Modern insanın hızla doğal çevreden uzaklaşıp gittikçe dijital olan bir dünyaya adım attığı aşikar. Sosyal iletişimin bilgisayar ekranları, tabletler ve telefonlar ile yürütülmeye çalışıldığı; fakat bir arada olmanın, birlikte keşfetmenin ve yüz yüze olmanın azaldığı bir devire çoktan girmiş bulunuyoruz.

Yetişkinler de dâhil gençlerin ve çocukların büyük bir kısmı gittikçe kapalı ve insan eliyle oluşturulmuş mekânlarda zaman geçiriyor. Çocuklar grup halinde oynadıkları oyunları bile “çevrim içi” oynuyor. Peki, ya gelecek nesiller için bu ne ifade ediyor? Onların toplumu nasıl şekillenecek?

Her yeni nesil, bir öncekinin bıraktığını geliştirip değiştirerek yoluna devam eder. Fakat görünen o ki sanayileşmenin ve teknolojik gelişmelerin kaymağını yerken, çocuklara yapay bir dünya bıraktığımızın farkında değiliz. İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre 8 ile 12 yaş aralığındaki çocukların yüzde 64’ü artık bahçede oynamıyor ve zamanının çoğunu evde çeşitli “ekranlar” karşısında geçiriyor. Peki, bu gerçekten kötü bir şey mi?

Bir an durup düşündüğünüzde “Ee, dünya değişiyor. Artık çocuklar çok küçük yaştan itibaren birçok teknoloji ile çevrili büyüyor. Hepsi bizden akıllı vallahi!” diyor olabilirsiniz. Ama ne yazık ki, bulgular başka bir açıdan ışık tutuyor bize. Amerika’daki Kaiser Family vakfı 8-18 yaş aralığındaki çocukların haftada ortalama 53 saat dijital eğlence ile vakit geçirdiğini ortaya çıkarmış. Türkiye’de durum nasıldır, kapsamlıca araştırmak lazım tabi. Ama tahmin etmek pek de zor değil. Alanda çalışan uzmanlar bu durumun dolaylı etkilerinden tek tek bahsediyor: Hareketsizlik ve obezite, tehlikeli hale gelen sokaklar ve kaygılı çocuklar (ve aileler), zihinsel ve fiziksel sağlık sıkıntıları… İngiltere’de bulunan Essex Üniversitesi’nde yapılan çalışma göstermiş ki, doğaya kısacık da olsa temas etmek, çocuklarda öz güveni ve zihinsel esenliği artırıyor.

ağaçta çocuk

Aslında tahmin etmek ve anlamak zor değil: Özgürce keşfetmenin duvarlar arasına sıkıştırılması çok absürd değil mi? Çocuklarımıza iyi gelen aslında onlara 2. yaş günlerinde tablet almak değil, dışarıya çıkmak ve açık hava aktiviteleri yapmak. Çünkü Amerikan Tıp Derneği’nin 2005’teki çalışmasına göre çocuklar dışarıda ve açık havada özgürce oynadıklarında problem çözme yetenekleri, kendilerine dair farkındalıkları ve uyumlu davranışları artış gösteriyor. Daha mutlu hissediyorlar ve agresif davranışlar göstermiyorlar. Daha akıllı oluyorlar ve çevreleri ile daha iyi geçinebilen insanlar haline geliyorlar.

Çocukların doğada olmaları ve doğayı tanımaları onları uzun vadede doğaya karşı duyarlı hale getirir. Özellikle okul öncesi dönemdeki çocukların herhangi bir kuralı takip etmek zorunda olmadan özgürce oyun oynayabilmeleri çok önemli. Böylece çocuklar birlikte keşfetmeyi, yardımlaşmayı ve gözlemlemeyi öğreniyorlar. Açık alanlar veya doğal parklar onlara gözlem ve keşif şansını verebilir. Doğada karşılaştıkları durumları inceleme, yeni yöntemler geliştirme, birlikte karar verme ve farklı düşünebilme yetilerini geliştirebilir. Oyuncakların yerini yadsımıyorum tabi, fakat doğa da onlara sunulmuş kocaman ve macera dolu bir oyuncak aslında!

Değişen dünya ile birlikte ailelerin de bakış açısı değişiyor. Bugüne kadar görüşmüş olduğum çoğu anne-baba tedirgindi: Bizim çocuk çok hareketli, dikkati dağılıyor, sürekli bilgisayarda hayta. Halbuki belirli mekanlar içerisinde hareketsiz ve pasif kılınan, hep bir zaman çizelgesi içinde yaşayan ve iletişimini dijital araçlarla kurmak zorunda bırakılmış çocukları suçlamadan önce, çocuk olmanın kendiliğindenliğini bir düşünmek gerekmez mi? Kaç çocuk günümüzde, özellikle büyük şehirlerde, çimlerde koşabiliyor? Kuru yapraklar toplayıp, böcekleri inceleyebiliyor? Çamurdan heykeller yapıp, eserlerini göğsünü gere gere annesine gösterebiliyor?

En sevdiğiniz oyuncağınızı, arkadaşlarınızla sokakta oynamaktan en çok keyif aldığınız oyunu düşünün. Şimdiyse çocukların oynamaktan en çok hoşlandığı şeyler ekran başında. Fakat doğaya mecburuz ve gelecek her nesil de mecbur olacak. Ona karşı bilgisiz, ilgisiz ve duyarsız çocuklar, doğanın dengesini koruyabilmek için doğru hareketlerde bulunamayan yetişkinler olacaklar ve bir kısır döngü içerisinde çaresiz kalacaklar. Sahi, bugün de birçok insan doğanın bize gönderdiği sinyalleri görmek istemiyor. Acaba onlar hiç bahçede oynamamışlar mı?

Kaynak: The Guardian