Ana SayfaEkolojiDoğaDoğada yalnızca 2 saat geçirmek görme bozukluğunun tedavisi olabilir

Doğada yalnızca 2 saat geçirmek görme bozukluğunun tedavisi olabilir

-

2050 yılında, dünyadaki insan popülasyonunun yarısı -tahminen 5 milyar- görme bozukluğu yaşayacak ve miyop olacak. Bu insanların 1 milyarı, yüksek riskli kategoride bulunacak ve yüksek ihtimalle kalıcı körlük yaşayacak. Fakat bunu önlemenin çeşitli yolları var: Her gün saatlerce baktığımız ekranların önünden uzaklaşmak ve dışarı da biraz daha fazla zaman geçirmek.

Medical Daiy’e göre tahminen 2 milyar insana miyop veya uzağı görememe teşhisi koyuldu. Yalnızca miyopluk son 30 yılda neredeyse iki katına çıktı. Bu sayı 2050 yılında 5 milyara çıkacak ve biz bunu sevgili teknolojik yaşamımıza borçlu olacağız.

görme bozukluğu, miyop, 2015 12013 yılında, Vision Council tarafından yayınlanan bir rapor, günde dokuz saatimizi çeşitli ekranların (bilgisayar, telefon vebenzeri) başında geçirdiğimizi ortaya koydu. Ekran başında ne kadar fazla zaman geçirirsek uzağı görememe problemi yaşama ihtimalimiz o kadar büyüyor. Araştırmanın sonuçlarına göre, Amerikalı yetişkinlerin yüzde 70’i uzun süreli elektronik aygıt kullanımından dolayı çeşitli dijital göz yorgunlukları yaşıyor. Aynı çalışma, bu yetişkinlerin yüzde 63’ünün elektronik aygıtlardan yayılan, yüksek enerjili görünür veya mavi ışınların gözlerine olan olumsuz etkilerinin farkında olmadığına dikkat çekiyor.

Ancak problem sadece başından ayrılamadığımız ekranlardan kaynaklanmıyor. Kapalı mekanlarda çok fazla zaman geçirmek de bu sorunun başlıca kaynaklarından. Treehugger’ın haberine göre, sorunun bir parçasını çok fazla ışığa ya da ışığın yokluğuna maruz kalmak oluşturuyor. Doğal ışıklar gözlerimiz için çok faydalı, özellikle de gözleri hâlâ gelişmekte olan çocuklar için. Doğal ışıklar retinadaki dopamin salınımını uyarır ve gelişme süreci boyunca bu sinir ileticiler gözdeki elongasyonu -miyoba sebebiyet veren- engeller.

Ian Morgan, Canberra’daki Australian National University’de miyoplukla ilgili araştırmalar yapan bir bilim insanı ve çocuklar için günün üç saatini en az 10 bin birimlik aydınlatma seviyesinde geçirmelerini tavsiye ediyor. Morgan yaptığı açıklamada, “On bin birimlik bir aydınlatma, parlak bir yaz günü gölgeli bir ağacın altında güneş gözlükleri ile oturmaya eşdeğerdir” diyor. Buna rağmen iyi aydınlatılmış bir ofis veya bir sınıf genelde 500 birim ile aydınlatılıyor.

Medical Daily’nin haberine göre, Brien Holden Göz Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Kevin Nadioo; yöneticilerin, sağlık kuruluşlarının ve okulların farkındalığı arttırmak için birlikte çalışmaları gerekliliğine ve yetişkin ve çocukların göz sağlığının korunmasının önemine dikkat çekiyor.

görme bozukluğu, miyop, 2015 3Miyop tedavi edilebilir ya da geriye döndürülebilir bir rahatsızlık değildir. Ancak bundan kaçınmak için bazı önlemler almak bizim elimizde. Günde iki saat dışarda geçireceğimiz vakit, ekranlarla çalışırken sık sık vereceğimiz aralar büyük değişimler yaratacaktır. Sadece bu da değil, dışarıda yani doğada olmak bizi hem daha sağlıklı hem daha mutlu kılacaktır.

Kaynak: The Plaid Zebra

SON YAZILAR

Cephede enerji hasadı: Mimariyi canlı bir organizmaya dönüştürme manifestosu

Modern mimaride akıllı bina kavramı dijitalleşme ile anılırken, Hamburg’daki BIQ House bu zekayı biyolojiden alıyor. Dünyanın ilk biyoreaktif cepheli yapısı, cam panellerin içinde yaşayan mikro-alglerle hem enerji üretiyor hem de binaya dinamik bir gölge sağlıyor. Statik beton bloklardan, yaşayan organizmalara geçişin hikayesi.

Doğa kendi evini inşa ediyor: Karbon negatif bir yapı bloğu olarak “Kenevir Betonu”

İngiltere'deki Flat House, kenevir tarlasından doğan duvarlarıyla mimaride devrim yaratıyor. Karbon negatif, prefabrik ve nefes alan kenevir betonu (hempcrete) teknolojisini inceledik.

Bir sandalyeyi yetiştirmek: Nucleo’nun Terra projesi üzerinden ekolojik tasarımın yeni dili

Endüstriyel üretimin hakim olduğu bir çağda, tasarımın doğayla ilişkisi çoğu zaman "malzeme seçimi" düzeyinde kalır. Oysa bazı projeler, bu ilişkinin yalnızca yüzeysel bir tercih değil,...

Doğadan mimariye: Cam, deri ve çeliğin ötesinde ahşap atıklardan yeni nesil kompozitler

Günümüzde karşı karşıya olduğumuz çevresel zorluklar, yenilikçi çözümler ve sürdürülebilir malzemeleri her zamankinden daha önemli hale getirdi. Doğal kaynaklarımız hızla tükenirken, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri...
Pelin Ekici Kuzu
Pelin Ekici Kuzu
1984 yılının haziran ayında Gaziantep'te doğdu. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimlerini Gaziantep'te tamamladıktan sonra evi olarak gördüğü doğaya bilimsel anlamda katkı sunabilmek için Çukurova Üniversitesinin Çevre Mühendisliği Bölümünü tercih ederek Adana'ya geldi. İçindeki sanat ve doğa aşkını hiç yitirmeden aynı bölümde Yüksek Lisansını tamamlayarak doktora programına başladı. Halen Adana'da yaşıyor, hem çalışıyor hem doktora yapıyor.

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol