Cuma gecesi sokaktaki sesler birden artmaya başlayınca ne olduğunu merak ettim. Çünkü bu, günlerdir süren sosyal izolasyon çerçevesinde oldukça tuhaf bir durumdu. Derken iki gün sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini öğrenince neler olduğunu anlamak için balkona çıktık. Mahallenin bir kısmı açık olan dükkanların önünde kuyrukta diğer bir kısmı da bizim gibi balkonlarındaydı. Tam da sırasıydı aslında, sokaktan belli aralıklarla, son ses Gazapizm dinleyerek geçen arabalardan birinden Anıl Acar’ın “Endişeye mahal yok endişeye,” diyerek geçmesinin ama kimsenin yüksek sesle müzik dinleyecek hali de yok gibiydi. Gece yarısına kadar mahalledeki telaş azalarak devam etti.

Hafta sonu, İzmir sokaklarının Gazapizm rutini de bozulmuş görünüyordu. Ortalık sessiz. Havanın tam da bahara çaldığı, tüm bunlar olmasa İzmirlilerin sokakları dolduracağı bir günde, aklımda sürekli “endişeye mahal yok endişe” şarkısı dolaşıyor. Bu nedenle bu yazımda biraz endişeye mahal olmamasından biraz da Gazapizm’in yeni albümü Hiza’dan bahsetmek istiyorum.

Bir sosyal medya paylaşımın düşündürdükleri

Geçenlerde arkadaşlardan birisi aşağıdaki görselle birlikte şöyle bir anekdot paylaştı. Paylaşılanın doğruluğunu teyit etmedim. Yani İbn-i Sina gerçekten böyle bir deney yapmış mıdır? Bilemiyorum. Ama sanırım özellikle bugünlerde kıssadan hissesine dikkat etmek gerekiyor.

Anektodu aynen aktarıyorum: “İbn-i Sina bir deney yapar; iki kuzuyu iki ayrı kafese koyar. Kuzular aynı yaşta, aynı kiloda, aynı cinstir ve aynı yemlerle beslenir. Tüm şartlar eşittir.

Ancak, yan kafeste bir de bir kurt vardır ve kurdu sadece kuzulardan biri görebilmektedir. Aylar sonra kurdu gören kuzu huzursuz, zayıf, çelimsiz olduğundan ölür. Kurt kuzuya hiçbir şey yapmamasına rağmen, kuzu yaşadığı korku ve stres yüzünden ölmüştür.

Kurdu görmeyen diğer kuzu ise oldukça huzurlu olduğundan besili ve kiloludur. Bu deneyde İbn-i Sina, zihinsel etkinin, sağlık ve bünye üzerindeki olumlu, olumsuz etkisini deneylemiştir.”

Alıntılanan anektod gereksiz kaygı, korku ve stresin insana vereceği zarardan bahsederek, bu salgın günlerinde, kendimizi bundan korumamız gerektiğini söyleyerek bitiyor. Yani canlarım, “homo homini lupus: insan insanın kurdudur,” günlerinde yapmamız gereken elimizden geldiğince selametimizi korumak oluyor.

Elbette selametini korumanın başı, temel ihtiyaçların karşılanmasından geçiyor ve ben ekmek parasını kazanmak için her gün sokakları, iş yerlerini dolduran milyonlara saygılarımı sunarak yazıma devam etmek istiyorum.

Bu günlerde müzik de güçlü doğasıyla bizi her zaman sarıp sarmalıyor. Gazapizm, aşağıdaki parçada, “endişeye mahal yok,” diye bize hatırlatırken ben de onlardan ve Hiza albümlerinde bahsetmeye geçiyorum.

Gazapizm

Son birkaç yılda rap müziğin zirveye tırmanacağı belki de tahmin edilen bir şey değildi ama özellikle gençlik rap’i sevdi. Birden bire o kadar iyi ve çok rapçimiz oldu ki neredeyse hepsinin müziğini takip etmek bile imkansız.

Rap, doğası gereği, sokağın, haykırmanın, umudun, direncin ve gençliğin sesiydi. Ben kendi adıma içinde bulunduğumuz modern zamanların âşıklarının rapçiler olduğunu düşünüyorum. Elbette bunlardan birisi de Gazapizm ve Anıl Acar. 

Âşıklar arasında süregelen bir gelenekte, bağlamasını duvardaki çivinin en üstüne asmak bağlamayı asanın diğer âşıklardan üstün olduğunu söylemesi anlamına gelirmiş. Âşıklar da alçak gönüllülükten en üst çiviye bağlamalarını asmazmış. Bu nedenle rapçilerin hangisinin en iyi olduğu dinleyene kalsın. Gazapizm’e gelince, Gazapizm’in İzmirli olduğunu ve belki de bu nedenle İzmir’de çok sevildiği İzmirli diğer rapçiler gibi arabalarda yüksek sesle dinlenerek sokakları kendi müziğine boyadığını belirtmek isterim.

