Türkiye tarihinin en mültecili günlerini yaşıyor. Tam ifadesiyle Türkiye, tarihe adını yine altın harflerle yazdırıyor: Çoğu çocuk 400 bin Suriyeli insan; kayıt dışı, düşük ücretli ve sağlıksız koşullarda çalışıyor. Kayıtlı çalışan sayısı ise sadece 3 bin 686.

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun Suriyelilerin kalıcı olması nedeni ile yaptıkları araştırmanın sonucu bu rakamlara çıktı. İçlerinde yaklaşık 708 bin okul döneminde çocuğun bulunduğu Suriyeli mültecilerin sayısı da net değil, nerede-nasıl çalıştıkları ve yaşam şartları da aynı şekilde flu.

(Fotoğraf: UNICEF)
(Fotoğraf: UNICEF)

Rapora göre; Türkiye’de 2,2 – 2,5 milyon Suriyeli var. 150 bin çocuk Türkiye’de doğdu ve 18 yaşından küçük Suriyelilerin sayısı 1,2 milyon. 5 yıl içinde Suriyeli sayısının 3,5 milyona çıkma ihtimali çok yüksek. 600 bin okul çağındaki çocuktan sadece yüzde 15-20’si eğitim alırken Suriyelilerin yüzde 90’ı kamplar dışında yaşıyor. Kayıt dışı çalışan Suriyelilerin ise Türkiye’li işçilerin üçte biri ücretine razı olduğuna dikkat çekiliyor.

Suriyelilerin yaşam koşullarından daha korkuncu ise Türkiye’li insanların konuya bakış açıları. Araştırma sonuçlarına göre; Suriyelilerin çalışmasına izin verilmemesi gerektiğini düşünenlerin oranı Suriyelilerin yoğun olduğu bölgelerde yüzde 44, diğer illerde yüzde 48. Yani biz Türkiyeliler’in büyük bir kısmı Suriyeli yurttaşları burada istemiyoruz ve aç kalmaları hatta azgın denizlerde boğularak ölmek ve tamiri mümkün olmayan travmalarla yaşamak zorunda kalmaları bile umrumuzda değil!

Ortadoğu mülteci krizi

Biz bu kötü niyetleri beslerken Suriyeliler bizim beğenmediğimiz her işi, bizim çalışmayacağımız paralara yapıyor. Mevsimlik işçilik, tarım, inşaat, tekstil ve imalatın yanında bir de “çocuk işçiler” kazanmış durumdayız! Raporun da istihdam için bir de garip önerisi var, diyor ki: “44 milyon küçükbaş, 14 milyon büyükbaş hayvan bulunurken, çobanlıkta ciddi açık var. Bu çerçevede yaklaşık 100 bin kişilik bir istihdam potansiyelinin Suriyeliler dikkate alınarak planlanabilir. Gıda ve imalat da Suriyelilerin istihdamı için cazip alanlar.” Çünkü artık çoğumuz üniversite mezunuyuz ve çobanlık yapmak istemiyoruz! Ama Suriyeliler üniversite mezunu değil ve bu onlara iyi bir öneri öyle mi?

Araştırmaya göre mevzu bahis kişilerin arasındaki üniversite mezunu sayısı 35 bin civarında: “Bu düşük sayı, Suriyelilerin eğitim ve nitelikleri bakımından karşı karşıya olunan sorunu ortaya koyuyor. Suriyeliler istihdamın devlet öncülüğünde yapılması da iş dünyasının talebi. İş dünyasında Suriyelileri ‘yabancı’ statüsünde çalıştırmanın getireceği ilave maliyetler konusunda devletin teşvik vermesini istiyor.” Peki, sizce Suriyelilerin üniversite mezunu olmaması işsiz kalmalarına veya kötü koşullarda ve kayıtsız çalışmalarına sebep mi? Bence, hayır. Çünkü bizzat kendi vatandaşları da üniversite bitirip ve hatta yüksek lisans yapıp işsiz kalan, kayıtsız ve güvencesiz çalışan bir ülke. Burası Türkiye.

Araştırmada iş dünyasına da ne istedikleri sorulmuş. Cevaplar tam da iş dünyası cevapları :

  • Suriyelilerin kayıt sistemi gözden geçirilsin ve nitelikleri ayrıntılı olarak ortaya çıkarılsın. Böylece potansiyel iş alanları tespit edilebilir.
  • Kapsamlı, bütünleşik bir plan dahilinde istihdam imkanı yaratılmaması halinde, Suriyelilerin Türkiye ekonomisini bozma ihtimali çok yüksek.
  • Devletin performansı takdir ederken, kayıt ve yerleştirme ile yasal ve idari düzenlemelerin hızla hayata geçirilmesini istiyor.
  • Suriyelilerin mevcut koşullarda istihdam edilebilmeleri için sektörel-bölgesel analizlerin yapılması ve çalışma haklarındaki belirsizliğin ortadan kaldırılması gerekiyor.

Çok üzücü, çok yıpratıcı zamanlardan geçiyoruz. Bir savaşın ortasında çoluk çocuk yanıyor, yuvasız yursuz kalıyor. Biz ise her düşen uçağa, her atılan bombaya alkış tutuyoruz. Sonra da “neden geldiler, ekonomimiz tepe taklak olacak” diyoruz. Bize de yazıklar olsun, savaşı körükleyenlere de, nemalanıp cebini düşünenler de. Umarım tez zamanda biter bu savaş ve para hırsı olanlar kendilerine yeni bir dünya bulup buralardan yok olup defolu hayatlarımızı bize teslim ederler. 

Kaynak: Hürriyet