Çocukların davranışları, hareketleri, konuşmaları ve düşünceleri kişisel gelişimlerine ve yaşadığı doğaya göre çok fazla değişiklik göstermektedir. İşte bu noktada doğanın ve çevresel faktörlerin değişim göstermesi de çocuk için büyük bir etken oluşturmakta. 

15 yaşını doldurmamış kişiler çocuk sayılabilmektedir. 15 yaşa kadar olan çocukluk süresi bebeklik, çocukluk ve gençliğe giriş süreci olarak değerlendirilirse, işte bu evreler çocukların doğayla orantılı ve çevreci büyümesinde en önemli gelişim evresidir.

Çocuklar, yaşadıkları doğa değişimi nedeniyle çeşitli sağlık problemleriyle karşılaşmaktadır. Farklı iklim ortamlarına uyum sağlayamayan çocuğun ilk olarak psikolojisi etkilenir ve psikolojik rahatsızlıklar başlayabilir.

Günümüzde doğanın yoğun bir şekilde tahrip edilmesiyle birlikte birçok hastalıklar da baş göstermekte. Bunların başında alerjik reaksiyonlar, rahatsızlıklar görülmekte. Doğanın yok olmasının yol açtığı bir diğer etken ise çocukların yemek yeme, uyuma alışkanlıklarının değişmesidir.

Doğa tahribatları ile hastalıklara sebep oluyoruz

Doğanın tahribatıyla ortaya çıkan bu rahatsızlıklara değinmek gerekirse; çocuklarda görülen uykusuzluğa bağlı olarak halsizlik, dengeli ve gıdalı beslenme yitiminden dolayı halk arasında üşütme dediğimiz enfeksiyonel hastalıkların baş göstermesi, yine yemek alışkanlığının bozulmasından kaynaklanan kansızlık buna bağlı olarak zatürre görülebilmektedir.

Okullarda Orman Programı çerçevesinde çocukların, yine biz yetişkinler tahrip ettiği doğanın canlandırılması ve yeşil alanların korunması için bilinçlendirme programları oluşturmalıyız.

Fidan dikerek kendi ormanlarımızı yeşertmek için ilk adımları çocuklarımızla birlikte başarmalıyız.

Sağlıklı, yaratıcı, düşünme yetisi keskin ve çevreye karşı duyarlı çocuklar yetiştirmek için doğada daha fazla zaman geçirelim.

Hazırlayan: Ernest Margaryan