Depresyon bir hastalıktır ve duyguları, düşünceleri, davranışları olumsuz etkiler. Yaygın olarak üzgün hissetmeye, önceden zevk alınan aktivitelerden zevk alamamaya ve ilgisizliğe, iştah ve uyku düzeninde değişimlere, yorgunluğa, değersiz veya suçlu hissetmeye, odaklanmada ve karar vermede zorluklara, intihar ve ölüm düşüncelerine yol açar.

6 kişiden 1’i hayatlarının bir noktasında depresyon yaşar, özellikle son yıllarda depresyondan etkilenen kişi sayısı artmıştır. Depresyon psikolojik destek, terapi ve/veya ilaçlarla tedavi edilebilir.

Depresyona yol açabilecek şeyler arasında; tiroid problemleri, hormonlar, beyindeki kimyasallar, vitamin eksiklikleri, genetik faktörler, kişilik özellikleri (kötümserlik, düşük özgüven, strese intolerans gibi), çevresel faktörler (şiddete, istismara, yoksulluğa maruz kalma gibi) vardır.

Depresyonun sebepleri, semptomları ve tedavisine birçok farklı teori üzerinden yaklaşabiliyoruz. Bu yazıda bilişsel teoriler üzerinden paylaşım yapacağım. Bu yaklaşım, depresyona davranışlar üzerinden değil de, kişilerin inançları ve düşünceleri üzerinden yaklaşır ve depresyonun sebebinin altında yanlış düşünce mekanizmaları yattığını savunur.

Bu alandaki önemli bir isim olan Aaron Beck, depresyondaki kişilerle yaptığı çalışmalar sonucunda bu kişilerin olayları olumsuz değerlendirdiğini fark etmiş ve depresyonda rol oynayan 3 mekanizmayı tanımlamış:

  1. Bilişsel üçleme
  2. Olumsuz benlik şeması
  3. Mantıkta hatalar

1- Bilişsel üçleme

Bilişsel üçleme, depresyondaki kişilerde görünen tipik bir düşünce tarzıdır. Kişinin kendi benliği, dünya ve gelecek hakkında olumsuz düşünmesine bilişsel üçleme denir. Bu düşünceler kişinin kontrolü dışında otomatik gelişir.

Depresyondaki kişiler kendilerini olumsuz değerlendirmeye meyillidirler. Kendilerini çaresiz, değersiz ve yetersiz görürler. Dünyadaki olayları da olumsuz yorumlarlar ve dünyayı başa çıkılamayacak engeller olarak görürler. Son olarak, geleceği de olumsuz değerlendirirler ve kendilerini değersiz gördükleri için geleceğe dair ümitli değildirler.

2- Olumsuz benlik şeması

Depresyondaki kişiler kendileri hakkında olumsuz benlik şeması geliştirirler. Yani, kendilerine dair inançları ve beklentileri çoğunlukla olumsuz ve karamsardır. Bu olumsuz şema çocuklukta yaşanan travmatik bir deneyime dayanıyor olabilir.

3- Mantıkta hatalar

Bu hatalar düşünme hatalarıdır. Depresyonda ve kendi hakkında olumsuz düşünceleri olan kişiler bu hataları yapmaya meyillidirler. Olayların bütününe odaklanmak yerine belli bir kısmına odaklanırlar. Bu düşünce hataları kişiye zarar verebilir, endişe, anksiyete ve depresyona yol açabilir.

Beck düşünme hatalarını şöyle başlıklandırmış:
  • Keyfi çıkarsama (Arbitrary Inference):  Kanıt olmadığı halde olumsuz bir sonuca varmak.

Örneğin; arkadaşınız buluşmayı iptal etti ve siz sizi sevmediğini sonucuna vardınız, bir işiniz gecikti ve siz çalışanların özellikle sizi geciktirmek için yaptığına inanıyorsunuz. İki durumda da elinizde somut bir kanıt yok.

  • Seçiçi soyutlama (Selective Abstraction): Olayların en kötü kısmına odaklanmak.

Örneğin; yaptığınız işi beğenen 10 kişiye odaklanmak yerine beğenmeyen 1 kişiye odaklanmak, başarılı olduğunuz dersler yerine başarısız olduğunuz 1 derse odaklanmak gibi.

  • Büyütme ve Küçültme (Magnification and Minimisation): Problemleri ve olumsuz olayları olduğundan olduğundan büyük görmek ve çözümü olduğundan küçük görmek. Olumsuz şeyler büyütülürken, olumlu şeyler küçük algılanır.

Örneğin; toplantıda sorulan her soruyu cevaplayamadığınız için bunu felaket olarak görüyorsunuz ve büyütüyorsunuz. Sunumunuzu beğendiğini söyleyen insanlara inanmıyor, yalnızca kibarlık yaptıklarını düşünüyor ve olumlu bir olayı küçük görüyorsunuz.

  • Kişiselleştirme (Personalization): Kişinin kontrolünde olmayan olumsuz olayları kişiselleştirmesi ve kendi suçu olarak görmesi.

Örneğin; iş arkadaşınız kızgın bir yüz ifadesiyle ofise geliyor ve siz size kızdığına eminsiniz, eşinizle bir davete geç kaldınız ve eşinizi daha erken çıkmaya zorlamadığınız için sorumlu ve suçlu hissediyorsunuz.

  • İkili düşünme (Dichotomous Thinking): Bu ya hep ya hiç düşüncesidir, dünyayı siyah beyaz görmeye ve griliğe yer bırakmamaya benzer. Bir şeyin ya çok iyi ya da berbat olduğunu düşünme, ya başarılı ya da tamamen başarısız olduğuna inanma gibi.

Örneğin; tam not alamadınız ve başarısız olduğunuza inanıyorsunuz, yemek siparişiniz yarım saat gecikti ve gecenizin mahvolduğunu düşünüyorsunuz. 

Bu düşünceler genellikle kişinin kendisi, dünya ve gelecek hakkında olumsuz düşünmesiyle şiddetlenir. Bu hatalar ve düşünce şekli kişinin kontrolü dışındadır. Olumsuz düşünen bir kişi de depresyona yatkın hale gelir. Bu sebeple, depresyonun bilişsel tedavisinde bu otomatik düşünceleri değiştirmek hedef alınır.

Kaynak: Simply Psychology, American Psychiatry Association

Görsel: Bored Panda