Özel bir zaman bize kendini açar. Yaşayan zaman denilen bu aralıktan gelenler bizi mutlu eder. Bazen sadece izlemeye gelirler, bazen siz sadece izlersiniz. Ne olduğunu bilmeden baktığımız an’lara gidelim.

Uçan halıyı ayaklarınızın altından çekeceğim bu sefer. Yerine uçan kalbi, yüksek aklı koyacağım. Köydeki üzümlerin olgunlaşmasını bekleyenlerden biri de benim. O küçük kara kardeşlerin yaz ayı boyunca topladıkları güneş izlenimlerini fermente edeceğiz. Ayaklarımızın altına alacağız o realiteyi. Suyu tutmak için oluşturdukları kesecikleri, kapları ezeceğiz ki içindeki çıksın. Simyasal işler olacak mekanda. Kan ve şarap bir olacak belki de? Su dolu güğümleri getireceğim öğretmene nasıl şarap yaptığını bize gösterir belki?

Birbirine muhtaç diyebileceğim iki farklı realitenin kavuşması, birlikteliği karanlık içinde görmezden gelinemeyecek bir ışık yaratıyor. Yarattığı için, yaratmaya devam ediyor kısaca yaratıyor. Gelecekteki benin, ona göre geçmişteki şimdisinde yaşayan ben’e yolladığı her şeye selam olsun. Nasıl bir sevgi bu?

Karanlığın içinde oluşturduğumuz dişi ve eril kabını görmek için uzaklardan gelenler için her zaman temiz bir odamız var. Havası için dönen tekerleğimiz, yıkanacaklar için bitki akvaryumumuz var. Ateşin içinde dans etmek isteyenler için gaz yağı lambamız var. Toprakta biraz uzanayım Peace Lily’nin gölgesi altında diyenler içinde toprağımız, bitkilerimiz var. Kaslarında gerginlik enerjisi bulunmayan, kendisine göre sevgisini harika bir şekilde ifade eden Lapis kedimiz var. Kendisi Lapis Lazuri soyundan geliyor. Pembe hayvan! Çığlıkçı hayvan! HaVa’yı fazla kullanıyor.

Karanlıkta görünür olmuş iki varlığın dansını izlediniz mi hiç? Birbirini bilen iki varlığın nasıl uyuduğunu gördünüz mü? İçsel olarak bilirsin. Birçok şeyi kaplar o bilme hali. İki galaksinin birbiri içine çekilip her yöne dağılması gibi. Egonun kendi içinde yükselmesi ve bildiğimiz anlamda var olmaktan çıkarmasını görebilirsiniz.

Eve gelmişsinizdir sizinle birlikte gelenlerin yanında evde başka bir şey daha vardır. Bir ders çıkışı eve döndüğünüzde geceyi karşılamak için dinlenirken tavanda aurora borealis ışığı dolaşır. Biz onlara bakarken onlar da bize bakar. Işık daha fazla bilgi ile alanda var olmaya doğal olarak başlar. Işık bilgi taşır, entropinin artması demek sistemi tanımlamak için daha çok bilgiye ihtiyacım var demektir. Bilgiyi de ışık taşıdığına göre, entropinin artması daha çok ışık olması demek bizim için. Düzensizlik gibi anladığımız şeyin içinde bize gözüken ışıkları yakarsınız birlikte. Bir yerden sakin bir mantra geceyi doldurur. Beyaz, çukurca bir kabın içerisinde Ibn Ezra’nın karışımı üstünde dağ adaçayı demetiyle yanar. Abraham ben Meir ibn Ezra ve Meir’in Tanrısı odaya kokusunu verir. Ufak bir dokunuş ile açılır tavan. Daha da görünür olursunuz ama en önemlisi de dişi ve eril karanlıkta ışığı titreştirmeye başlamıştır.

İstanbul’un kirli alanları içinde temiz kalmaya devam edersiniz. Korkmuş, yaşam alanı kalmamış dostlar için deniz fener gibi işaret verirsiniz. “Evet, derler buradaki evin ışıkları yanıyor. Geceyi orada geçirebiliriz, bize yemek ve yatacak yer verirler. “

Evet, insanın unuttuğu astral ışıkları tekrar yakan, yakmaya çalışan dostlara selamlar olsun. Kalbimi kalplerinin üzerine koyuyorum. Ibn Ezra’ya, maddeyi gözlemeye gelmiş, şahit olan Sahra’ya, büyük yıldızların ışıklarına. Devam dostlar.