Cumhuriyet Gazetesi çalışanları Ahmet Şık, Kadri Gürsel, Akın Atalay, Murat Sabuncu ve Emre İper, senin hakikati öğrenme hakkını, gazeteciliği savundukları için bir kumpasla aylardır Silivri Cezaevi’nde.

Dört duvar arasında geçen uzun zamanların ardından duruşmaya çıktıklarında özgür basının demokratik bir toplum için zorunlu olduğunu ifade ediyorlar. Devletin devasa gücünü elinde bulunduranların basın denetimi olmazsa bireylere, topluma karşı zorbalıkta sınır da olmayacağını söylüyorlar. Gazeteciler olmazsa yolsuzluklardan, devletin bireye karşı işlediği suçlardan, nice skandaldan halkın habersiz kalacağını anlatıyorlar.

Sanık sandalyesinde onlara birer suçmuş gibi yaptıkları haberler, yazdıkları köşe yazıları, attıkları manşetler soruldu. Mesleklerinin onuru, ülkelerine duydukları sevgi için gazeteciliği savunmaya devam ettiler, edecekler. ‘Eve parke döşeyen ustanın oğlu, sipariş verilen pideci, arabanın tamire bırakıldığı oto tamirci FETÖ’cü’ diyerek hazırlanan trajikomik iddianameyi çoktan çürüttüler.

Herkes biliyor: İktidardakiler Fetullah Gülen’e övgüler düzüp ona devletin tüm kurumlarını teslim ederken gazeteci arkadaşlarımız ‘İmamın Ordusu’nun ülke için büyük bir tehdit olduğunu anlatmış ve bunun üzerine yine kumpaslara maruz kalmışlardı.

Şimdi adaletsizliğin 3. duruşması 25 Eylül’de, yani bugün Çağlayan’daki adliyede devam edecek. Onlar hakikati savundukları için sanık sandalyesinde olacaklar. Bizler de ifade özgürlüğünü, haber hakkını savunmak için bugün saat 13.30’da Çağlayan’da olacağız.

Sen nerede olacaksın?

Dışarıdaki Gazeteciler 


Gelişmeleri takip etmek için lütfen tıklayın.