Ana SayfaEkolojiDoğaFLEX teknolojisi ile fotosenteze uzaydan bakmak

FLEX teknolojisi ile fotosenteze uzaydan bakmak

-

Avrupa Uzay Ajansı (ESA), yeni geliştirdikleri FLEX teknolojisiyle uzaydan bakıp, dünyadaki fotosentetik aktiviteleri ve bitki örtüsünün nerelerde toplandığını tespit edebilecek. Bu yeni teknoloji, bilim insanlarına dünyanın bitki sağlığını korumak adına çok büyük yardımlarda bulunacak.

İklim değişikliğinin eşiğinde olduğumuz şu günlerde, uzmanlar büyük bir telaş içinde, insan yapımı karbon salımlarına ve okyanus tabanından salınan doğal metan artışlarına bir çare bulmak için uğraşıyor.

Doğru hesaplamalar yapabilmek için ilk önce, gezegenin karbon döngüsünü ve bitkilerin ne kadar karbonu hapsedebildiğini ölçebilmek adına teknolojiler geliştiriyorlar. Bu amaçlarla NASA daha öncesinde fitoplanktonların yaygınlığını ve orman yoğunluğunu ölçmek için iki tane cihaz üretmişti.

ESA ise, “Biyokütle Görevi” (Biomass Mission) çalışmalarında kullanmak üzere yeni bir araç geliştirdi. Detaylı bilgi verecek bu araç, 2020 ile 2025 yılları arasında ölçüm yapacak.

“Biyokütle Görevi”nin amacı radyo dalgalarını kullanarak dünyadaki bitki örtüsünün detaylı haritasını çıkarmak; ancak ESA’nın üzerinde durduğu, sadece ağaçların sıklığının belirlenmesi değil. Bazı ormanlar veya bitki örtüleri, diğerlerinden daha çok karbon hapsetme özelliğine sahip. Fotosentez yaparken bitkiler bünyelerine karbondioksit alır ve ondan besin yaparlar; ancak her bitkinin fotosentez hızı ve verimi aynı değildir. Bu sebeple bazısı daha çok karbonu atmosferden uzaklaştırır.

Tarla
Farklı bitki örtülerinin floresan ışımaları. Resimler Dünya Kaşifi(Earth Explorer) FLEX görevinde, havadan çekim yapan Hyplant isimli bir sensör tarafından çekildi. (Fotoğraf: U. Rascher, Forschungszentrum Jülich/ESA)

Yeni geliştirilen FLEX (Floresan Araştırıcı), bitkilerin fotosentez yaparken çıkarttıkları floresan ışımalarını gözlemleyebiliyor. Çıplak gözle göremediğimiz bu ışımalar, FLEX sayesinde belgelenebiliyor.

ESA, FLEX ile yaptığı gözlemlerinde, stres altındaki bitkilerin (mesela, tarım ilacı uygulanmış) diğerlerinden daha parlak göründüğünü tespit etti. Bunun sebebi de zarar görmüş bitkilerin, sağlıklı olanlar kadar etkili fotosentez yapamaması ve kendisine gelen güneş ışınlarını yeterli derecede emememesinden dolayı kızılötesi parlaklık olarak geri yansıtması.

(Görsel Kaynağı: NASA)
ESA, FLEX ile yaptığı gözlemlerinde, stres altındaki bitkilerin (mesela, tarım ilacı uygulanmış) diğerlerinden daha parlak göründüğünü tespit etti. Bunun sebebi de zarar görmüş bitkilerin, sağlıklı olanlar kadar etkili fotosentez yapamaması ve kendisine gelen güneş ışınlarını yeteri derecede ememesinden dolayı kızılötesi parlaklık olarak geri yansıtması. (Görsel Kaynağı: NASA)

FLEX’in en güzel yanı ise sağlıksız bitkilerden yansıyan bu kızılötesi ışınları tespit etmesi. Böylece ormanlar, tarlalar ve bitki örtüsü bulunduran diğer büyük arazilerde var olan bitkilerin, ne kadar sağlıklı olduğunu, ne kadar boğulmakta olduğunu bilebileceğiz.
Milan Üniversitesi’nden Micol Rossini FLEX hakkındaki düşüncelerini şöyle ifade ediyor; “Bitki sağlığının ve bitki örtüsünün değişen çevre şartlarına göre detaylı ve küresel haritalarını yapmaya başlamamız, bilim alanında kuantum bir sıçrama olacak.”

Elde edilen bilgi ile ise FLEX ekibi, kurtarılacak bölgeler arasında bir önem sıralaması yapmayı ve daha zekice koruma politikaları izlemeyi, ayrıca kaynakları en uygun şekilde kullanmayı mümkün kılmayı planlıyor.

Kaynak: Nature World News  

SON YAZILAR

Cephede enerji hasadı: Mimariyi canlı bir organizmaya dönüştürme manifestosu

Modern mimaride akıllı bina kavramı dijitalleşme ile anılırken, Hamburg’daki BIQ House bu zekayı biyolojiden alıyor. Dünyanın ilk biyoreaktif cepheli yapısı, cam panellerin içinde yaşayan mikro-alglerle hem enerji üretiyor hem de binaya dinamik bir gölge sağlıyor. Statik beton bloklardan, yaşayan organizmalara geçişin hikayesi.

Doğa kendi evini inşa ediyor: Karbon negatif bir yapı bloğu olarak “Kenevir Betonu”

İngiltere'deki Flat House, kenevir tarlasından doğan duvarlarıyla mimaride devrim yaratıyor. Karbon negatif, prefabrik ve nefes alan kenevir betonu (hempcrete) teknolojisini inceledik.

Bir sandalyeyi yetiştirmek: Nucleo’nun Terra projesi üzerinden ekolojik tasarımın yeni dili

Endüstriyel üretimin hakim olduğu bir çağda, tasarımın doğayla ilişkisi çoğu zaman "malzeme seçimi" düzeyinde kalır. Oysa bazı projeler, bu ilişkinin yalnızca yüzeysel bir tercih değil,...

Doğadan mimariye: Cam, deri ve çeliğin ötesinde ahşap atıklardan yeni nesil kompozitler

Günümüzde karşı karşıya olduğumuz çevresel zorluklar, yenilikçi çözümler ve sürdürülebilir malzemeleri her zamankinden daha önemli hale getirdi. Doğal kaynaklarımız hızla tükenirken, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri...
Selma Çam
Selma Çam
Hayat hikayemi anlatmaktansa, hayatın kendi hikayesinden anladıklarımı anlatmayı yeğlerdim, oysa ki üç aşağı beş yukarı hepimizin hayattan anladığı ve anlamadığı aynı. Anlatmak ise kelimelerin yetersizliği içerisinde kendi anlamını kaybediyor. Hiç bir şey anlatmasam da anlayabilen için çok bile anlattım. Erkan Oğur'un da dediği gibi; "Bu işin sonu sessizlik."

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol