Okuma süresi: 4 dakika

“Bunca sahife anlattıklarımız içinde Nevred’in şu aşk denen zillete düşmesini anlatmamıza rağmen ne denli bir ateşte yandığının teşbihini bir türlü ibraz nasip olmadı. Gerçi o öylesine bir illettir ki tadanlar bilir, ne kelime ile ne söz ile her şekilde tasviri ve beyanı gayr-i mümkindir. Ne şiire dökebilirsin o hissiyatı ne de ağaçlarla sarılı bir tepenin en yükseğine çıkıp sabahlara dek güzel sözler terennüm etmekle anlatabilirsin. Aşk ki bir hal’dir. Ne desek boş gelecektir. Bir göz temasının bile insanı bu sarhoşluğa ve hissiyata çekeceği açıktır. Önce Nevred gibi o gözlere bakakalırsın. Alemeyn dursun istersin. Cihan yanmış, var imiş yok imiş ne umurun olur ki o anda? İşte Nevred de bu hisleri yaşadı…”
Yolu aşk olanlara, yolu aşktan geçenlere ve yoluna aşk çıkacak güzel insanlara…”

diye bahsediyor yazar Arda Keskinkılıç kitabın arka kapağında.

Facebook sayfasından başlayan Sahaflar Tekkesi macerası; hediye kitaplardan, köy okullarına kütüphane yapımına kadar ilerlemiş. Şimdi de kitabıyla karşımızdalar. Yazarı ile yaptığımız söyleşiyi Gaia Dergi okuyucularına sunmaktan dolayı memnuniyet duyarız.

Öncelikle Sahaflar Tekkesi oluşumu ilgili konuşmak isteriz. Nasıl çıktı bu isim?

İsim belirttiğiniz üzere Facebook’ta sayfa oluşturmakla başladı. Bu kadar büyük işlere imza atacağımızı gerçekten ben de düşünmüyordum. Tekke, kelime kökeni olarak; “Aynı güruhtan insanların toplandığı, bir araya geldiği yer” manasına gelir malum. Sahaflar Tekkesi ismi ile sahafların tozlu sayfaları arasında kalmış kitapları gün yüzüne çıkartıp takipçilere sunma fikri ile bu isim ortaya çıktı.

İsim olarak bazen farklı yerlere çekildiğini söylediniz sohbetimiz öncesi. Bundan da bahsetmek ister misiniz?

Tabii. Tekke ismi geçtiği için sanki belli bir dini gruba ve topluluğa aitmişiz gibi algılayanlar oldu. Hem de çok değerli yazarlar ve sanatçılar da bunlara dâhil. Fakat edebiyatımızda Reşat Nuri Güntekin’in de “Miskinler Tekkesi” isimli eseri var mesela. Veya Refik Halit Karay’ın “Kadınlar Tekkesi” kitabı. Ne miskinlere ne kadınlara hitap ediyor; böyle bir yer, bir tekke de yok haliyle. Bunu demem yeterince açıklayıcı olur herhalde.

Sayfa sonrası değişimi ve yaptıklarınızdan kısaca bahsetsek?

Sahaflar Tekkesi ismi sonrası hızla kitap düşkünü insanlara ulaşmayı başardık. Şu anda kırk bin kişi takipçimiz.

Bunun yanı sıra, ilk yaptığımız hediye kitap çekilişleri oldu. Fas Marakeş’te bir sahafın “bilmediğim öyküler, masallar anlatana hediye kitap” kampanyasından çok etkilenmiştim. Bunu Sahaflar Tekkesi’nde yaptığım için çok mutluyum. İlk çekilişimiz böyle olmuştu. Bilmediğimiz, unutulmaya yüz tutmuş hikâyeler ve masalları bizimle paylaşanlara hediye kitaplar gönderdik. Bazen de bir soru ya da bir çekiliş ile takipçilerimize kitaplar gönderdik ve naçizane düşüncem, bu kadar çok kişiye ulaşabilmemizin yegane basamağı da bu güzel davranış oldu. Hâlen daha da çeşitli zamanlarda takipçilerimize kitaplar göndermeye çalışıyoruz.

Ardından Uluslararası Kiva Yardım Derneği üyeliğimiz başlatıldı ve dünyanın dört bir köşesindeki ihtiyaç sahibi insanlara yardımlar göndermeye başladık. Örneğin Tacikistan’da bir kitapçıya daha çok kitap satın alabilmesi için elimizden geldiğince yardımlarda bulunduk. Bazen sembolik olan bu yardımlar, hiçbir zaman miktar gözetmeksizin elimizden geldiğince yapıldığından bizler için ayrı bir güzellik taşımaya devam ediyor.

