Yolun bizi mest ettiği bir çağdayız. Her ne kadar okuyacağınız yazı tam olarak bir yol hikayesi değilse de yoldan muaf değildir. Aslında müzikli bir yol hikayesinden doğan bir başka hikaye bu. Yola çıkış hikayesini her ne kadar burada okuyacak olmasanız da yolun getirdiklerinden, yolun büyütüp bir kısım sunduklarından haberdar olacağınız kesindir. Onların yolu, yola aşkı bitmez fakat bu kısmında bir davet var kabul ederseniz sizi de dost bilecekleri “Bir Buluşma”.

Bilal Alirıza, Çağrı Akoğlu, Melis Poçuk ve Simge Poçulu ile bir araya gelip biraz söyleştik, ortam ve şartlar her ne kadar iletişimimizi sınırlandırsa da samimi bir havadan uzak değildi. Ben sordum onlar yanıtladı. Evvela şunu söylemek de fayda var bu hikayede modern sorulara pek yanıt yok. Uzun bir süreçten sonra evrilen, başı ve sonu olmayan, evvel zaman içinde denecek türden ama çağımıza yetişmiş dersek pek uygun düşecek türden bir hikaye. Bu hikayenin tek bir kahramanı da yok. Ben sorduğum sorulara hep “biz” yanıtı aldım. Öyle bütünleşmişler ki onlar için sen, ben, o yok. Müzikle büyüyen yol hikayesinin insanları onlar. Öyle güzel ve öyle sadeler ki aslında burada kurulan her cümle bu sadeliğe gereksiz süs olacak.

Söyleşimize şu sorularla başlıyorum “Ben önce sizleri tanımak istiyorum. Hikayenizi anlatır mısınız? Bu hikaye nerede kesişti?”. Ardından bir müddet suskunluk doğuyor. Hepsi için bir muamma bu, kendiliğinden gelişen şeylerin tarihi, yeri, zamanı bilhassa da tarifi olmaz, bir nevi akış. Sonunda Bilal “Bizim hikayemiz eski dostluklara dayanıyor aslında. Hepimiz birbirimizle pek çok yerden kesişiyoruz. Sanırım temel ortak noktamız gezginliğimiz ve müzikseverliğimiz. Bu da her yerde yollarımızı kesiştiriyor.” diyor. Sonra Çağrı ekliyor: “Hikayemiz aslında farklı zamanlarda farklı yerlerde ‘bir buluşma’ da kesişti. Tadını aldığımızdan beri müzik ve muhabbet peşinde dağ bayır demeden dolanır iken biriktirdiklerimiz ve karşılaştıklarımız. Bu beraberliği ve yaratımları, uzun süreli dostluklar örgüsünün meyveleri olarak ortaya çıkardı diyebiliriz.” Bu arada Çağrı’nın kendisini bu hikayede şöyle tanımlıyor; “Müziği bir şeyler gerçekleştirmek için bahane etmiş bir insan”.

Ardında Simge “Bilal’in de dediği gibi temel noktamız gezginliğimiz oldu ve bir şekilde kesiştirdi yollarımızı. Elif’in Hecesi asıl olarak Bilal, Çağrı ve Fettah Karabakan’ın emeğiyle ortaya çıkmış bir projedir. Bizim de ufak katkılarımız olduysa ne ala.” Bu mütevazı yanıta aldanmayın. Her projede ortaya koyulan emekler genelde hakkıyla teslim edilemese bile burada bir uyarıda bulunmakta fayda var. Sohbet ilerledikçe Simge ve Melis’in bu projenin doğum sürecine ev sahipliği yaptığını öğreniyorum, az şey değildir hani! Bu sadece sohbette dile getirilen kısmı eminim arka planda bana anlatmadıkları daha pek çok emekleri mevcut.

Ve Melis soruyu şu şekilde yanıtlıyor; “Evet herkesin dediği gibi esasen gezgin hayatımız bizleri buluşturdu. Yediğimizi – içtiğimizi paylaştığımız, aşklara ve meşklere ortak olduğumuz, birlikte gülüp ağladığımız bir geçmişten öründü bağımız.

Bu cevapları okuyan her insanın kafasında oluşan şeyler çok net beliriveriyor. Müzik, yol dostluk, birlik, güçlü bir bağ… Çok kalabalık şekilde çıkmışlar yola böyle diyor Bilal. İmkanları oldukça da gezip dolaşmışlar, sınırları aşmışlar. Eğer yola çıktınsa zamanı gelince ayrılık da peydah olur. Yollar onları kısım kısım ayırmış. Eğer bir yerde ayrılık varsa özlem de var. Müziğin birbirine bağladığı bu insanlar birbirlerinin sedalarını özler olmuş. Çağrı’nın ifade ettiği gibi “Dostlarımızın özlediğimiz sedalarını yanımızda taşıma isteğinden ortaya çıktı bu proje.” Böylece projenin temelde nasıl doğduğuna dair bir yanıt alıyoruz. Ve şöyle güzel bir ifadeleri var bu projeleri için “Dost arşivi”.

