Yıl 1985. Seyirciler artık tercihlerini daha müstehcen filmlerden yana kullanırken, Yeşilçam ağır ağır topallamaya başlıyor. Ama benim kanaatimce 85’ten 90’a kadar olan filmler Yeşilçamı daha da kuvvetlendiriyor. O yıl “Yılanların Öcü, Züğürt Ağa, Son Darbe, Namuslu, Şendul Şaban, Adı Vasfiye’’ gibi filmler ile şaha kalkmanın ilk adımları atılıyor. Ama sanırım Züğürt Ağa ile birlikte o dönemin toplumsal sorunlarına en güzel parmak basan yapımlardan biri de “Çıplak Vatandaş’’ filmidir.

Kadrosunda Şener Şen, Candan Sabuncu, Kamran Usluer gibi oyuncular ve reji koltuğunda ise bana göre Türk tiyatrosunun en kaliteli ve yenilikçi ismi Başar Sabuncu vardır. İbrahimin kızlarından birini oynayan o zamanların küçük oyuncusu da şu anda bir yıldız olan Burçin Terzioğlu’dur. Film o zamanlar orta direk diye tabir edilen 4 çocuklu memur olan İbrahim’in sokakta yarı çıplak bir şekilde koşması ve ona yöneltilen meraklı gözlerle açılıyor. Ardından zaman içindeki bu mülayim karakterimizin filmin başındaki aklını kaçırmış biri gibi koşmasına olan sürece odaklanıyor ve olaylar gelişiyor.

Öncelikle bu film Başar Sabuncu’nun ilk filmi. Tabi yönettiği ilk filmi, ondan önce senaryosunu yazdığı Ertem Eğilmez’in çektiği ve yine Şener Şen’in ilk başrol deneyimi olan Namuslu filmi var daha önce künyesinde. Hatta kendisini tiye alan yönetmen bir sahnede Müjde Ar’a bir film çekimi sırasında uzatılan röportajı yarıda kesen rejisör kendisidir. Müjde Ar’da “bu da kendisini yönetmen zannediyor’’ diyerek ilk filminde muazzam bir “cameo”na imza atıyor. Filmde toplumsal yapının analizi harika geçirilmiş. Herkesin o zamanlar için güne zamla uyandığı vakitler bizde filme zam ve elde avuçta giderek azalan paralarla başlıyoruz filme. Memur maaşını alan İbrahim aldığı parayı dert yanmadan cüzdanına koyarken “Şükretmesini bilmeyen birinin iki yakası bir araya gelmez’’ manifestosu ile karakter çözümlemesi yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Topluma binen bu yükün altında kimsenin kalamayacağı gibi İbrahim’de yavaş yavaş karakter kırılmasını yaşıyor. Birde haneye bir tane daha çocuk geleceğini öğrenince günlük ihtiyaçlarından biraz daha kısmaya başlayan İbrahim kendine memurluk dışında limon satıcılığı, bulaşıkçılık bile yapmaya başlıyor. Bütün bu omuzlarına binen geçim sıkıntısının üzerine bir gece aniden minibüsten atlayarak soyunuk vaziyette meydanlarda koşması İbrahim’e çok farklı yollar sunacaktır.

O zamanların politik düzeni, toplumsal sınıf farklılığı, gelir ekonomisinin yetmezliği ekranlardan sıyrılıp hafızamızda kalan şeyler oluyor. Hatta bir tane güzel bir sahnenin naifliğine de değinmek istiyorum. Bir akşam İbrahim yine kara kara düşünürken TV’de o zamanların başbakanı olan Turgut Özal ulusa sesleniş konuşması yapıyor. Ama tek fark Turgut Özal’ı Şener Şen canlandırıyor. Sonra dayanamayıp TV’yi aldığı gibi dışarı atıyor. Sanki İbrahim bu duruma düşmesinde politikayı adeta alaşağı etmeye çalışıyor.

“Çıplak Vatandaş’’ diye tabir edilen karakterimize bu süreçten sonra fenomen gözüyle bakılıyor. Reklam filmleri ardı ardına gelirken, evlerinden mahrum edilen ailemiz sonra daha güzel lüks bir ev, hatta araba sahibi bile oluyorlar. Günümüz ile karşılaştırdığımızda “kolay yoldan’’ para kazanan fenomenlere özenip onların yaptıklarını tekrarlayan toplum kavramı o zamanda aynı durumda. Çıplaklıktan gelen paraya imrenerek toplumda adeta çıplak olarak ses getirme kavramı oluşuyor. Fabrikalarda çıplak şekilde çalışan işçilerden, gecekondu yıkımında makineleri durdurmak isteyen insanlara kadar herkese heves oluyor “çıplaklık’’.  Tabii bu durum bazılarının işine gelmeyerek böyle bir isyana ket vurma girişimi ve sonunda bu işin öncüsüne engel olmak kaçınılmaz son oluyor. Toplum böyle kişilere destek verirse büyüklerin, patronların işine gelmez. İsyan bayrağı çekilirse o isyan bayrağı sadece bir kişi ile taşınmaz. Ama bu bayrak özgürce dalgalanmaz ve taşıyanların hepsi tek zora sokulur.

Çıplak Vatandaş sadece o zaman değil bence hangi yıl izlenirse “evet yaa’’ tepkilerini alan bir film. Yazımı burada sonlandırırken filmden sevdiğim bir replikle noktayı koymak istiyorum.

“Başta gidenin başı kesilir’’

Benim filme puanım 10/8