2020 Şubat’ta, sokaklarımızda yeni şarkılar dönmeye başladı. Biraz kulak verince Gazapizm’in yeni albüm çıkardığını anladım. 

Gazapizm kısaca 2003’de Argo İzmir’le doğan ve ilk albümünü 2009 “Majör Depresyon” adıyla çıkaran, 2014’de çıkardığı “Yeraltı Edebiyatı” albümüyle, müziğin yeraltı edebiyatını yapan, şiire ve beat ruhuna yakın karakterleriyle, “Bir Gün Her Şey” 2016 albümlerini asıl “Heyecanı Yok” singlelarıyla taçlandıran gruptur.

Gazapizm ve Heyecanı Yok

Kitleler tarafından asıl kucaklanışı da “Heyecanı Yok” parçasıyla olmuştur. Tuhaf ama gerçek: Bir festivalde, grup, tüm izleyenlerle “Heyecanı Yok,” şarkısını seslendirirken, festival alanın hemen dışındaki kalabalıkta yemek siparişi gelen tahminen liseli bir grup vardı. Siparişlerinin gelmesiyle gruptakiler, büyük bir coşkuyla, motosikletli yemek servisçisiyle selfiler yaparken, ortalık, “yok. Bu hayatın heyecanı meyecanı yok.” diye inliyordu. Liseli grubun haliyle, şarkının sözleri tümüyle bir çelişkiydi. Festival İnciraltı’ndaydı ve siparişlerine kavuşmak onlar için inanılmazdı: heyecandan ve sevinçten uçtukları her hallerinden belliydi. Sonra da şarkıya eşlik etmeye devam ettiler.

“Yok bu hayatın heyecanı meyecanı yok.”

Hayatın heyecanları herkese göre farklı biçimlerde devam ederken, Gazapizm, kısa film gibi klipleri, kent ozanın kalbinden düşmüş şarkı sözleriyle, gönüllere girmeyi başarmıştı.

Hiza

Gazapizm, kendi çizgisinde, yine şarkı sözlerinin boş beleş olmadığı “Hiza” albümünü dinleyiciyle Şubat 2020’de paylaştı. Albümün ilk klibi, “Pisliğin Üstüne Basmışlar” parçasına geldi. 

Vokalleri ve klarnet sololarıyla göz dolduran albümde, yerele de dayanan yeni soundlar duymak mümkün.”Yaşanırsa Diye” parçasında Cem Adrian’la yapılan bir de düetin olduğu albümde, on parça yer alıyor. Hiza albümüyle ilgili “Heyacanı Yok,” kadar çok sevilecek şarkılarla dolu olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Dinleyenleri bol olsun.

Yazımı, Gazapizm’in “Dayan” parçasından bir sözle bitirmek istiyorum.

“Dayan Hayat

Dayan Hayat

Dedim ki kendime amansız değil bu, dayan!

Deryada bir damla vazifeniz vefa!”

Vefayı değene, unutulmayacak dünlere ve yarınlara çevirmeniz dileklerimle, salgın günlerinde sağlıcakla kalalım. Çok sıkılırsanız da Gazapizm dinleyebilirsiniz, sert üsluplarıyla, size, hayatı ve “dayan”mayı hatırlatacaklardır.

Albüm:

Söz Gazapizm (Perişan: Gazapizm  & Gaye Su Akyol) (Efkar: Gazapizm & Deniz Sungur)

Müzik: Okan Çam & İbrahim Uludağ /Ateş Berker Öngören / Muammer Çetinyay (Efkar:Ateş Berker Öngören & Deniz Sungur)

Saksafon: Korhan Futacı

Çello: Osman Öngören

Trompet: Fırat Akcan

Perdesiz Gitar: Ateş Berker Öngören

Yaylı Grup: Argo Strings

Keman: İdil Han

Bass Gitar & Perdesiz Bass: Erdal Eriş

Koro: An Vokal

Vokal: Bahar Sönmez

Mix: Okan Çam /Barış Büyük

Mastering: Barış Büyük

Spotify: https://open.spotify.com/album/730v11…

Apple Music: https://music.apple.com/tr/album/hi-z…

Fizy: http://listen.fizy.com/album/–/H%C4%…

Instagram: https://www.instagram.com/gazapizmani…

Twitter: https://twitter.com/gazapizm