“Dinle. Buraya ilk Tilki geldi ve kardeşi kurttu. Tilki, insanlar sonsuza dek yaşayacak, dedi. Ölürlerse, çok uzun süre ölü kalmayacaklar. Kurt dedi ki, hayır, insanlar ölecek, insanlar ölmek zorunda, yaşayan her şey ölmek zorunda, yoksa yayılırlar ve dünyayı kaplarlar ve bütün somonları, geyikleri ve bizonları yerler, bütün kabakları ve mısırları yerler. Kurt öldü ve Tilki’ye dedi ki, hayır, ölüler ölü kalmadı. Beni ikna ettin. Ve bunu söylerken ağladı. Ama yine de dedi ve son sözü buydu. Şimdi ölüler dünyasına Kurt hükmediyor ve Tilki güneş ile ayın altında yaşıyor ama hala kardeşinin yasını tutuyor.”

Wisakedjak’in Hikâyesi – Amerikan Tanrıları

İthaki Yayınları, Neil Gaiman serisine Amerikan Tanrıları – Onuncu Yıl Edisyonu’nun yeniden basımı ve bir devam hikâyesi olan Vadinin Hükümdarı ile devam ediyor. Gaiman, özellikle Sandman grafik roman serisiyle popüler kültür dünyasına birçoklarına göre yeni bir soluk getirmiş bir yazar. Bunun sebebiyse daha önce kimsenin yanına yaklaşmayı denemediği tarihsel ve mitsel ayrıntıları, bahsedilen popüler kültür yazınına, başta çizgi roman okurları olmak üzere popüler kültür okurunu incitmeyecek bir şekilde yerleştirebilme yeteneği olsa gerek.

Amerikan Tanrıları – Onuncu Yıl Edisyonu’nu Yazarın Tercih Ettiği Metin alt başlığıyla yayınlayan İthaki Yayınları, kapak tasarımını da kitabın içeriğini daha çok yansıtan bir şekilde yenileyip, okuyucularına daha keyifli bir okuma materyali sunuyor. Orijinal ilk basımdan yaklaşık 12.000 kelime daha fazla olan bu kitap, yazarın gerekli gördüğü düzeltmeleri de içeriyor. Bu sayede okurun, Gölge’nin ve Amerikan Tanrıları’nın dünyasına daha derinden girebilmesini sağlama amacında.

Amerikan Tanrıları, eski bir hükümlü olan ve cezasını tamamlamak üzere olan Gölge’nin cezaevindeki son günleriyle başlıyor. Otoriteye karşı olabildiğince itaatkâr ve problemden uzak durmaya çalışan Gölge’nin arzuladığı tek şey, çıktığında sıcak bir küvette uzun bir banyo yapmak ve eşi Laura’yla bir iki gün eve kapanmak. Bundan ötesini düşünmeyen Gölge, karısının ve en yakın arkadaşının bir trafik kazasında öldüğünü öğrenir.

Cezaevinden çıkıp yaşadığı yer olan Eagle Point’e dönerken ona bir iş teklifi yapan Bay Çarşamba’yla tanışır. Başlangıçta bu teklife sıcak bakmasa da, artık onu bekleyen bir hayat olmaması nedeniyle, Bay Çarşamba’nın meyini içerek teklifi kabul eder. Artık Gölge’yi bekleyen, bazen Bay Çarşamba’yla bazen de onsuz bir Amerika yolculuğudur. Yolculuk boyunca Gölge, Amerikan Tanrıları’nın bir kısmıyla karşılaşır. Aslında bu tanrılar, tüm dünyadan buraya göç edenlerin Amerika’ya getirdikleri tüm dünyanın tanrılarıdır.

Neil Gaiman, Amerika’ya 1992’de yerleşir. “Amerika, kendimi üzerinde yaşarken bulduğum ve onu anlamadığımı bildiğim garip ve devasa bir yerdi benim için. Ancak onu anlamak istedim. Hatta betimlemek istedim.” diyor Gaiman. Amerikan Tanrıları’nı yazarken hem yolculuk etmeye hem de yazmaya devam eden Gaiman romanda tıkandığında ve Gölge’yi kaybettiğinde kendini yollara vurmuş. “Gölge’yi kendi yolculuğunda takip ettim.” diyor Gaiman. “Amerika’nın takıntılı olduğum ve beni keyiflendiren, filmlerde ve televizyonlarda gösterilmemeye çalışılan her parçasıyla ilgili bir kitap yazmak istedim.” diye ekliyor.

Gölge ve Gaiman’ın bu yolculuğu bizi artık çok da yeni olmayan bu Yeni Dünya’ya, çizgi roman kültürünün aksiyonundan uzak bir şekilde getiriyor. İnsanlık sınırına ulaşmış tanrıların, kendi başlarının çaresine bakmaya çalıştığı, eski dünyada elde ettikleri saygıyı burada artık bulamadıkları, yeni tanrıların hâkim olduğu bu dünyayı anlatıyor Gaiman. Eski tanrılar ve yeni tanrılar, yalnızca insanların sağlayabileceği bir gücün peşinde. Kısacası fırtına yaklaşıyor.

Vadinin Hükümdarı ise bir devam hikâyesi ve yaşanan olaylardan iki sene sonrasını anlatıyor. Gölge, yeni bir buluşmanın arifesinde hâlâ tam olarak cevaplandırmadığı sorularla bu sefer İskoçya’da.

Ursula K. Le Guin, “Yorum açıklığa kavuşturabilir, ihanet edebilir, ortaya çıkarabilir, deforme edebilir.” diyor. Le Guin’e göre Amerikan Tanrıları, İskandinav mitlerini oldukça düzgün bir şekilde anlatmış olsa da, “Konuşkan tanrıları ve nazik devleriyle, mitosun Gaiman’ın iyi huylu versiyonuyla kalbinde vahşi trajediden yoksun”. Le Guin, Gaiman’ın en sevdiği yazarlardan biri olmakla kalmıyor, aynı zamanda Gaiman’ın bir röportajında söylediği gibi, onun kurduğu Yerdeniz, Gaiman’ın yaşamak isteyebileceği evrenlerden biri! Gaiman’ın Onuncu Yıl Edisyonu’nun önsözünde de söylediği gibi, insanlar Amerikan Tanrıları’nı ya sevdiler ya da nefret ettiler. Bu söylem her ne kadar gıda ürünü reklamını andırsa da, gri bölgelerde olan okuyucular olduğuna inanmak içten bile değil.