Köy okullarına yüzlerce kitap ulaştırdığınızı biliyoruz. Bu çok mutluluk verici bir şey olmalı. Bu konudan biraz bahsedebilir misiniz?

Sahaflar Tekkesi takipçileri arttıkça, bizimle irtibata geçen insanların da sayısı arttı. Birkaç öğretmen ulaştı bize ve doğuda görev yaptıklarını, okullarında kütüphane kurmak istediklerini, öğrencilerine kitap okutmak istediklerini söylediler. Bu talepleri ilan şeklinde geçtik. Bizi takip eden gönlü güzel insanlar yüzlerce kitap gönderdiler. Dört köy okulunda hem kütüphane hem de öğrencilere hediye kitaplar gönderdik. Oldukça güzel dostluklar kurduk. Bunun mutluluğu inanın “yaşama gayesi” imiş.

Umarız devamı gelir bu projelerin. Kitabınıza gelirsek; bu sizin ikinci kitabınız. İlk kitabınız “Modern Zamanlarda Mecnun” isminde bir şiir kitabıydı. Şimdi bir öykü, roman tarzında karşımızdasınız. Sahaflar Tekkesi kitabının oluşumunu anlatır mısınız?

Modern Zamanlarda Mecnun kitabı bunca zaman kaleme aldığım şiirleri topladığım bir kitaptı. Sahaflar Tekkesi ise bambaşka bir heyecan oldu benim için. Kimileri için unutulmaya yüz tutmuş mühim tasavvufi olayları, hikâye ile harmanlayıp Nevred ve Baba Turfekar karakterleri ile okuyucuya sunmak ayrı bir zevk oldu benim için. Belirtmeden geçmek hata olur; Amak’ı Hayal üzerimde oldukça tesiri yüksek bir eserdir. Filibeli’nin izleri de Sahaflar Tekkesi kitabında bolca mevcuttur. Kitabın önsözünde de bunun için müteşekkir olduğumu belirtmeden geçemedim. Galip Dede ünlü divanı Hüsn-ü Aşk’ta; “Esrarını Mesnevi’den aldım, çaldımsa da miri malı çaldım” diye bahseder. Yolunun tozu olsak ne ala, lakin bu fikirde olmak ve Filibeli’nin yolundan gitmek benim için bir gururdur.

Sahaflar Tekkesi kitabında Osmanlı zamanında hummalı bir aşk yaşayan Nevred isminde genç birinin yaşadığı aşk ve bu aşkla beraber başından geçen mistik ve spiritüel olaylar anlatılıyor. Aşkı bu denli anlatan biri için “aşk nedir” desek?

Aşkı anlatan değil, anlatmaya çalışan diyelim evvela. Zira kitapta da arka kapağında da bu durumdan bahsettim. Aşkı tarif ne boş bir uğraştır. Var olduğumuzdan süregelen zamana dek nice kitaplarla, nice milyon kelime ile bahsedilen bir histir aşk lakin hiç kelime anlamı olarak tam manasıyla şudur diyebilir miyiz? Bu hususta en güzel açıklamayı Hazreti Mevlana veriyor. Kendisine “Aşk nedir?” diye soran bir öğrencisine ; “Ben ol da bil!” diye cevap veriyor. Ben ol da bil! Bundan daha muntazam bir tabire henüz rastlamadım.

Kitapta adı geçen mistik kişilik Baba Turfekar peki? Oluşturduğunuz bu karakter, kitabı okuyan herkes tarafından yaşayan biriymişçesine psikolojisine ve davranışlarına kadar hissedildiğini dile getiriyor.

Demek ki dilediğimi gerçekleştirebilmişim. Baba Turfekar aslında herkesin hayatında karşısına bir şekilde çıkar. Bazılarımız o’nu göremeyiz. Bazılarımız o’nunla yaşarız. Bazılarımız o’na küser, bazılarımız o’nu anlamaya çalışır, anlayamayız. Baba Turfekar tamamıyla hayatın manasını, özünü bize anlatmaya çalışan ve hayata geliş amacı aşkı yaşamak ve yaşatmak olan biridir. Kitapta da Baba Turfekar’ın yardımları ile Nevred’in aşkın bin bir halini nice serüvenlerle yaşadığını anlatmaya çalıştım.

Gerisini kitabı okuyacak olan okuyucularınıza bırakalım. Bu kısa sohbet için teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim bana bu fırsatı verdiğiniz için. Aşk-ı niyaz eylerim…