye, öldürülmeye devam ediyor.

Kaynak: Hayko Bağdat, Hürriyet