Kolombiya Devlet Başkanı Manuel Santos, Almanya’nın dört katı büyüklüğünde bir doğa koruma alanının planlanmakta olduğunu kamuoyuna duyurdu.

Kurulacak ekolojik koridorun amacı, koruma çalışmalarına destek vermek ve o bölge içerisinde biyolojik çeşitliliği ve iklimi korumak. Santos, projenin Kolombiya, Brezilya ve Venezuela arasında ortak bir proje olmasını istediğini belirtti. Gerçekleştirildiği takdirde, 135 milyon hektarlık alan kaplayacak alan, dünyanın en büyük ekolojik koridoru olacak. Santos; “Bölgeye ‘Üçlü A (Triple A)’ koridoru ismini vereceğiz; çünkü And Dağlarından, Amazon’a, oradan da Atlantik Okyanusuna uzanacak” şeklinde açıklama yaptı.

Manuel Santos
Kolombiya Devlet Başkanı Manuel Santos; “Bölgeye ‘Üçlü A (Triple A)’ koridoru ismini vereceğiz; çünkü And Dağları’ndan, Amazon’a, ordan da Atlantik Okyanusu’na uzanacak” şeklinde açıklama yaptı.

Kolombiya, Venezuela ve Brezilya, gezegenin en yoğun biyoçeşitliliğini barından başlıca ülkelerdir. Kolombiya tek başına, Amazon yağmur ormanlarından, dağ ve geniş ovalara yayılan coğrafyasında, 300 farklı ekosisteme ev sahipliği yapmaktadır. Oluşturulacak devasa koridor, bu ekosistemlerin bir kısmını kapsayacak, böylece proje sadece alanca büyük olmasının yanı sıra, barındırdığı tür çeşitliliği açısından da eşsiz olacak.

Sene sonunda Paris’te yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nde, konuyla ilgili ortak bir önerge vermeyi düşünen Santos; “Bu ekolojik koridoru iklim değişikliğiyle mücadelede yardımcı olacak bir etken olarak önereceğiz” şeklinde açıklamada bulundu. Paris’te yapılacak iklim zirvesinde oluşturulacak anlaşma, 194 devlet tarafından imzalanılacak ve iklim değişikliğine karşı mücadelede yeni dayanak olacak.

Ortak bir bilinç

Koridorun yapılması planlanan bölgenin, yüzde 62’si Brezilya topraklarından, yüzde 34’ü Kolombiya topraklarından ve yüzde 4’ü de Venezuela’dan geçecek. Heyecan verici plana, Gaia Amazonas Kurumu’nun kurucu başkanı Martin von Hildebrand da destek verecek. Hildebrand koridoru sadece bölgedeki biyoçeşitliliği korumak için değil, aynı zamanda yerel halkın hayat standartlarını ve alıştıkları kültürlerini korumak için de yararlı buluyor ve liderlerin projeyi beş yıl içerisinde yürürlüğe geçirmelerini umuyor.

En büyük doğal alan

Karşılaşılacak zorluklar olabilir

Planın yürürlüğe konulmasıyla ilgili hala çeşitli belirsizlikler var. Önde gelen engellerden biri korumanın seviyesi. Planlanan alanda halihazırda farklı koruma önceliklerine sahip koruma alanları bulunmakta. Bütün bunları aynı çatı altında toplamak, koruma seviyeleriyle ilgili yeni anlaşmalar yapılmasını gerektirecek. Örneğin; korunan alanlarda kimlerin yaşamasına izin verileceği veya alan içerisine ne tür yapıların inşa edilmesine izin verilebileceği veya parkın yönetiminde kimin otorite sahibi olacağı gibi konuların konuşulması gerekmekte.

Son olarak Hildebrand konuyla ilgili umutlarını; “Belki de tüm dünyaya örnek olması için böyle bir şeyin yapılmasının tam zamanıdır. Bence bu şansı çok iyi değerlendirebiliriz” şeklinde ifade ediyor.

Kaynak: Deutsche Welle