Işık, en saf haliyle kendi kaynağından çıktığında yoluna çıkan bir prizmadan geçince kırılır.
Kırılan ışık görünür olur. Yoluna devam eder ama artık görünmez olarak değil. Işığın özündeki renkler görünür olur gökkuşağı gibi.

Işık kırılınca bu kırılma sonrası ilk ortaya çıkan renk mavidir, sonra diğer renkler…
Bu yüzden onlara mavi çocuklar da diyebiliriz.

Kalpleri kırılan, horlanan, varoluşundan dolayı yargılanan, ötekileştirilen, kendisi olmaya izin verilmeyen, baskı altına alınan, zulme uğrayan, katledilen her varlık farkında olsun ya da olmasın birer mavi çocuğa, birer gökkuşağı çocuğuna dönüşmüştür…

Gökkuşağı bir bilinç, bir ruh, bir özgürleşme halidir… Kendine uygulanan baskı ve kırılma noktasına sevgiyle tüm renkleri beyan ederek var olma halidir…

Karanlık ve karanlığın orduları, bu bilincin insanlık ve dünya üzerine bir gökkuşağı gibi doğmaması için ışığı yasaklar.

Karanlığın doğası bunu emreder… Lakin kırılarak da olsa ışık yolunu bulur…

O ışık, karanlığa mahkum edilmek istenilen insanlık bilinci üzerine doğan gökkuşağıdır.

Biz ışığız.

Ve ışığın evrensel kozmik anayasasında dünyasal yasalar, yasaklar tanınmaz ve geçersizdir
Işığa yasaklar, kanunlar, deccaller hükmedemez.

Ne mutlu mavi çocuklara.

Ne mutlu insanlık bilincini aydınlatan, tüm tabuları, sınırları, ezberleri, köhnemiş temelleri sarsan ve özgürlüğün, neşenin, çoşkunun gökkuşağı çocuklarına…

Ne mutlu kırılan bütün kalplerin intikamını rengârenk gökkuşağına dönüşerek alan çocuklara…

Hazırlayan: Micheal Maria Martin

Fotoğraflar: Micheal Maria Martin