Okuma süresi: 3 dakika

Edebiyat okuruna çekici gelen türlerden birisi de mektuptur. Bir mahreme girme hissini uyandırarak yarattığı tedirginliği bir kenara bırakırsak mektubun en içten türlerden birisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Size çoğun bu türe ait bir kitaptan, Ekim iki bin yirmi birde okurla buluşmuş, Aziz Nesin’den Kızıma Mektuplar kitabından bahsetmek istiyorum.

Aziz Nesin’den Kızıma Mektuplar

Mektuplar ve anılardan oluşan kitabın yazım gerekçesini yazarı Tülay Cengiz, Aziz Nesin’den aktardığı şu sözlerle açıklıyor:

“Ölülerimize gömüt yaptırmak ve gömütlerini ziyaret etmekten yana olanlara bir sorum olacak: En yakın ölmüşlerinizden kalmış, küçük ve ayrıntılı, özdeksel değeri olmayıp tinsel değeri olan andaçları saklıyor musunuz? Örneğin neler? Onlardan kalan ve onlara gelmiş mektuplar, not defterleri, küçük hesap pusulaları, kullandıkları ve artık kimsenin kullanmayacağı gözlükler, değişik kalemleri, fotoğraflar, kimi yerlerine notlar düştükleri okudukları kitaplar, gazeteler, dergiler, mendilleri, hatta giysileri filan, kullanılmış eski para cüzdanları ve keseleri, çakmakları, ağızlıkları, pipoları, cigara ve tütün tabakaları, kol düğmeleri, hokkaları, bardakları, fincanları (hatta kırık da olsalar), bastonları, gizli anı defterleri ya da günceleri…

Hayır, bunları yaptığınızı hiç sanmıyorum. Çünkü bunlar zor iş. Bir gömüt yaptırıp zaman zaman da (esince) o gömüte çiçek bırakmak gibi kolay değil…”*

Tülay Cengiz kolay olmayanı seçip, Aziz Nesin’le ilgili anılarını, anıları derleyip toplayıp, kızı Eylem Gökçe Cengiz’le mektuplaşmalarıyla bütünleştiriyor. Bu nedenle eserin iki bölümden oluştuğu söylenebilir. Eserin sunumundan sonra Aziz Nesin’in Eylem Gökçe Cengiz’e yedi yaşında yazdığı ilk mektupla başlayan ve Eylem Gökçe Cengiz’in on dört yaşına kadar süren karşılıklı mektuplar, diğer bölümse Aziz Nesin’in hayatına tanıklık edilebilecek, kişisel anılarla beslenen ve onun ölümüne dek süren anekdotlar, anılar ve arşivlerden derlenen bilgilerdir. Bu bölümleri net çizgilerle ayrıştırmak mümkün olmasa da yazarı yakından tanımış bir gazetecinin gözetimde yapılan bir seyir olarak görmek mümkündür. Kitabın sonunda yer alan fotoğraflarsa mektupları ve anıları destekler nitelikte bir seyir zevki sunar.

Aziz Nesin’in Çocuk Sevgisi

Mektuplardan da rahatlıkla anlaşılan bu sevgi Aziz Nesin’in yaşarken kurduğu Nesin Vakfın’nın çalışmalarından da bilinmektedir. İlk mektupta şöyle der Aziz Nesin;

“Senin gibi küçücük bir arkadaş kazandığım için kıvançlıyım. Sen benim Dikili’deki en büyük kazancım oldun. Mektubunu değerli bir andaç olarak saklayacağım.

Sen hem güzel hem zeki bir kızsın. Çok, çok kitap okuyacağına, bilgili ve insanlara yararlı bir hanımefendi olacağına inanıyorum.

Bigün annen ve babanla Nesin Vakfı’na gelirsen Vakıf’taki senin yaşıtın çocuklarımla da tanışır ve onlarla da arkadaş olursun. Vakıf’taki yirmi çocuktan altısı küçük.”**

Aziz Nesin’e Yakından Bakmak

Eserleriyle pek çok okura ulaşmış olan büyük yazarın, yakından bakanların gözlemlediği pek çok niteliği de hem mektuplardan hem küçük Eylem Gökçe’nin ilk röportajında sorduğu sorulara verdiği yanıtlardan hem de yakın çevresinin paylaştığı anılardan gözlemlemek mümkündür. Yine kitaptan küçük bir alıntıyı sizinle paylaşmak istiyorum. Bu alıntı gazeteci Lütfü Dağtaş’ın bir anısıdır:

“İzmir Karşıyaka’da, sahilde, İnsan Hakları Anıtı’nın bulunduğu alanda, 18 Mayıs 1991 günü imza düzenlenmiş. İmzacı Aziz Bey. Hava güneşli, ılık. İmza masasının önünde upuzun bir kuyruk var. Kadını, erkeği, genci yaşlısı o kuyrukta, ellerindeki kitabı ya da kitapları imzalatmak için bekliyorlar. Herkes halinden memnun.

Ben de sıraya girdim ama benim elimde Aziz Bey’in kitabı yok. 1987 yılında Muğla Yatağan’daki Antik Strotenikai gezimiz sırasında çektiğim bir fotoğrafı var. Yüzü pek, pek değil hiç gülmeyen iki gülmece yazarımız vardır; Aziz Nesin ve Muzaffer İzgü. Ama benim çektiğim portre fotoğrafta Aziz Bey ağız dolusu gülüyor. Neyse, kuyruk eridi eridi, sıra bana geldi. Aziz Bey, önüne gelen kimse başını kaldırıp bakmıyor, okur eğiliyor, adını söylüyor, Aziz Bey de söylenen ad soyadı sayfaya yazdıktan sonra imzasını atıyor. Haliyle sıra bana geldiğinde benim de yüzüme bakmadı. Ben de fotoğrafını uzatıp, “bunu imzalar mısınız?” dedim. İşte o zaman kafasını kaldırdı.

-Ben hiç gülmem ki, bunu nasıl çektin?”

Yine Kitapla İlgili

Aziz Nesin’e, onunla olan anılarına saygı ve bir tür ahde vefa olarak hazırlanan kitabın satışlarından elde edilecek gelirin de Nesin Vakfı’na bağışlanacağını söylemeliyim. Son olarak, İzmir’de olan okur için Yakın Kitabevinde 4 Kasım 17:30 / 19:30 arasında Aziz Nesin’den Kızıma Mektuplar kitabının imzası olduğu bilgisini paylaşmak istiyorum. Sağlıcakla kalmanız dileklerimle.