GIA – Gallup International Association ile birlikte gerçekleştirdiğimiz ve Türkiye raporunu, sonuçların geçerliğini korumak amacıyla, araştırma biter bitmez paylaştığımız koronavirüs araştırmasında 28 ülke raporu hazır. Gördük ki tüm dünya bizim gibi; korkuyor, otoriteye güveniyor, söylediklerini yapmaya hazır, virüsün nedeni ve geleceğinden emin değil. Bizden farklı sonuç ise daha çok önlem almaları. 

Araştırmada şimdilik 28 ülkede* 25 bine yakın kişiyle görüşüldü. Görüşme yapılan ülkeler arasında Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Hindistan, en çok etkilenen ülkelerden – İtalya, Kore Cumhuriyeti, İspanya, Fransa, Almanya, İsviçre de bulunuyor. 

İnsanların koronavirüs konusundaki düşünce ve algısı ile alınan önlemlerin seviyesi salgının o ülkede hangi evrede olduğuna göre farklılaşıyor.  

Korona virüsü 3 kişiden 2’sini korkutuyor

Araştırmada görüşülen kişilere yöneltilen ilk soru, kendilerinin veya ailelerinden birinin bu virüse yakalanmasından korkup korkmadıkları oldu. Dünya genelinde ve Türkiye’de insanların yüzde 67’sinde bu korku var, Korona virüsünden korkmadıklarını dile getiren kişilerin oranı ise globalde yüzde 29, Türkiye’de yüzde 31. Yani, araştırmaya katılan her üç kişiden ikisi korku içinde. 

Almanlar, İsviçreliler ve Afganlar koronavirüse karşı soğukkanlıklarını koruyor gibi görünüyorlar, virüsün bulaşmasından korkan ve korkmayanların oranı benzer. Korkunun en yüksek olduğu ülke, beklendiği gibi İtalya, nüfusun yüzde 90’ında bu korku var. Endonezya da aynı durumda.   

Koronavirüs konusunda hükümetlere güven yüksek

Araştırma verilerine göre, bu konuda hükümetlerine güvenenlerin oranı dünya genelinde yüzde 62. Türkiye’de ise yüzde 69.  

Hükümet yetkililerinin aldıkları önlemlere en çok güvenenler Avusturyalılar (% 88), onları Hintliler (% 83), Filistinliler (% 80) ve Hollandalılar (% 79) izliyor. 

Hükümete güvenin %50’nin altına düştüğü ülkeler Tayland (%20) ve Japonya (%23) başta olmak üzere ABD (%42), Ekvator (%44), Almanya (%47), İngiltere ve Rusya (%49) 

Hükümetten memnnuniyet virus kapan kişi sayısından çok toplumun beklentileriyle ilgili gibi görünüyor. Virüsten en çok etkilenen ülke olan İtalya’da güven oldukça yüksek (%76), Avusturyalılar hükümetlerini daha da çok destekliyorlar.  Görünüşe göre, bir ülke virüsten çok etkilendiyse ya da tehdit altında ise, halkı içgüdüsel olarak hükümeti ile dayanışmaya gidiyor. 

Korona virüsü abartılıyor mu?

Dünyada görüşülen kişilerin yarısı (%49) salgın tehdidinin abartıldığın düşünürken yüzde 46’lık bir kesim abartılmadığını ve riskin oldukça yüksek olduğu görüşünde. Türkiye’de bu oranlar sırasıyla % 52 ve % 43 olarak çıktı. 

Tehlikenin abartıldığını düşünen ülkelerin başında Balkan halkları geliyor; Bosna-Hersek’in ve Kuzey Makedonya’nın %73’ü, Bulgaristan’ın %72’si böye düşünüyor. Kolayca tahmin edilebileceği üzere, Fransızlar, Hollandalılar, Avusturyalılar, İtalyanlar zıt bir duruş sergiliyorlar. Bu ülkelerde % 70’in üzerinde bir çoğunluk koronavirüs tehdidinde bir abartı görmüyor. 

Bu görüş önemli oranda, ülkede resmi olarak ilan edilen kişi başına vaka sayısına bağlı.   

Tehdite inansın ya da inanmasın, çoğunluk, virüsün yayılmasını önleyecekse, seyahat ve benzeri bazı insan haklarından vazgeçmeye hazır olduğunu söylüyor. Görüşülen ülkelerin  toplamında ve Türkiye’de 4 kişiden 3’ü, virüs tehlikesi geçene kadar özgürlüklerinden vazgeçmeye razı. 

Bu oranın en yüksek olduğu ülkeler; Avusturya (%95), Makedonya (%94) ve Hollanda (%91).

Bu göstergede, Japonya (% 49) ve ABD (% 45) istisnaları dışında anket yapılan ülkeler arasında oybirliği var gibi görünüyor. Japonya’daki kültürel bağlam, Amerikan toplumunun derin siyasi bölünmesi ve belki de bu ülkedeki güçlü demokratik gelenekler açıklamanın bir parçası olabilir.

Önümüzdeki ay ne olacağı belirsiz

Görüşülen ülkelerde önümüzdeki ay salgının daha kötü bir durumda olunacağını bekleyenler (%39), iyiye gideceğini düşünenlerden (%34) daha fazla ve ülkeden ülkeye önemli farklar var. 

En karamsar ülkeler; halkının % 82’sinin durumun kötüleşeceğini düşündüğü İngiltere ile yakın oranlarla Hollanda (%77), Fransa (%70) ve Avusturya (%68).

Buna karşın en iyimser tarafta Azerbaycan (%83), Kazakistan (%73), Türkiye (%63), Ermenistan (%61) ve Hindistan (%60) yer alıyor.  

Muhtemelen, bu iyimserlikte ülkelerin çoğu için enfeksiyon yayılmasına ilişkin resmi veriler de rol oynamaktadır – kişi başına nispeten düşük sayıda COVID vakası görülmektedir. Görünüşe göre, belirli kültürel arka planın etkisi de makul bir açıklama olabilir.

Dünya genelinde salgına karşı alınan önlemlerin başında elini daha sık yıkamak geliyor

Salgına karşı dünya genelinde alınan önlemlerin başında daha sık el yıkamak (%78), evde kalmak ve sosyal etkileşimden kaçınmak ile el dezanfektanı kullanmak (%54) geliyor. Görüşülen kişilerin %9’u herhangi bir önlem almadığını söylüyor. 

Önlem olarak maske (%33) ve eldiven (%15) kullanmak daha az popüler. Bunun nedeni bu ürünlerin yok satması ve etkilerine güvenilmemesi olabilir. Virüs tehdidinin abartıldığı düşünülen ülkelerde bu oranlar daha da düşük.

Kendini karantinaya alanların oranı %14. 

Dünya virüs salgınının doğal bir oluşum olduğuna inanıyor

Dünya genelinde araştırma kapsamında görüşülen kişilerin yüzde 45’i, virüsün doğal bir oluşum olduğunu düşünürken; yüzde 32’si virüsün bu kadar hızla yayılmasının arkasında bilinmeyen bir güç olduğundan şüpheleniyor. Türkiye’de bu oranlar sırasıyla %39 ve %43. 

Halkının yarıdan fazlası salgının bir güç tarafından çıkartıldığı teorisini destekleyen ülkeler; Bulgaristan (58%), Ermenistan (56%), Makedonya (53%) ve Ekvator (52%).

Buna karşın koronavirüsü doğal bir salgın olarak düşünen ülkeler arasında Pakistan (%72), Malezya (%60) Almanya (%59), Afganistan, İngiltere, Tayland (%58) ve ABD (% 56) yer alıyor.

Köklü batı demokrasileri, genel olarak, virüsü bir gücün üretip dünyaya yaydığı teorisine pek itibar etmiyor. 

Kancho Stoychev, GIA Başkanı

“Genel olarak, gözden düşmüş politik elitler, son zamanlarda benzeri olmayan global bir krizin başlangıcı gibi görünen dönemde güven tazeliyorlar. “Yalnız”, “birlikte”nin yerine geçmeye başlar, “yakın”, yerini “uzak”la değiştirir, “global” tekrar “milli”ye çözünür ve herşeye kadir pazar ekonomisinin mucizeleri yavaş yavaş buharlaşırken, güçlü hükümet geri dönüyor. Tüm demokratik toplumlar için esas merak edilen konu, özgürlükçü insan hakları doktrininin geleceği. Görünen o ki son yüz yılda dünyanın dört bir yanında, bu haklarını garanti altına almak için savaşan fedakar insanlar artık korkuyorlar – büyük korkmuş bir çoğunluk, gerçekleşmeyebilecek güvenlik yanılsaması karşılığında kişisel özgürlüğünü kaybetmeye hazır.

Her ne kadar krizin sonu henüz net olarak görünmüyor ve tüm zarar henüz hesaplanabilir durumda değilse de, “global tüketim salgını”nın sonu yakın görünüyor ve seçme özgürlüğü ütopyasının sonuna geldik. Yakın dönemin mesajı “Parti bitti” olacak gibi görünüyor ancak ne “parti”nin, ne de “yakın”ın ne anlama geldiği henüz tanımlı değil”. 

Araştırmanın künyesi : Araştırma 28 ülkede* 24652 kişiyle 10-22 Mart tarihlerinde gerçekleşti. Türkiye’de 10-12 Mart tarihleri arasında 1000 kişiyle CATI yöntemiyle görüşüldü. 

*ABD, Afganistan, Almanya, Arjantin, Avusturya, Azerbaycan, Bosna Hersek, Bulgaristan, Ekvator, Endonezya, Ermenistan, Filipinler, Filistin, Fransa, Hindistan, Hollanda, İngiltere, İsviçre, İtalya, Japonya, Kazakistan, Kore, Makedonya, Malezya, Pakistan, Rusya, Tayland, Türkiye. 

Hazırlayan: barem.com.tr