İnsanların merakları da ‘dost arşivi’ için teşvik edici başka bir sebep. Bilal “Dilimiz elimiz döndüğüncenin üstüne bir şeyler eklemek, kayıtlar dinletmek isterdik hep. Bu bir ilham noktası idi.”diyor. Önceleri farklı projeler düşünmüşler. Fakat sonunda söyledikleri deyişler, türküler kadar basit bir dil olmalı diyerek ellerindeki imkanlarla başlamışlar videolar çekmeye. Çağrı’nın bu noktada çok güzel bir ifadesi var, “Hevesimizi düşünsel süreçlerin hışmına uğratmadan  başladık.” Burada yine anlatıyı kesip bir açıklama eklemeli; imkanları öyle çok fazla değilmiş, örneğin; ekipmanlar kendilerine ait değil, emanet. Böyle sade koşullar altında videolar çekmeye, arşiv oluşturmaya başlamışlar. Videolar için birkaç ana düstur belirlemişler. Belki dikkatli izleyiciler bunun ayırtındadır. Videolardaki sadeliği bir kenara koyarsak bir müzisyen elinde bir enstrümanla bir mekanda buluşmuştur sizinle. Aralarında birbirlerine has dilleri olsa da projeden hayli zaman geçmesine rağmen bir açıklama yapmamışlar. Öyle ki ismi bile yokmuş başlarda. Kendiliğinden gelişen bir şey bu, öylesine büyürken ismini kendi bulmuş. Bir Anadolu deyişinden çıkıp gelivermiş; Elif’in Hecesi.

Elif’in Hecesi bütün bu hikayeden sonra ardında gizlenen derin anlamı göstermiştir sanıyorum. Hecelenemeyen sadece bir ses olan bu harf hem projeyi tanıtmak için hem çekimlerde kullanılan düsturlar için harika bir ad oluvermiş. Tek kişi, tek enstrüman, tek mekan… Görüntü itibarıyla da tekliğe yakın bir görseli olan bu harfin koca bir meclisin yekliğine güzel atıf olmuş doğrusu.

Dost arşivi yolda oldukları bir zaman diliminde, önceden arşivde var olan bir videonun çok beğenilmesi ve paylaşılmasıyla çok kişiye ulaşmış. Döndüklerinde ummadıkları bir tablo ile karşılaşınca onlar da şaşırmışlar. Bu sizin için endişe uyandırdı mı diye soruyorum başlarda evet ama sonra her şey ‘normale’ döndü diyorlar. “Güzel ile güzelin buluşmasına mani olmadı bu durum” diye ekliyor Çağrı. Aslında şöyle desek yeri “güzel ile güzelin buluşmasına sebep olacak.” Neden derseniz yazının başında da belirttiğim gibi bir davetleri var size. Videonun bu kadar yayılmış olmasından dolayı bir araya gelmeye dair talepler artmış. Hem bu talebin yoğunluğu hem de onların isteği kesişmiş bir noktada. Uzun süredir gönüllerinde besledikleri, meclislerinde sizi de görmeyi arzuladıkları “Bir Buluşma”ya karar verilmiş böylece.

Bu buluşma meclisten çıkıp bir araya gelmeye ilk vesile. Onlar için anlamlı bir yer olan Fethiye’nin Yanıklar Köyü’nde gerçekleşecek. Bu köy meclisten bazı kişilere ev sahipliği yaptığı kadar birkaç videonun da çekim yeri. Videolardan aşina olanlarınız vardır o yemyeşil huzurlu yer orası. Bu buluşmaya katılmak için oldukça sebebi oluyor insanın. İlk buluşmaları olacaksa da gönüllerinde yeryüzünün birçok yerinde nice buluşmalar gerçekleştirmek gibi arzuları var.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı diye sorduğumda; projede birçok insanın emeği var diyorlar. Bilal, “Bir Buluşma’nın gerçekleşmesinde başta Melis’in, Simge’nin, Yankı Yüksel’in, Nour Shammout’un, Arda Tay’ın ve 30 kişilik bir ekibin aşk ile yoğun emekleri var diyebiliriz.” diyor. Hepsinin ismini her ne kadar burada zikredemeyecek olsak da her birine selam göndermiş olalım.

Yolları açık ola!

Youtube kanalı: Elif’in hecesi
Daha fazla bilgi için;  Web sayfalarından ve Facebook sayfalarından takip edebilirsiniz.

Buluşmanın Facebook etkinlik sayfası için lütfen tıklayın.
Projeyi finanse etmesi için oluşturulan sayfa: Ali’nin Bohçası
Destek olmak isterseniz: Patreon hesabı.