ABD’nin Florida eyaletine bağlı Orlando şehrinde ülke tarihinin en büyük silahlı saldırısı yaşandı. Kendisine ait Amaq haber ajansı üzerinden duyuru yapan terör örgütü Işid’in üstlendiği katliamda 50’den fazla insanın hayatını kaybettiği belirtiliyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin eski Başbakanı Ahmet Davutoğlu tarafından “bir grup öfkeli genç” olarak nitelendirilen terör örgütüne bağlılığını olaydan birkaç dakika önce 911’i arayarak açıklayan saldırgan, 12 Haziran gecesi Pulse adlı bara saldırdı. Bardaki insanları rehin alan saldırgan saatler sonunda polisle yaşanan çatışma sonucu öldürüldü ancak 50’den fazla insanın yaşamını yitirdi, 53 kişinin yaralandığı açıklandı.

ABD’de ulusal yas ilan edildi. New Yorklular, 13 Haziran saat 19.00’da hayatını kaybedenler için Stonewall’e yürüyüş düzenleyecek.

Her günümüz bir katliama yıl dönümü olup çıkıyor karşımıza her yeni sene. Her sene başı bu yıl bizim yılımız olacak dediğimizde günbegün çoğalıyor anmalarımız, acılarımız, çığlıklarımız. Bildiğimiz tek bir şey var. Saldırılar, katliamlar bu gökkuşağını solduramayacak. Barış içinde özgürce yaşayacağız bir gün, o kalın kafalarınıza inat. Ve o kalın kafalarınızla mücadele edeceğiz dört koldan, yılmadan. Ölmek yıldırmayacak bizleri, kanla boyayamayacaksınız hayallerimizi. 

Orlando’da yaşananların ardından insan, bir kez daha soğudu insanlığından, varlığından. Sadece saldırı değil utandıran ve yaşamaktan yıldıran. Saldırının binlerce kilometre uzağında yapılan yorumlar da en az saldırı kadar can alıcı. Birkaç örneğe ne dersiniz?

Buna üzülen ona neden üzülmüyormuş da orda 50 kişi ölürken burda bilmem kaç yüz kişi ölüyormuş. Hep bir sayısallaştırma, hep bir kıyas. “Şehitler için kelam etmeyenler köpek gibi inliyor” demiş mesela biri. Hem saygısız hem terbiyesiz hem türcü hem de vicdansız. Peki sen ne yapıyorsun şehit diye adlandırdığın kişiler hayatını kaybedince? Bu ülkede o kadar çok ki bu saçmalıklar. O kadar çok ki bu saçma insanlar. İbne diye hakaret edenlere dikkat edin, içlerinde hep bir “bastırılmış yaşayamamışlık”, vatan savunusu yapanlara bir bakın, vatanla alakası yok, savaş çıksa ilk o kaçacak. Dinin hoşgörü emrettiğini sakız gibi çiğneyenlere bakın, cemaatten ayrılınca neler çalıp neler çırpıyor, dedikodunun bini bir para, “ahlak” adı altında ne hüsranlar. Hiç düşünüyor musunuz, belki de tek sorun gelip giden veya bir gelip gitmek bilmeyen hükûmetler değildir. Diyelim ki bu hükûmet gidecek, peki, yeni gelen hükûmet bu kafayı ne yapacak da değiştirecek?

Kaynak: NBC NEWS, Diken